Teknolojiyi çocuk bakıcısı olarak kullanmak

Teknolojiyi çocuk bakıcısı olarak kullanmak

Yazan: Pınar

6 yaşında olan kızlarımın hayatına teknolojiyi neden soktum, sokmamak mümkün müydü, daha mı iyi olurdu diye düşünüyorum arada. Çünkü sokmamak mümkün, gayet de güzel yapanlar var. Ben eve hiç televizyon almaya gerek yok diyenlerdenim ama bilgisayarsız, tabletsiz olmayı düşünemiyorum artık. “Televizyonu çocuk bakıcısı olarak kullanırım, oyalanırlar iyi olur” diye bir niyetim yoktu tahmin edersiniz ama “oyalanıyorlar, iyi oluyor” rehavetine de sürüklenmek gayet kolaymış; 6 sene de bunu çok net gördüm. Teknolojiyi çocuk bakıcısı olarak kullanıyor muyum? Evet, kurallar eşliğinde de olsa kullanıyorum .

Aslında prematüre doğan kızlarımın teknoloji ile tanışmaları, nefes almayı unuttuklarında car car  öten aletlere bağlı  olarak eve gelmelerini saymazsak, Amerikan Pediatri Akademisi’nin önerileri doğrultusunda gerçekleşti. O zamanlar ilk çocuk deneyimsizliğinin de etkisi ile kitaplarda yazanlardan sapmak aklımın ucundan geçmiyordu. Dolayısıyla 2 yaşına kadar televizyon yok, yanlarında televizyon açmayın, yemeklerini kendi yiyecekler, ağızlarına tıkıştırmayın gibi bir sürü uzman tavsiyesine uyduk ve bu kurallarla bize yardım icin dönüşümlü olarak evimizde kalan dedelere, anneanne ve babanneleri de bayağı zorladık. Ne zaman esneyip yayılmaya başladım hatırlamıyorum ama başlarda çok “uzman” manyağıydım.

Kızlarım 2 yaşından sonra Dora ve Thomas’la tanıştılar. Uzman görüşü dahilinde… Sonra bu Vinnie, Diego, Baby Einstein, Dinazor Treni diye devam etti. Evde çocuklar uyanıkken televizyon açma huyumuz olmadığı için sadece seçtiğimiz çizgi filmleri genelde günde yarım saati geçmeyecek şekilde izlemelerini sağlamak da bizim için pek zor olmadı. Ancak uzmanların dediğinden çıkmayan ebeveyn profilimiz değişmeye başladı. Ayrıca çocukları arada sakin bir şekilde oturtmak ihtiyacımız da geçen yıllar içinde arttı. Haliyle  televizyonu bebek bakıcısı olarak kullandık zaman zaman. Çok abarttığımızı düşünmediğim zamanlar vicdan azabı falan çekmedim. Ama  istisnalar yaptık. Örneğin kızlarım 3.5 yaşındayken, ben 5 aylık hamileyken ve de evde bize yardım edecek bir allahın kulu yokken taşınmamız gerekti. O zaman cocukları fena bağladık cizgi filme. Bu arada bir kaç gün evlerinde bizi misafir eden küçük çocuksuz dostlarımız biz giderken Dora’nın jenerik müziginden sürmenaj olmuştu. O zaman sadece çocuklarımız için değil, dostlarımız için de vicdan azabı çektim doğrusu 🙂

2010 yılında oğlumun dünyaya gelişi galiba bizim zıvanadan çıkışımızın başlangıcıdır.  O zaman yaklasık 4 yaşında olan ikiz kızlarımın çizgi filmlerle geçirdikleri zaman arttı. Arttı ama iki saati geçmesin bari diye çok çabaladık. Kreşe gitmedikleri zamanlarda, bebeğin uyku vaktinde, emzirme saatlerinde evde gerçekten kaos oluyordu. Yine de çizgi film saatlerini bebeğin uyku saatlerine denk getirmeye ve de zamanını kontrol etmeye çalışıyorduk. Durum rahatsızlık verici boyutlara hiç gelmedi.

