“Kariyer de Yaparım, Çocuk da”  Seçenekleri

“Kariyer de Yaparım, Çocuk da” Seçenekleri

Yazan: Pınar

Kariyer ve annelik malum en popüler annelik ikilemlerinden biri. Bu yazının amacı ise “kariyer de yapmak istiyorum çocuk da” diyenlerin önündeki seçeneklere şöyle bir bakmak.

Ancak burada bu seçeneklerin iyi mi, kötü mü olduğunu kökünden değiştiren 5 anahtar nokta var: Çalışırken çocuğa kimin baktığı, ev işleri için bir yardımcının olup olmadığı,hastalık, kar tatili gibi acil durumlarda çocuklara kimin baktığı ve çalışmanın annenin hayatındaki anlamı. Bu dört konu o kadar belirleyici ki aşağıda sayacağım seçenekler bu 4 konudaki duruşunuza göre size cenneti de getirebilir cehennemi de.

1. Tam zamanlı çalışan anne: Bu grubun maruz kaldığı genel sorunlar, bebeğin o en hızlı büyüdüğü dönemi kaçırma, vicdan azabı, tavana vurmuş hormonların etkisi ile kendini işe verememe, uykusuz gecelerin sonunda bir de işle uğraşma stresi, yorgunluk, emzirme yerine süt sağma, işyerinde hiç de profesyonel görünmeyen pompa, süt sızdıran memeler gibi konularla uğraşmanın gerginliği, sürekli değişen kilo nedeni ile ne giyeceğim sorunları, önyargıların yarattığı “Anne olmak kariyerimi etkilemedi. Bakınız ne kadar verimliyim” gerginliği olarak sayabiliriz.

Tam zamanlı çalışan anne olmanın iyi tarafları ileriki yıllarda kendini gösterir. “Kariyer de yaparım, çocuk da” gururunu taşıyacak kıvama zamanla gelinir. CV’deki süreklilik, evdeki aileyle de tamamlanınca hayattaki önemli hedeflere ulaşma olasılığı artar. Kendi paranı kazanıyor olma, anne kimliği dışında da sahip olduğun kimliğin onaylanması da geçen yıllar içinde büyür. Bebekle, ve o ilk yılki bebek sevimliliği ile tavan yapan hormonlar, 2 yaş sendromuyla ortadan kalkıp sonrasında kendini sürekli bağrışan çocuk gerginliğine bıraktığından ofis bir noktada dinlenme ortamı haline bile gelebilir. Ancak yukarıda saydığım anahtar noktalardan ev işleri durumu, çocuk hastalandığında kime bırakacaksınız gibi konularda desteğiniz yoksa bu seçenek bazen insanı çoook zorlar, insanı yaşamaktan bezdirebilir.

2. Yarı-zamanlı çalışan anne: Bu modelin en büyük sıkıntısı öncelikle böyle bir işi bulabilmektir. Türkiye’de yurtdışına nazaran yaygınlığı iyice az olan bu modelde, tam zamanlı çalışmaya göre alınan paranın azlığı, işine harcadığın zamanın kariyerinde ilerlemek için yeterli olamaması, ofise gitmek için harcadığın zamanı da düşününce aslında sanılandan daha çok vakit alması gibi sorunlar sayılabilir.

İyi tarafı, ne olursa olsun eve daha çok vakit ayırabilme, evin uyuşturucu ve bunaltıcı döngüsünden sıyrılma, kendine bakmak için bir sebebin olması, çocuksuz dışarı çıkabilme ve dışarı çıkmışken normal hayata karışabilme potansiyeli, cv’de boşluk oluşmasını önleme, iş hayatından kopmayı önleme, “ev hanımısın ne işin var ki” algısından kurtulmadır. Kariyer de yaparım çocuk da gururuna eklenen “çocuğumu da ihmal etmiyorum” gururu da bonusudur.

3. Tam zamanlı evde çalışan anne: Çok ender rastlanan bu durum özellikle çocuklar küçükken kulağa çok güzel gelse de evde çalıştığın için diğer bütün insanların seni çalışmıyor ve pek çok vaktin var gibi değerlendirmesi, evin angaryaları ile senin uğraşmak zorunda kalman gibi zorlukları vardır. Kendini evin işlerinden soyutlamadaki zorluk, “bir e-mail bakayım, bir soğan soyayım” döngüsüne kapılma olasılığı ile verimsiz geçen saatler, hele çocuklar evde bakılıyorsa onlardan kendini soyutlayabilmenin imkansıza yakınlığı ilk akla gelenler olarak da devam eder. “Akşam yemeğini de halletsem” hayalleri içinde kafanı işe tam verememe, insan görmemekten kafayı sıyırma noktasına gelme, fazlasıyla bölünmekten iş saatlerinin uzaması hatta geceye sarkması, dolayısıyla kendini sürekli çalışıyor olma halinde bulman, hayatını aynı eşofmanla geçirmeye kalkman ve gitgide kendini kaybetme olasılığı da cabası.

