“Bak Pelin’e Pelin’e”/Sınıfta Pelin Sendromu

“Bak Pelin’e Pelin’e”/Sınıfta Pelin Sendromu

Yazan: Pınar

Okuyucular

Nil’in Şarkısını hatırlarsınız herhalde. Yani aynı şarkıda olduğu gibi Pelin* Sendromu ile de kastettiğim sınıftaki mükemmel ya da popüler kızların diğer kızlara hissettirdikleri.  Hayatımdan yıllar önce çıkmış olan Pelin sendromunun kızlarım nedeniyle hayatıma dönmesinin bu kadar çabuk olacağını tahmin etmemiştim. Bir sınıfta aslında genelde tek bir Pelin olmaz, bir Pelin’ler grubu söz konusudur. Benim hayatımda ise kızlarım sayesinde uğraştığım iki Pelin var. Biri tam anlamıyla adı üstünde mükemmel Pelin, diğeri ise kanımı donduran popüler Pelin.

Okulun başlamasından bir süre sonra kızlarımdan biri “Balerin gibi dönülen ayakkabıdan istiyorum” dedi. Ben de ayakkabıya ihtiyacı olmadığını, yeni ayakkabı için beklemesi gerektiğini ama isterse para biriktirebileceğini söyledim. “Ama çok uzun sürer. Lütfen, Pelin’in ve Ayşe’nin o ayakkabılardan var ve ancak ayakkabım olursa onlarla takım olabilirmişim” dedi ve kanımı dondurdu. Uzun bir söylev çektim; Pelin’le Ayşe’ye ayakkabı ya da kıyafete dayalı bir grup kurmanın ne kadar korkunç birşey olduğunu anlatması gerektiğine ikna ettim onu. İşe yaradı gibi göründü. Yani ayakkabısız olarak arkadaşlarını ikna etti (6 yaşta zor olmasa gerek ama ilerde?), gruba üyeliği herkes için serbest hale getirip, yıldız çizdiklerini anlattı sonra.

Sonra bir gün “Pelin’e annesi iphone almış, sen neden bana almıyorsun”lar başladı. İçimden “6 yaş, iPhone, yuh” dedikten sonra yine bir söylev çektim ve “her evin kuralları farklı” diye bitirdim (sanki söylev dediğin çocukların bir kulağından girip öbüründen çıkmıyormuş gibi). Bu kısım sürekli kıyafet ve oyuncak üzerinden beni zorlamaya devam ediyor. Ama sanki bu popüler Pelinlerle mücadele daha kolay. (Kendimi mi kandırıyorum?)

Mükemmel Pelin ise daha beter bir konu çünkü mükemmel Pelin’in kendisi gibi annesi de mükemmel. Annesi süper anne yazımızdaki tüm kriterleri karşılar mı bilmiyorum ama mükemmel Pelin örnek öğrenci, örnek sporcu, örnek davranışlar kapsamında sürekli hayatımızda. Bu arada öğretmenler de bunu herkesin gözüne gözüne sokuyor. Sokmasınlar mı ben de bilmiyorum. Yani akademik olarak başarılı olmak, sürekli doğru davranmak, iyi bir sporcu olmak takdire değer bir konu sonuçta. Kızım kendi başarabildikleri için kendisi ile gurur duymak, başaramadıkları için uğraşmak yerine kendini Pelin’le karşılaştırıp duruyor. “Ama Pelin daha çok yaptııı” diye başladıkça kafamı taşlara vurasım geliyor. Üstelik onun yapabildiğinin en iyisini yapmayı öğretmeye çalışıyorum ama sınıf birincisi, en iyi sporcu, en bilmem ne, mükemmel Pelin olmak için uğraşmasını da istemiyorum. Gıpta ve kıskançlık arasındaki ince çizgide kızımın gıptadan kıskançlığa doğru kaymasını nasıl engelleyebilirim?

Pelin’in kendisi yetmezmiş gibi bir de “Pelin’in annesi de bugün okuldaydı. Sen yoktun vs”ler de var”. Biz de Pelin’in annesi ile karşılaştığımızda gerçekten saygı duyuyorum; okulda sürekli aktif, her daim güzel, konuşkan, canayakın, ve de öyle hırslı-mırslı, itici bir karakter gibi de görünmüyor. Şimdi büyük bir talihsizlikle kızların bir senedir gittikleri cimnastik okuluna Pelin de başladı. Ama benim düdüklerim 1 senedir başlangıç seviyesinde debelenirken Pelin tabiiki 100. seviye takım seçmelerinde. Pelin’in annesi 1.5 saat boyunca öğretmenle Pelin’i gözünü ayırmadan seyrederken, ben telefonumda dizi seyrediyorum. İlgili olayım, seyredeyim dediğimde 5 dakikada uykum geliyor.