Benim iPod’umla ve babalarının iPhone’uyla nasıl tanıştılar, o beyin uyuşturucu prenses giydirme oyunu nasıl ve kim tarafından indirildi hiç hatırlamıyorum ama oyunun müziği hala kulaklarımda çınlıyor. Ancak bir iki gün içinde hayatta en sevdikleri aktivite iPod/ iPhone’da  prenses giydirme haline gelince duruma müdahale ettik. İçim kan ağlayarak müdahale ettim ne yalan söyleyeyim 🙂 Dedim ya insan iPhone teknoloji rehavetine çok kolay kapılabiliyor. O zamanlar onlara iPhone’da sunabileceğim  daha güzel seçenekler olduğunun farkında değildim. Farkında olsam da durum değişmezdi gerçi. Dolayısıyla prenses gitti, çocuklar iPod/ iPhone oyunlarına veda etti. Ta ki  kızlar 5 yaşında, Emre 1 yaşındayken, ben 3 çocukla tek başıma Amerika’dan Türkiye’ye tatile gitmeye kalkıncaya kadar. Mecburen yine çıktı ortaya iPodlar. Ama yine içine hiç oyun koymadık. Benim için bunların hepsi o zamanlar sadece çizgi film seyretme aracıydı, başım sıkıştığında da ellerine tutuşturdum.

Kızlarım 5.5 yaşında  iPad’le tanıştı. Ben de “iPod’un büyüğü işte” diyerek o zamana kadar pek bir küçümsediğim iPad’in eğitim potansiyelini farketmiş oldum. Bu yılbaşında babam, annem ve iPadleri bizi ziyarete gelince Damla ve Deniz için de teknoloji konusunda yeni bir dönem başlamış oldu. iPad öyle hızlı ve vazgeçilemez bir şekilde hayatlarına girdi ki yine bir panik yaşayıp duruma müdahale ettik. Bir dizi ipad kullanma kurallarını derhal yürürlüğe koyduk. Tabii  ” ceza vermiyoruz, doğal sonuçları gösteriyoruz” modernliği ile çocuklarına söz geçirmekte zor anlar yaşayan çaresiz anne  olarak da elime süper bir “motive etme aracı”  geçti sandım bir ara. Ama sadece bir süreliğineymiş çünkü zaman içinde iPad de eski popülerliğini yitirmeye başladı. Hatta oyunlar ben müdahale etmezsem yerlerini iPad’de birşeyler seyretme eğilimi olarak değişmeye başladı. Üstüne uzun seyahatlerde “dilediğin kadar iPad” ve “oyna ama benim seçtiklerimi” politikasının etkisi “iPad sıktı artık” bile oldu.

Herkesin kuralları farklı. Mesela teknoloji restoranda falan bizim hiç kullanmadığımız bir “çocuk bakıcısı”. Ama seyahatlerde, Türkiye’de bir apartman dairesine misafir olarak tıkılıp kalındığında ya da gerçekten çocuklara odaklanamayacağım bir durumdaysam da daha serbest ulaşımlı, tamam, bazen de kullanımı abartılabilen birşey ama istisna düzeyinde. Elimdeki tek veri kendi tecrübem olunca da teknoloji konusunda hızla artan sohbetleri, yazıları görünce şaşırmaktan kendimi alamıyorum. Herkes çevresinde, bence “anlık” olarak gördükleri aileleri çocuklarını teknoloji ile uyuşturmaları ile, aile içinde iletişimin kalmaması ile falan eleştiriyor. (Ben de eleştirildim ama istisnalarımdan birine denk gelmişti). O yüzden gerçekten öyle mi diye merak ediyorum doğrusu. Bizim evde “hadi gezmeye gidelim” sorusunu “ben evde kalıp ipad oynayacağım”la cevaplayan bir çocuk yok (şimdilik). Ama sınırlama şart, herkes de bunda hemfikir zaten (bizim de ilk yazdığımız yazılardan biri iPad çok tehlikeli bişi! idi). Ama çok merak ediyorum yaratılan şu “zamane çocukları teknolojiye bağımlı oldu, aile fertleri birbirleri ile iletişim kurmuyor” atmosferi ne kadar yaygın…Ya da şu psikolog odalarını dolduran “iPad yok ben ne yapacağım şimdi” diye krize giren çocuklar. Bana abartı geliyor ama siz ne diyorsunuz, yanılıyor muyum?

