Dijital Çağda 5 Ebeveynlik Kuralı

Dijital Çağda 5 Ebeveynlik Kuralı

Yazan: Melike

Onlineanne olarak bu işe başlamamıza sebep olan ve kafamızı sürekli kurcalayan sorulardan bir tanesi buydu: Dijital Çağda Ebeveynlik. Sosyal medya ve teknolojinin her gün yenilendiği, insana sürekli birşeylerin arkasından koşuyormuş hissi veren bir dönemde yaşıyoruz.

Çocuğumun yaşı ilerledikçe, onunla iletişim şeklim, içeriği, yöntemi herşey değişiyor. Geçenlerde geleceği hayal etmeye çalıştığım zamanların birinde, aklımdan şöyle bir senaryo geçti: Oğlum artık kimliğini kazanmış ergenlik döneminde bir çocuk olmuş. Bir konuda anlaşamamışız ve hatalı davranışı yüzünden, ceza verme taraftarı bir insan olmasam da, diyelim ki ona ceza vermek zorunda kalmışım. Tabii yaratıcı olmak lazım. Bizim zamanımızdaki gibi gece dışarı çıkamazsın, hafta sonu evdesin, arkadaşlarınla buluşamazsın gibi cezalar sanırım artık tedavülden kalkacak. Çünkü evde kalsa bile, arkadaşlarıyla fiziksel olarak buluşmaması bir anlam ifade etmeyecek. İnternetle odasına kapanıp onlarla olmaya devam edecek. Bu da cezanın anlamını, yani sonuçta onun hatasını anlamasını istediğim noktayı amaçsız hale getirecek. Şu anda ki öngörülerime göre, herhalde ‘bir hafta boyunca Facebook bağlantını kesiyorum’, ‘Twitter hesabını kapatıyorum’ filan gibi bir şeyler söylememiz gerekecek. Tabii benimki daha 4 yaşında, onun ergenliğine kadar kimbilir daha neler çıkacak?

Geçen aylarda karşıma çıkan bir makale hala aklımda. Bu makalede ebeveynlere dijital çağda 5 kural ile bir yol haritası çiziliyor. Özetle maddeler şöyle:

1. Çocukların Teknolojiye Erişimde Sınırları Yok. Bu Durumun Farkına Varın.
Evde herhangi birinin bir akıllı telefonu veya benzeri bir cihazı varsa, bu durum artık çocuklarınız için de bir alternatif haline geliyor. Çünkü onlar da bunun farkında. Herhangi bir zamanda sizden telefonunuzu isteyebilirler.
2. Çocuklarınızın Teknoloji Kullanımını Sınırlayın, Ne Zaman Hayır Diyeceğinizi Bilin
Bilgisayar oyunlarından XBox’a kadar hemen hemen her türlü yeni teknoloji, çocukların strateji ve el-göz koordinasyonlarının gelişmesine yardımcı olsa da, ne zaman Yeter demeniz gerektiğini bilmelisiniz. Sonunda çıkacak her türlü ağlama/tartışma ya rağmen kararlı olun ve bunu uygulayın.
3. Tercih Etmek ve Bağımlılık Arasındaki Farkı Bilin
Bu ikisinin arasında büyük bir fark var. Bir çocuk o gün dışarı çıkmak ve arkadaşlarıyla birlikte olmak yerine internette gezinmeyi tercih edebilir. Ancak bağımlılık bildiğiniz üzere, bağımlısı olduğunuz şey olmadığı zaman, kendinizi eksik hissetmeniz, rahatsız olmanız ve devam edememeniz anlamında kullanılmakta. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre, ortaokul-lise öğrencilerinin %38’i herhangi bir çeşit elektronik alete bakmadan 10 dakika geçiremiyor! Elbette bu yetişkinler için de geçerli. Yeni bir araştırmayla, yetişkinlerin %53 ünün internete bağlanamadığında kendilerini mutsuz hissettikleri, % 40 ının ‘online’ olamadıklarında kendilerini yalnız hissettikleri tespit edilmiş. Hatta bir kişi, 24 saat boyunca herhangi bir elektronik-teknolojik alet (telefon, tablet, ipod..vb) olmadan yaşadığı zamanı, ‘Sanki elim kesilmiş gibi hissettim‘ olarak nitelendirmiş.
4. Bizi Çocuklarımıza Bağlayacak Teknoloji Üzerine Odaklanın
Çocuklarınıza size ve onlara uygun uygulamalara erişimine odaklanın. Birlikte oynayabileceğiniz oyunlar sizi çocuklarınızla birbirinize yakınlaştıracaktır.
5. ÇOCUKLARINIZ İÇİN (diğer her konuda olduğu gibi) TEKNOLOJİ KULLANIMI KONUSUNDA ROL MODEL OLUN yani,
Biz çocuklarımıza herhangi bir konuda ne anlatırsak anlatalım, onlar bizim o konudaki davranışlarımızı görüyor, anlıyor ve taklit ediyorlar. Sonuçta böyle büyüyor ve öğreniyorlar.