Pelin’in annesi bir kaç itirafta bulundu. Mesela “akranlarından iyi olsun, sivrilsin, burs falan alması kolaylaşabilir diye onu bir sene geç başlattık okula” gibi…”oh, işte mükemmelikte bir çatlak” diyebilir miyiz? Ama bir tek bu itirafa dayalı olarak onu ilgili anneden hırslı anne konumuna atıp “mükemmel diye bir şey yok, baak” diye rahatlamak mümkün değil. Konuşturup daha çok mu itiraf alsam bilmiyorum 🙂 Bir parça kendi komplekslerimi anlık olarak törpülemek dışında ne işime yarayacak ki? Ben kızlarım Pelin olsun gerçekten istemiyorum (Gerçekten mi? O zaman niye o kadar çok söylev). Tamam, kendileri olsunlar, kendi potansiyellerini gerçekleştirsinler yeter. Kulağa çok güzel gelse de Pelin olmanın da çok zor ve sorunlu bir durum olduğunu da düşünüyorum, o da ayrı bir yazı konusu.

Sonuçta anlayacağınız üzere kafam çok karışık. Daha 6 yaşında bunlar. Duruşumu bir an önce belirleyip kendimi ergenliğe hazırlamalıyım 🙂 Bir de arkadan oğlum geliyor, hem de miniminnacık bir oğlan. Hele erkeklerin hayatına dair en ufak bir fikrim de yok. Pelin’leri de küçümsemeden Pelin’lerin karşısında dik durabilen çocuk nasıl yetiştirilir? Bilenler bir bana birşey söylesin?

*Bu arada çocuğunun adı Pelin olanlar kusura bakmayın. En sevgili arkadaşlarımdan birinin çok sevdiğim kızının adı da Pelin ki bu isme de bayılırım. Sendromumuzun adının Pelin olmasının nedeni sadece Nil Karaibrahimgil’in şarkısıdır. Evimizde bu sendromun adı da, bahsedilen arkadaşların adı da farklı.

photo credit: Malingering via photopin cc



4 Yorum

  1. benim kızım 1 harfle kaçırmış pelin mertebesini 🙂 büyüdükçe daha zor oluyor çözüm bulmak.çocuk gelişimci olsan da çaresiz kalabiliyorsun.ama türlü yöntemler denemiş bir anne olarak söylüyorum,bazen uzun uzun nutuk çekmek,çözüm aramak yerine sihirli sözleri söylemen yetiyor. şudur; “seni anlıyorum, ben de senin yaşındayken aynı şeyleri yaşadım”.. yaşamış olman gerekmiyor tabi.bir anı uyduruveriyosun.biraz inandırıcı olup,sonunu olumlu bağlarsan çok etkili oluyor.benim çakma anılarımı yazsam kemalettin tuğcu utanır. bir de istanbul’a özgü olduğunu düşündüğüm,pelin görünümlü kezbanlar var, beni asıl onlar korkutuyor(kezban’lardan af dileyerek).. bir oyunda(artık nasıl bi oyunsa o) “baldız” kelimesinin anlamını bilmediği için alay etmişler, benim haftada 2 kitap yutan selin’im, kendi tabiriyle “sağanak” şekilde ağlamış 🙂 neyse dertliyim uzattım.bol şans herkese (özellikle kız annelerine)

    • Yazık Selin’e ya:-) Benimkinde de sağanak bol…Ben şimdilik yaşadıklarımı abartarak örnekler veriyorum, gerçekten daha etkili oluyor ama buna çok hazırlıksız yakalandım, kendimden örnek vermek aklıma hiç gelmedi. Korkum da büyüdükçe daha zor olacağı. Fazla konuşma kısmını da azaltmak gerek de işte henüz beceremiyorum 🙂 bence de kolay gelsin.

  2. Herkesin yaşamında sürekli süper Pelinler ve anneleri mevcut.Ve bu anneler daha önce kendi neyi başaramadılarsa kızlarıda onu başarsın istiyor …Bence çocuklarımızın mutlu bireyler olarak yetişmesi en ve en büyük meselemiz olmalı.Hayır bizim ailemizin koşulları Iphone filan almaya yetmez 6 yaşındaki bir çocuk için …Daha eşimin ve benim bile yokken üstelik :)Geçen gün 4 yaşındaki kızım bana okuldaki arkadaşının pahalı oyuncağını gösterip doğum günü için sipariş verdiğinde alamayacagımı söyledim oda bana direk şöyle dedi : ” peki ucuz olunca alırmısın”? bende ucuzlarsa alabileceğimi söyledim.Yokluğun ve paranın zor kazanıldığını bilmeliler diye düşünüyorum ayrıca süper olmak zorunda değiller ama mutlu olmak paha biçilmez bunu öğrenmeliler nacizane…Kolay gelsin kız annelerine 🙂

    • Yani ailenin koşulları iPhone almaya yetiyorsa bile bana 6 yaşındaki bir çocuğa almak doğru gelmiyor ama tabiiki her ailenin bu konudaki kararı farklı olabilir. Fakat kendi çocuğumuza kendi kararımızı, duruşumuzu lafla anlatmak yetmeyebiliyor. Gerçi “paramız yok” açıklamasını anlayabiliyorlar da ben bu noktada “param olsa da almam bunu doğru bulmuyorum”u da anlamalarını istiyorum. Gerçi 6 yaş küçük bir yaş ve bu konunun bu kadar erken gündeme gelmesine hala şaşırıyorum. Erkek çocuklar için de mutlaka farklı versiyonları vardır. Bence çocuklara da annelerine de kolay gelsin çünkü bilinçsizce istemenin/tüketmenin etkisi altındayız:-)

Pin It on Pinterest

Share This