“Prestijli özel çocuk”,”Prestijsiz özel çocuk” bir sınıfta olur mu?

“Prestijli özel çocuk”,”Prestijsiz özel çocuk” bir sınıfta olur mu?

Yazan: Pınar

Okuyucular

Özel çocuk, özel eğitim deyip duruyoruz da aslında bu kategoriye kimler giriyor diye düşününce kendimizi genelde “görünür” bir “engeli” olan çocuklarla sınırlıyoruz. Özel eğitim tanımında olmasına karşın “üstün ya da ileri zekalı” çocuklar pek de aklımıza gelmiyor mesela. Zaten “üstün zekalı” olmak çoğu kimse tarafından “tüh, tüh” diye de algılanmıyor. O yüzden ben özel çocukların da aslında “prestijli olan” ve “prestijli olmayan” olarak ikiye ayrıldığını düşünüyorum. Bir de arada mental rahatsızlığı olup çoğu insana bunun gerçekliğini kabul ettiremeyenler var. Mesela dikkat eksikliği ve hiperaktivite sendromu gibi  bazı kişilerce yok sayılan, hatta psikologların uydurduğu bile düşünülen sendromlara sahip çocuklara, ne “prestijli”, ne “prestijsiz özel çocuk” mu yoksa iyice prestijsizler mi demeli bilemiyorum.

Bana bu kategorizasyonu tamamen alakasız gibi görünse de çok alakalı bulduğum iki farklı yazı yaptırdı. Defnenin Annesi  bir süre önce yazısında çocukları yaşlarına göre mi, yeteneklerine göre mi, kura ile mi sınıflara dağıtmak iyidir acaba diye sorguluyordu. Konu “özel” çocuklardı ama prestijli olan “özel” çocuklar yani normalin üstünde yetenekler gösteren özel çocuklar ve bunların arasına kılpayı giremeyenlerdi. Ben bunu düşünürken, üstüne  Aylin Anne‘nin kaynaştırma eğitimi ile ilgili yazısını okudum. Bu da özel çocukların ama “prestijli” olmayanların “normal” çocuklarla okutulmaya kalktığında çıkan sorunlardan bahsediyordu. Çok veciz(!) de bir alıntı vardı bir öğretmenden: Kaynaştırma eğitimi;Türk eğitim sistemini sabote etmek, kaliteyi düşürüp normal çocukların kötü bir eğitim alması için geliştirilmiş bir sistemdir!”.

Bu laf herşeyin özeti aslında. Keşke eğitimciler önce biz ebevynler için “çocukları niye okula yolluyoruz”u  bir netleştirse. “Çocuklar” testlerde daha iyi yapsın, iyiler daha iyi okullara gitsin diye mi? “Kötüler” ayıklansın diye mi? Eğitim dediğin sadece “akademik başarı” mıdır? Yani ne iyi üniversitelerden doktoralar toplamışlar gördük, ama hala odundular. Olmuş mu yani, bu durumda eğitim amacına ulaşmış mı diye soran var mı? Çocukların kendi potansiyellerini desteklemek bahanesi adı altında en iyilerin ayıklanmaya çalışıldığı kıyasıya bir rekabet sistemi olunca yukarıda alıntı yaptığımız öğretmenin bakış açısını niye yadırgıyoruz ki?

Peki rekabet olmasaydı? O zaman akademik olarak iyi olanla kötü olan dengeli bir biçimde aynı takımın parçası olmasında bir sakınca görmezdik belki de. O zaman sorabilirdik belki: Neden matematikte ileri gitmiş bir çocuk matematikte ilerleyemeyen sıra arkadaşı ile birlikte çalışmasın? Matematikte çok ileri olan çocuğu sınıfın sıkıcı düzeyine mahkum etmek değil sözünü ettiğim. Herkesin ilerleme hızına göre müdahale etmeye çalışmak ama birbirlerinden ayırmamak için de çaba göstermek. Akademik olarak çok ilerde olanları ayırıp onları ayrıca eğitmeye çalışmanın engelliler için özel sınıf oluşturup onları ayırmaktan ne farkı var? Akademik olarak normalin altında ya da üstünde olmak niye bu kadar önemli? İhtiyacın olan özel eğitim olduğunda topluluğun genelinden ayrıştırılmadan bunun sağlanması çok mu imkansız? Olanak dediğini herkese sağlamak gerekmez mi? Bireysel eğitim denilen şeyi hayata geçirmek bu kadar mı zor?