Ta-ta! İşte bu maddeye kadar kendimi bayağı iyi bir noktada görüyordum. Ne de olsa, çocuk gelişimi ve teknoloji ilişkisini kendine iş edinmiş, çağın gelişmelerinin dışında kalmayacağım, ileride çocuğumun dilini anlamak istiyorum, onun teknolojiyi kullanma alışkanlıklarını da aynı yemek yeme alışkanlığı, uyku alışkanlığı..vb gibi önemsiyorum ve ona uygun seçimler yapıyorum bunu da öğretiyorum derken birden burnumun üstüne çakılmış gibi hissettim.

Neden mi? Şöyle söyleyeyim: Ben de her anne gibi günün 24 saatinde birden çok kimliğimle pek çok işi yetiştirmeye çalışıyorum. Bu da doğal olarak çoğu zaman aynı anda birden çok işi yapmam anlamına geliyor. Bu başta sanki, ne kadar çok işi aynı anda ‘kotarırsak’ o kadar becerikli, pratik.. mişiz gibi görünse de, aslında hiçbir işi tam konsantrasyonla yapmadığımız anlamına geliyor.

İlk başlarda ancak bebeğimi yatırdıktan sonra Facebook’a, Twitter’a gireyim, aman beni telefonda birşeylere bakarken görmesin, kocacım lütfen onun yanında tableti ortaya çıkarma, çling-çlüng ötmesin, sessize al filan gibi hem kendime hem zavallı kocama direktiflerim! varken, son zamanlarda iyice farkına varıyorum ki, çocuğum yanımdayken hem twit atıyorum, hem mail cevaplıyorum. Bırak onu, bilgisayarda bambaşka bir konuda çalışırken bile, ekranın sağ üst köşesinde yanıp sönen yeni mailleri gösteren kutucukla bile, o işi bırakıp maillere veya sosyal medyaya girmiş buluyorum kendimi.

Bir düşünsenize bir haftada Facebook, Twitter, Pinterest..vb medyalarda toplam ne kadar zaman harcadığınızı. O arada bir yandan neyle ilgileniyor oluyorsunuz? Çocuğunuz bir başka şeyle meşgulken onun yanında ‘bir mail kontrol edeyim’, ‘twitter’da ne oluyor’ yada ‘şunu da bir paylaşayım’ gibi durumlarınız oluyor mu? Peki çocuğunuzun yaşından bağımsız, teknolojiyle çok zaman geçirdiğini hiç düşünüyor musunuz?

Her neyse, sonuçta kararım şudur sevgili okur, bunu bir anne olarak söylüyorum: Ne olursa olsun bundan böyle Facebookmuş, Twittermış, sosyal medyada günlük geçirdiğim zamanı kısıtlıyorum. Bundan böyle günde 2 kere 15 er dakikadan sosyal medyada karşınıza çıkacağım. Yada en iyisi deneyeceğim diyelim…

Çocuğum, bu lafım sana, dediğimi yap, yaptığımı yapma! Hah! ne inandırıcı değil mi? Kendimizi kandırmayalım, her konuda olduğu gibi, teknoloji kullanımı konusunda da er yada geç çocuğumuzla karşı karşıya geleceğiz. Neden bu çocuk böyle oldu diye sızlanıp, etrafımızda birilerini aramaya başlamayalım. Konuşmadan gülmeye, her davranışı ve hareketi öncelikle biz ebeveynlerinden öğrenen çocuklarımızın rol modellerinin bizler olduğunu unutmayalım.

photo credit: jjandjelly via photopin cc

 



Pin It on Pinterest

Share This