Trafikten, itiş kakıştan uzak olmak, acil durumlarda esneklik, her türlü okul aktivitesine katılım için kimseden izin almak durumunda kalmamak (tabii akşamında çalışmayı göze alarak), kendi evinin rahatlığı falan bir noktadan sonra pek de avantaj olarak kalmıyor dezavantajların yanında. Aslında bu seçenek teoride olsa da pratik de imkansıza yakın ve sanırım bunu işverenler de biliyor.

4. Yarı-zamanlı evde çalışan anne: 3. maddeki herşey bu seçenek için de geçerli. Ama avantajlar daha fazla ve imkansızı imkanlı hale getiriyor. Dolayısıyla yarı zamanlı çalışan annenin avantajlarını, evden çalışmanın dezavantajları ile birleştiriyoruz. Çok da fena sayılmaz gibi görünse de bir önceki maddede saydığım evde çalışmanın olumsuzlukları insanı hayattan soğutabilir. Hele verimli çalışma konusuna çare bulamazsanız koca bir günü yarı zamanlı bir işi yapmaya çalışırken telef de edebilirsiniz.

6. Çalışmaya ara verip çocuk bakan anne: Aslında bebeğin ilk üç yılında bu model pek çok problemi çözüyor gibi görünse de buradaki en önemli iki faktör aslında annenin çalışmayı bırakma konusundaki kararlığı ve hayatında çalışmaya verdiği önemdir. Kafası bu konuda net olmayan ve/ve ya kendisini işi ile tanımlayan ve kariyeri için kendini paralamış bir anne için bu model ciddi bir mutsuzluk kaynağı olma potansiyelini de içinde barındırır.

Başlarda geçici bir dönem olarak görülür, durumlar iyidir. Ancak zamanla huzursuzluklar sıkıntılar başlar. “3 yıl ara veririm sonra kaldığım yerden devam ederim“in zorluğunun farkına varılır. Üstüne cvdeki boşlugu nasıl açıklasam telaşı insanın içine oturur çünkü profesyonel hayat genelde çocuk büyütmeyi iş olarak görmemektedir. Üstelik ara ikinci çocukla falan  uzarsa iş hayatına dönmek için yırtınan ama bunu yapamayan dolayısıyla gerildikçe gerilen mutsuz bir anne çıkar ortaya.

Bu modelin bir yıllık versiyonlarının bile zorlukları vardır ama faturaları ödemek problem değilse, iş ile kendini tanımlamıyorsan, hele ki ev işleri ile uğraşacak yardımcın varsa, “hayatımda çok değerli bir zaman, kariyer kaçmıyor ya” diyebilmişsen, hele ki iki üç sene sonra, mesela işine geri dönebilecek kadar şanslıysan ya da kendini tanımlayabileceğin başka bir meşgalen varsa, o esnada seninle aynı seviyede hatta geride olanların seni çoktan sollamasını hazmettiysen süper bir modeldir aslında ama bu koşulları sağlaması da biraz güç.

Bütün bunlar, çok kişiye özel, bir modeli deneyen denemediği modelin hayalini de kuruyor olabilir. Ama sanırım farkında olmak gereken tek birşey var, hangi modelin kime uygun olduğuna ancak annenin kendisi karar verebilir ve hiçbir bir modele bu en iyisidir denemez. İşin garibi bu konuda bir de şans faktörü vardır. Bazen hayat buna imkan verir, bazen de vermez. Gerçekten…



3 Yorum

  1. Bu konuda okudugum en basarili analiz, en guzel yazi. Tebrik ederim Pinar, devamini bekleriz. Ozellikle ucuncu cocugu yapmali mi konusunda bir yaziyi eminim herkes ilgiyle okuyacaktir.

    Sevgiler

    • çok sağol:-) Bugün 3. çocuğumun yaş günü “iyi ki doğurmuşum seni” diye diye seviyorum gelip geçerken 🙂 Ama planlayarak asla yapamazdım. Belki yaparım bir 2. 3. çocuğa gerek var mı analizi 🙂

      • Dogduktan sonra onlarsiz bir hayat dusunulemiyor haklisin. Ama planli olarak yapmayip ileride pisman olur muyum diye de dusunmemek elde degil. En onemli noktalardan biri yas farkinin cok acilmamasi, birlikte ortak olanlari olmasi bana gore ama sen daha tecrubelisin:)
        Zor kararlar, ama senin bu konulardaki yazilarini mutlaka takip edecegim.
        Sevgiler

Pin It on Pinterest

Share This