Bence bu dünyanın sorunu teknolojide daha çok ilerleme sağlayacak üstün zekalı insanların sayısının azlığı değil, farklılıklara tahammülsüz insan sayısının çokluğu. Farklılıklara tahammül edebilen insanların sayısını arttırmak için de önce okullarda farklıları bir araya koymak lazım. Ama bunu isteyen parmak kaldırsın, yok pardon, Facebook’da Like edin desem bir avuç Like bulamam herhalde.Keşke okulların başarısı akademik olarak en “iyilerinin” değil en “kötülerinin” getirilebildiği noktayla ölçülse. Herkes kendi hızıyla birbirinden öğrenerek gitse. Çok hızlı giden bir noktada yavaşlamayı, yavaşları beklemeyi, beklerken farklılıklar üzerine düşünmeyi öğrense. Çok yavaş giden hızlıdan birşeyler öğrenebileceğini görse. Bu tür gruplamalarda sınıf içi denge sayıca korunduğu sürece herkes farklılıkları ile niye ilerleyemesini de biri bana açıklasa?

Yok ama hayatın gerçeklerine dönmem lazım. Çoğumuz “normal” çocuklarımızı 10-15 sene sonrasının rekabetçi iş piyasasına eleman olarak hazırlama derdinde olduğumuza göre bu söylediklerimin pek anlamı yok. Prestijli özel çocuklar zaten 15 sene sonrasının iş dünyasına bir şekilde katılır. Ama sosyal problemleri mi olmuş, uyum problemleri mi  var, iş dünyası için icadını yapsın gerisi zaten önemli değil. Prestijsiz özel çocukların zaten kendi dünyası var ve onlara bu iş dünyasında yer yok. Arada kalan özel çocukların da her derde deva hapları var nasılsa, dayarız hapları, onları da sisteme uydururuz bir şekilde. Bu şartlar altında da bu çocukları aynı sınıfta bir araya getirip ailelere “sorun” yaratmaya gerek yok. Kulağa hoş gelmeyen “sorunlu” gibi kelimeleri de “özel”, “dezavantajlı”, “farklı” falan diye daha az can acıtıcı görünen kelimelerle değiştirince de sorunlar daha hafifliyor mu ne? Hafifliyordur, hafifliyordur tabii…

photo credit: Old Shoe Woman via photopin cc



2 Yorum

  1. Bir süredir takip ediyorum sitenizi, özel eğitim ve teknoloji kullanımına yönelik yazılarınızı merakla ve dikkatle okuyorum. Tüm özel çocuklar için birşeyler yapmak için çabalıyan bir anne olarak sizinle zamanla daha çok şey paylaşmayı umuyorum. Sizin özel çocuklara olan ilginizin derinliğini merak ediyorum ve geliştirmeye başladığımız türkçe uygulamaların çocuklarla buluştuğundaki etkisini paylaşmayı umuyorum. Sevgilerimle…

    • Teşekkür ediyoruz ilginize. Özel eğitim ve teknoloji konusu sitemizde geliştirmeye çalıştırdığımız bir alan. Hiçbirşey yapamasak bile belki biraz farkındalık artırmaya katkımız olur diye umuyoruz.Her türlü işbirliğine, öneriye açığız, elimizden geleni de yapmaya hazırız. Sevgiler…

Pin It on Pinterest

Share This