Yemeyen Çocuk Annesi Sağlıklı Düşünemez…

Yemeyen Çocuk Annesi Sağlıklı Düşünemez…

Yazan: Pınar

Yani ben yemeyen bir çocuk annesi olarak pek sağlıklı düşünemiyorum da ondan diyorum:-) Bu da benim bu konuda kafayı yeme hikayem, buyrun:

İkiz bebek büyüttükten sonra tek bebek büyütmek ne kadar zor olabilirdi ki? Gayet de zor olabilirmiş bebeğine bağlı olarak da;  Emre zor bir bebek değildi. Tek konu hariç: Yemek. Sağolsun, Emre’nin yemekle olan ilişkisi nedeni ile yaşadıklarım  “büyük konuşma”dan, “allahın sopası yok” a kadar nadide öğüt yelpazemizde yer alan her sözü tek tek elden geçirmeme olanak verdi.

Prematüre doğan ikizlerim Damla ve Deniz’in aksine  tosuncuk doğan, güzel güzel emen, güzel güzel de kilo alan Emre iki aydan sonra  memeden süt emmez oldu. Ben de sağıp sağıp içirmeye devam ettim. Ama Emre anne sütünü gerçekten sevmiyordu. 4 aydan sonra çok yavaş bir biçimde katılara başladık, Emre’nin onlara da pek ilgisi yoktu. Emre bir yaşına kadar anne sütü ağırlıklı olarak ve genelde uykuda beslendi. Alması gereken anne sütü miktarının en alt sınırında geziniyor, katı yemekleri normal öğünlerde bizimle masada yiyordu. Sağlığı yerinde olduğu için kilo alma hızı aydan aya düşmesine rağmen çok dert edinmiyordum. Nitekim yıllar öncesinden evrene savurmuş olduğum “Acıkan yer. Ben çocuğun arkasından köfte ile koşan annelerden asla olmayacağım” lafının beni takip ettiğinin farkında değildim.

Bir yaşından sonra inek sütü, az tuzlu sofra yemekleri olarak Emre’yi bebek modundan çocuk moduna geçirdim. Kendi isteği ile yemesi icin sunulan imkanları, denediğim çeşitlemeleri saymayacağım. Bu konuyla ilgili her türlü uzman önerisini de gerçekten biliyorum, hatta önceki iki çocuğum gayet de güzel yemek yer kitaba kurala uygun. Vallahi “çocuğunuz yemek yemiyorsa dönün kendinize bir bakın” gibi laflardan çok  alınıyorum yani.

Neyse uzman önerileri doğrultusunda Emre’nin kilo alması durmaya yakın hale geldi ve o sırada Türkiye’ye gidince “zayıf ya, bakamamışsınız”, “tabii 6 aydan sonra anne sütü gerekli değil, kesseydin, pilav verseydin”, “aa, bak bisküvileri ne güzel yiyor, hani iştahsızdı” yorumları karşısında sukunetimi korumaya çalışırken kafayı yedim ve bütün yetkiyi tam bir yemek tıkıştırma ve çocuk tombullaştırma uzmanı olan anneme verdim. İçim kan ağlayarak, vitaminli, besin değeri yüksek yaşama zevki kaçırıcı bulamaçların Emre’ye zorla tıkıştırılmasını izledim. Gerçekten bir ayda hafif tombullaştıysa da bir hastalık, bir diş çıkarma dönemi ve annemden ayrılışla birlikte doktor kontrolünde Emre’nin  iyice kilo kaybetmiş olduğu görüldü. Doktor ilk kez “ne yaparsan yap” yedir. “Yediği miktarı arttıramazsın ama yediklerine yağ ekleyerek kalorisini arttır” bile dedi. “Sütüne şunu bunu ekle vs” ile birlikte ilk kez içimdeki panikle yeni bir döneme geçiş yaptım. İşte o andır artık benim başka bir boyuta geçişim.

Sonrasında çocuğun ağzını açtırmak için bulduğum, denediğim oyunları Maria Montessori görse benimle gurur duyar. İnsanın gözünü hırs da bürüyor oyunla bulamaç yedirme işine başlayınca. Hırslı anne sendromuyla çocuğu az kusturmadım. Ama iki ay içinde Emre’ye kilo aldirdım. Uzman desteğim de vardı ayrıca, doktor “ne yapıyorsan yapmaya devam et” dedi. Dedi ama benim sinirler harap, Emre gittikçe büyüdüğü ve zekileştiği için her öğüne daha yaratıcı bir faaliyet bulma çabasından bezmiş durumdaydım. O sırada Emre 18 aylık ve pragmatik kocam “ya şu Baby Einstein’ları denesek” dedi. “Ama, televizyonla yemek yemesini istemiyorum” dedimse de sonunda her öğüne bir oyun bulmaya çalışarak bezdiğim bir gün  kütüphaneye gittim ve bir kaç tane Baby Einstein dvdsi aldım.

