Almanların Çocuk Yetiştirme Kuralları

Almanların Çocuk Yetiştirme Kuralları

Yazan: Melike

Biz yaklaşık son 5 senedir Almanya’da yaşıyoruz. Eşimin işi nedeniyle İstanbul’da hırsla çalıştığım işimi bırakıp, buraya taşındık. Taşındıktan 2 ay sonra hamile kaldığımı öğrendim. O günlerin bende şok üstüne şok yarattığını söylememe gerek yok sanırım. Yeni bir ülke, yeni bir kültür, yeni bir ev, bilmediğim bir dil derken; bir de üstüne hamilelik binince yeni bir vücut, dengesiz hormonlar, daha önce hiç bilmediğim yeni bir kimlik olan annelik ve sonuçta kucağıma aldığım oğlumuzla başlarda oldukça maceralı zamanlarımız oldu. Herşeye rağmen, bu kararımızın bize çok şey kattığını söylemem lazım. Özellikle Almanya’daki çocuk yetiştirme konusundaki bizim sistemden farklılıkları görebilmek bile, bana bambaşka bir bakış açısı kattı. Burada öğrendiğim bazıları yazılı, bazıları yazılı olmayan kültürün içindeki genel kuralları sizlerle paylaşmak istedim.

İşte yazılı ve yazılı olmayan kurallardan bazıları
1. Çocuklar için, Türkiye’deki gibi Eylül ayı itibariyle 66 ayını doldurduklarından itibaren ilköğretim zorunlu. İsterseniz okul öncesi eğitime göndermemeyi tercih edebilirsiniz. Ama ilköğretim için böyle bir şansınız yok. İlköğretim ücretsiz. Özel okul sayısı Türkiye’ye göre çok düşük. Ama yine de isterseniz, bölgenizde varsa, özel okula da göndermeyi tercih edebilirsiniz.
2. Okul öncesi eğitim, ana okulları, gündüz bakım evleri vb ücretli. Anaokulları hükümetin birimlerine bağlı olduğu için, ücretler bu makam tarafından belirleniyor. Aynı okula hem çok zengin, hem de çok fakir olan ailelerin çocukları beraber gidiyor. Ücretler gelir gruplarına göre belirlendiğinden biri 1 verirken diğeri 40 veriyor ve bunlar asla hiçbir yerde konuşulmuyor. Okullar kendi kafalarına göre ücret belirleyemiyorlar.
3. Çocuğunuz okula başladığında, isterseniz veli olarak okulda 14 yaşına kadar din dersi almamasını sağlayabiliyorsunuz. 15 yaşından sonra buna çocuk karar veriyor.
4. Okula mazeretsiz devamsızlık durumunda ve çocuğun şiddet gördüğü düşünüldüğü durumlarda öğretmenin, çocuğun evine polis gönderme hakkı var.
5. Çocuğunuz 150 cm olana kadar arkalıklı çocuk koltuğu, daha büyük çocuklar için de arkalıksız araba koltuğu kullanmanız mecburi.
6. Yasa gereği, doğumdan sonra anne veya baba hangisi işinden bir süreliğine ayrılıp evde çocuğu büyütmeye karar verdiyse, işyeri bu pozisyonunu bu süre boyunca saklamak zorunda. 2 yıl sonunda bu süre sona eriyor.
Ayrıca, çocuk işgücü, ayrımcılık, engelli çocuklar, güvenlik gibi konuların her biri için maddeler dolusu yasa var ve bunlar bilfiil uygulanıyor.
7. Çocuğunuzu 2 yaşında anaokuluna başlamasını istiyorsanız, bazı eyaletlerde anaokullarındaki yer problemi yüzünden kayıt işlemlerine 1-2 sene öncesinden başlamalısınız. Bu da neredeyse hamilelik-bebeklik dönemine geliyor, acayip bir durum. 3 aylıktan itibaren göndermeniz mümkün.
8. Çocuğunuz anaokuluna gidiyorsa, uçuktan tutun da ishale kadar bulaşıcı bir hastalığı olduğunda, hasta olduğu süre boyunca okula gönderemiyorsunuz. Doktordan iyileştiğine dair aldığınız rapor sonrası okula tekrar devam edebiliyor.
9. Tanıdık tanımadık kimse çocuğunuzdan ve sizden izin almadan ona dokunamıyor ve fotoğrafını çekemiyor. Hani şu bizdeki, sokakta geçerken “ay sen ne tatlı şeysin, gel seni bir öpeyim” durumu neredeyse tacize varacak şekilde tepkiyle karşılanıyor.
10. Hamileliğin 5.ayından itibaren  embriyo artık bir birey olarak görülüyor ve haklara sahip oluyor.
11. Çocuklara en baştan itibaren saygı kavramı öğretiliyor. Onları dinleyerek, fikirlerini alarak, izin alarak ilişkiler gelişiyor. Israr, zorlama, onun adına davranarak değil.
12. Havalar soğudu diye, kat kat giydirip çocukları soğana çevirmiyor, sonra da terledi diye arkasına havlu tıkıştırmaya çalışmıyorlar.
13. 3-5 yaş grubu çocukların yılda ortalama 20 kez soğuk algınlığı geçirmeleri normal kabul ediliyor. Bu da neredeyse ayda 1-2 kez hasta olmaları anlamına geliyor. Çocukların bu tür hastalıklarını, vücudun terbiye edilmesi şeklinde düşünüp, hemen ilaçlara antibiyotiklere başvurmuyorlar. Kaçınılmaz olduğu durumlarda elbette ilaç kullanılıyor ama genellikle vücudun kendi direnciyle bu hastalıkları yenmesi için sağlıklı beslenme ve dinlenme yoluyla iyileştirmeye çalışıyorlar. Homeopati ürünlerini daha yaygın kullanıyorlar.
14. Bebek sahibi olduktan sonra, annelere destek olmak amacıyla Anneliğin İlk Yılı, 3 aylıktan itibaren anne/baba-bebek yüzme kursları, oyun grupları, müzik dersleri, jimnastik kursları gibi daha pek çok kurs, köyde bile otursanız, Halk Eğitim Okulları (VHS) veya kiliseler tarafından herkesin ulaşacağı, oldukça cüz’i bir miktar para karşılığı veriliyor. Bunun yanında bu kurumların ebeveyn ve yetişkinlere yönelik daha pek çok seminer ve kurs bulunuyor. Bazıları ücretsiz, bazıları çok düşük miktarlarda ücretli.
15. Elbette istinalar vardır ama benim şimdiye kadar tanıdığım ve duyduğum tüm ailelerde, çocukların akşam yatma saati 19.00 olarak uygulanıyor.
16. 6 ay ile 1 yıl arası emzirmek son derece normal ve teşvik ediliyor. Herhangi bir mekanda da bunu yapabilirsiniz.
17. Bazen bana sanki Türk annelerinden daha sabırlılarmış gibi geliyor. Bilmiyorum benim etrafımdakiler mi hep böyle ama, çocuğuna yüksek sesle bağır-çağır kızan bir anne görmedim. Tabii ki her yerde her türden insan var ve herkesin zor zamanları olabiliyor. Ancak yine de, çoğunlukla çocukla iletişimleri normal ses tonunda, disiplinli ve kararlı ama sert değil.
18. Maddi durumu müsait olsa bile evde sürekli bir bakıcı tutan anne pek yok gibi, tabii bu durum mesleklerine de bağlı. Doktorlar, hemşireler, hostesler vb. için bu pek geçerli değil.
19. Ha bir de unutmadan, çocuğun 40’ının çıkması diye bir kavram yok. Havanın nasıl olduğundan bağımsız, ilk günden bebeklerini dışarıya çıkarıp günlük hayatlarına devam ediyorlar.
20. Son bir madde daha, sezaryenle doğum isteğe bağlı değil, sadece gerekli olduğu durumlarda yapılıyor ve doğumlara, özel acil bir durum olmadıkça doktorlar değil, ebeler giriyor. Mümkün olduğunca doğal yollarla doğum teşvik ediliyor. Ayrıca ebeler doğumdan sonra da, ortalama 1 hafta boyunca her gün evinize gelip, sizi ve bebeğinizi kontrol ediyor. Doğum yapan annelerin çoğu, yine özel bir durum yoksa hastaneden aynı gün içinde taburcu oluyor.