photo credit: Lars Plougmann via photopin cc



4 Yorum

  1. Pınar Merhaba, çok güzel bir yazı olmuş eline sağlık. Benim çocuklarım şu anda 3 ve 5 yaşında ve senin gibi bende ilk çocuğumda çok sıkı davranırken ikinci çocuğumda daha bir rehavete düştüm ve çocuklarım kesinlikle bir çok gün günde iki saaten fazla ekran vakti geçiriyorlar ama kesinlike sınırsız değil. Umarım ileride de bu sınır bilincini ve önemini kaybetip iyice rehavete salmam kendimi!

    Ama bence madolyonun diğer yüzüde önemli. Yani eğer teknoloji cocukları iletişimsşzliğle sürekleyip asosyal ve fiziksel olarak aktif olmayan bireyler yetiştiriyorsa teknoloji kullanmzazken çocukların ne yaptığıda önemli. Benim içim önemli olan şeyler bu teknolojisiz zamanlarda olabildiğince diğer çocuklarla vakit gecirip oynamaları veya fiziksel olarak aktif olmaları (park vs) veya zaman zaman sadece kardeşleriyle evde sessiz! olup oyuncaklarıyla olmaları.

    Ben Türkiye’deyken madolyonun diğer yüzünü doldurmakta çok zorlanıyordum. Bunun başlıca sebebi hemen tüm arkadaşlarımın çalısıyor olması ve çocuklarının bakıcı veya kreşte olmasıydı.Dolayısıyla başka anne ve çocuklarla pek bir araya gelemiyorduk. Ayrıcada Türkiyede okul öncesi çocuklarına yönelik kısa zamanlı aktivitelerin bulunmaması.(burdaki kütüphanede hikaye zamanı veya devlet okullarının sunduğu ECFE programı gibi aktivitelerin olmaması ve buna benzer aktivitelerin olmaması işimi iyice zorlaştırıyordu. Değindiğin konu çok önemli ama bence kesinlikle birbirini yakından etkileyen iki yüzlü madalyon. Yani bence çocuğunuz yeterince açık havada aktıf olarak vakit geçiriyorsa (park vs), bolca arkadaşlarıyla zaman geçiriyorsa, gerektiği yerde oturup oyucaklarıyla oynuyup tatmin oluyorsa, düzeyli bir şekilde teknolojil ile zaman geçirmesinde de bir sakınca olduğuna inanmıyorum. En azından çocuklarım bu yaştaylen ki düşüncelerim bunlar. İleride nasıl düşünürüm bilemiyorum.

  2. Merhaba Rana, açıkçası ben de benzer fikirdeyim ve tabiiki çocuklar büyüdükçe görüşlerimiz değişebilir. Çocuklar ve teknoloji konusundaki bu ya hep ya hiç yaklaşımını yadırgıyorum doğrusu. Teknoloji ile vakit geçirmediklerinde her an alternatif olarak çok kaliteli aktiviteler yapılabiliyormuş algısı var sanki. Bilemiyorum, bizim yaklaşımımız sınırlı erişim. Ama hepimizin zaafları oluyor, onları da itiraf ediyoruz işte:-)

    • Bu arada tebrik ediyorum siteniz dahiyane bir fikir. Sürekli takip edeceğim:)

      • teşekkür ederiz:-)

Pin It on Pinterest

Share This