Süper Anne Kıskançlığımızdan Nasıl Kurtuluruz?

Süper Anne Kıskançlığımızdan Nasıl Kurtuluruz?

Yazan: Melike

Yok arkadaş, ben bu işe akıl sır erdiremiyorum. En iyisi bu Süper Anne kıskançlığından sıyrılıp, kendi yolumu çizmek. Bu maddelerin hangi birine yetişeceğimi bilemedim.

Geçen yıl karşıma çıkan Clayton Christensen’ın How Would You Measure Your Life? (Hayatınızı nasıl ölçersiniz?) kitabı bana bu konuda oldukça faydalı oldu. Bir birey olarak hayattaki mutluluğumuzun ve başarımızın nelere bağlı olduğunu, nasıl tetiklendiğini ve nasıl ölçülebileceğini anlattığı bu kitap benim son zamanlardaki favorilerimden. Malesef hala türkçeye çevrilmedi. Ama amazon.com dan orjinaline ulaşabilirsiniz, burada da bu kitapla ilgili türkçe bir blog yazısı var.

Hayatta bir anne/birey olarak başarılı olup olmadığımın ölçütünün, toplumdaki bu Süper insanlara özenmek, onlar gibi olmaya çabalamak, bu pazarlama stratejilerine inanmak yerine kendimi tanımaya daha çok zaman ayırmak, gerçekte neyi istediğime karar vermek, bunlara ulaşmak için önceliklerimi ayarlamak ve kaynaklarımı ona göre kullanabilmek olduğunu düşünüyorum.

Hepimiz kendimizi başarılı hissetmek/hissettirebilmek için birşeylere ulaşmaya çalışıyoruz, ama önemli olan kendimize en uygun olanına ulaşmak ve başarmak.  20 yıl sonra, çocuğuma bakıp ‘Evet, iyi bir iş yaptım ve bununla gurur duyuyorum‘ diyebilmek için, Süper Anne olmaya gerek yok. Çocuğumun ne kadar çok kursa gittiği, kaç madalya kazandığı, okulunu hangi ortalamayla bitirdiği, ne kadar para kazandığından daha farklı ölçütler geliştirmemiz gerekiyor. Bu hayattaki başarımın ölçüsü bunlar değil. Benim için hayattaki başarım, kendimi ve çocuğumu tanımaktan geçiyor. Daha önce bazı şeyler olmadan mutlu olamayacağıma inandığım şeyleri, durum gerektirdiğinde revize edebilme cesaretinden geçiyor. Günlük hayatın koşturmacası içinde kendimi kaybetmeden, sevdiklerimin ihtiyaçlarını o anda anlayabilmekten ve kendimi ona göre ayarlayabilmekten geçiyor. Mevcut kaynaklarımı, bilgi birikimimi, önceliklerimi, süreçlerimi bunlara göre düzenlemekten geçiyor. Hayatımdaki ilişkileri bunlara göre yaşamaktan geçiyor.

Anı değerlendirmekten bahsediyorum evet. Geçmişten hüzünlenmek, gelecekten kaygılanmak yerine, o anı değerlendirmekten. Zaten farklılık burada başlıyor. Hayatımın sonuna geldiğimde, ne kadar para kazandığım, toplum ve çeşitli organizasyonlar içindeki hiyerarşide ne kadar önemli bir insan olduğumla değil; yaşamım boyunca en yakınım, iş arkadaşım veya tesadüfen tanıştığım bir insan olarak  hayatıma girmiş/girecek insanların herhangi bir düzeyde bana ihtiyaçları olduğunda, onlara kendi hayatları için ne kadar yardımcı malzeme sağlayabildiğimin daha önemli olduğunu düşünüyorum. Onların hayatına ne kadar olumlu katkılarımın olduğu önemli olacak.

Çocuğumun kendini mutlu edecek şeyi bulmasına, bunu gerçekleştirmek için, içinde gerekli motivasyonu yaratmasına, bağımsız olarak kendi ayakları üzerinde durmasına yardımcı olacak şekilde yetiştirebilmemden geçiyor. O bir şeyi yapmak istediğinde, kendini geliştirme isteğini kendinde bulması ve yeni şeyler öğrenmek için uğraşması benim için asıl önemli olan. Onun adına sürekli birşeyler yapmak, her talebini karşılamaya çalışmak değil. Sağlıklı bir kendine güven duygusu geliştirebilmesine yardımcı olmak. İşte o zaman, zamanı geldiğinde iyi bir iş çıkardığımı düşüneceğim.

Her anne/baba gibi ben de bu hayatta çocuğumun iyiliğini istiyorum. Zaman zaman kendimi, önceki yazıda bahsedilen pazarlama stratejilerine kaptırsam da, silkinip kendime gelmeye çalışıyorum. İşte benim kendime uygulamaya çalıştığım düşünceler:

1. Çocuğumu yetiştirirken, onu kendim için iyi olduğunu düşündüğüm şekilde değil, onun için iyi olduğunu gördüğüm şekilde yetiştirmeye çalışıyorum/çalışacağım.

2. Onu, onun arkadaşlarıyla veya kendimi kendi anne arkadaşlarımla kıyaslamamaya çalışıyorum. Bu durumun önüne geçemediğim zamanlarda, insanın üzerine çöken, diğerlerinden daha iyi pozisyondaysak olumlu, değilsek de olumsuz ruh halinden sıyrılmaya çalışıyorum. Çünkü karşılaştırma sonucu gelen ne olumlu ne de olumsuz duyguların, onun benim hayal ettiğim gibi bir yetişkin olmasına bir faydası yok.

3. Elbette ben de çocuğumu herkes gibi, imkanlarım çerçevesinde donanımlı yetiştirmeye çalışıyorum. Ama onun yüzme takımına girmesinden, piyano çalmasından daha önemli şeyleri öğrenmesi de gerekiyor. Onun değişik şekillerde zorlanması gerekiyor. Zor problemleri çözecek altyapıya kavuşması gerekiyor. Bunun için de bir değerler sistemi geliştirmesi gerekiyor. Anne/baba olarak sahip olduğumuz değerlerimizi, aile değerlerimiz haline getirip bunları ona öğretebilmemiz gerekiyor.

İşte benim kendimi bir anne olarak başarılı, hatta süper sayacağım yer burası.

*****BİTTİ********
© -v-o-y-a-g-e-r- | Stock Free Images & Dreamstime Stock Photos



2 Yorum

  1. “Ne yaparsanız yapın, kötü olacak” diyormuş Freud, yani mutlaka eksik kalan veya çocuğunuza yaranamadığınız şeyler olacak demek istiyor. Dün bir kitap okumaya başladım,orada geçiyor, adı “Freud’a ne yaptık da çocuklarımız böyle oldu” tam da sizin bahsettiğiniz yanılsamalardan bahseden çok keyifli bir kitap, henüz tamamlamadım ama eminim bitirdiğimde yeni hedefler belirlyor olacağım.
    Kendi kendisiyle bu kadar yarışan ve gelişime bu kadar çok açık anneler olduktan sonra eminim süper olduğumuz şeyler de olacaktır. Sevgiler, elinize sağlık.

  2. YAzınızı ilgi ve keyifle okudum..
    Benim için de evladım açısından önemli olan sağlık ve neşe… başarı sonra geliyor…

Pin It on Pinterest

Share This