Tabii ki, Alman anneler şöyledir, Türk çocuklar böyledir türünden bir genelleme yapmak mümkün değil ama bunlar şimdilik benim buradaki yaşantı ve sistemde gözlemlediklerim. Alman, Türk, İspanyol, Amerikalı farketmez, bütün annelere kolaylıklar dilerim. 🙂



4 Yorum

  1. Yazıyı kaleme almış olmanız çok güzel. Kurallarda istifade ettigim de oldu doğru bulmadıklarım da. Ben uygulamak adına dogruları aldım. 😉

    • Elbette, farklı bakış açılarını göstermek adına yazılmıştı zaten. Bazıları kanunlarla uygulanabilir, bazıları da kişisel tercihlerle..

  2. Paylaşımınız için teşekkürler. Konuyla alakalı şu ana kadar bulabildiğim en derli toplu metin bu diyebilirim. eşim yaklaşık 3,5 aylık hamile ve yukarıdaki önerilerinizin tarafımca uygulanabilecek olanlarının tamamını kesinlikle dikkate alacağım. Amaç sadece, uslu bir çocuk yetiştirip rahat etmek değil, daha da önemlisi sorumluluk vererek onun da ilerleyen yaşlarda daha güvenli ve aklı başında davranmasını sağlamak olmalı bence ki Almanlar ın ve diğerlerinin de yapmayı çok güzel becerdikleri budur.

    Tekrar çok teşekkürler.

    • Yorumunuz için biz de size teşekkür ederiz. Umarız sağlıkla kucağınıza alırsınız bebeğinizi, sevgiler

Pin It on Pinterest

Share This