İlk denemem yemek yedirme açısından süperdi. Emre, televizyona bakıp hipnotize oldu ve yemeğini otomatik pilotta ağzını açarak sildi süpürdü. Uzman görüşleri umurumda değildi artık, çünkü ben artık başka bir evrende yaşıyordum. Bu model sanırım bir ay sürdü. Yemeğini çok çabuk bitiriyordu, günlük ekran süresi de 30-40 dakikayı geçmiyordu. Fakat bu saadet kısa sürdü. Emre Baby Einstein’dan sıkıldı. Bu arada bu “kilo aldı” saadetinin yüzdelik dilimde karşılığı %15. Yani o yaştaki çocukların %85’i Emre’den tombik demek. Bu çocuğun ilk doğduğundaki persentili ise %80 ki %5’lere inmişliği var. İtinayla çocuk zayıflatılır durumuna bakın yani.

Emre, 20 aylıkken annem ve babam bize geldiler. Yemek yedirme uzmanı olan annem bile Emre’de zorlandı bu sefer. Emre artık annemin “bak, kuş geçiyor” türevi oyuncukları ile ağzını açacak yaşı geçmişti. Annem bizim Montessori araç gereç kutusunu denedi bir süre ama Emre’ye onlardan da fenalık gelmişti. Masallar, şarkılar, gösteriler de işe yaramadı. İşte o zaman annem, babamın iPad’ini Emre’nin önüne koydu. Emre, Angry Birds’te kuş yollayayım, bowling toplarını devireyim derken yemeklerini yine otomatik pilotta, sorunsuz yemeye başladı. Bu konudaki asıl dönüm noktası, Emre’nin Caillou ile tanışması oldu. Emre, Caillou’ya bayıldı. Bayıldı demek yetersiz kalır, maalesef bağımlısı oldu ve yemek eşittir Caillou seyretmek haline geldi. Ama Allah için, her öğünde önce ona bizimle normal insan gibi yemesi için fırsat verdim; fırsatları red ettiğinde bu yöntemleri devreye soktum.

O gün bugündür geldiğimiz nokta şudur: 28 aylık Emre minyon bir çocuk (babasına çekmemiş, olamaz mı yani?) ama arada tıkıştırsak da artık yemeklerini çoğunlukla kendi yiyor. Acıkınca gelip yemek istiyor artık. Bulamaç olayı bitti. Kurtulmamız gereken tek kişi Caillou. Şimdi tekrar en baştaki yemek hayallerime ve sağlıklı ruh halime geri dönmeye çalışıyorum. Bütün ailem masaya oturmuş, televizyon ve bütün cihazlar kapalı, hayatımdan Cailloi çıkmış, herkes yemek yerken sohbet ediyor, ve çocuklarım “taze fasulye çok güzel olmuş; bir tabak daha alabilir miyim” diyor. Hayali bile güzel 🙂

Foto: Anneanne-dede bir olmuş Emre’ye ud eşliğinde yemek yediriyor…

———————————————————————–

2015 yılı itibarıyla bu hayal gerçek olmuştur. Darısı dileyen herkesin başına 🙂



3 Yorum

  1. Büyük çabalarınızı bu kadar sevimli anlatmanız çok hoşuma gitti.Bütün çocukların anneleri sizin gibi olmalı.Mücadelenizde başarılar dilerim. Sağlıklı kalın.

  2. Kendimi yaşadıklarımı okudum caillouya ve bulamaça hayır kızımda tam 28 aylık anlattıklarınızı aynen yaşıyorum

    • Çok kolay gelsin:-) benim oglum simdi neredeyse 36 aylık ve yemekte ne varsa yiyor kendisi artık, tıkıştırma v ebulamaç konusu bitti çok şükür.. Yemekte Caillou alıskanlıgı devam ediyor ama artık önce yemek sonra caillou diyerek o işi de çözmeye başladık bir süredir. Yeni kilo kontrolleri bir ay içinde olacak, parlak bir sonuç beklemiyorum ama sağlıklı olsun da…

Pin It on Pinterest

Share This