Şimdiki çocuklar ekran karşısında obez; çok yazık!

Şimdiki çocuklar ekran karşısında obez; çok yazık!

Okuyucular

Biz sokaklarda, boş arsalarda top koştururarak büyüyebilmiş o son neslin örneklerindeniz. Buna rağmen “şimdiki çocuklar apartman dairesine tıkılılar, ekran karşısında obez oldular” türevli önermeleri çok klişe buluyoruz. Kendi çocukluğumuzla onların çocukluğu arasındaki en büyük fark bizce, onların ekran karşısında geçirdikleri zamandan çok uzmanlar yüzünden ne yapacaklarını şaşırmış anneleri, yiyecekten oyuncağa her türlü tüketim malzemesine kolayca ulaşım ve değişen şehir dokusu nedeni ile özgür olmamaları. Biz anneler onların hep başlarındayız, beraber vakit geçirme adı altında onları hep denetliyor muyuz yoksa daha çok beraber  olup iyi anı mı biriktiriyoruz emin olamıyoruz  bazen. Biz çocukluğumuzda bu kadar annelerimizle içiçe olduğumuzu hiç hatırlamıyoruz. Ama annemizle birebir hatırladığımız her anın da kıymeti var, sayısı çok fazla olsa sayabilir miydik acaba? Bunun da cevabı yok, zaman gösterecek.

Biz büyük şehirde büyüdük ama apartmanımızın çevresindeki boş arsalarda top oynadığımız, sokak köpeklerine odunluklarda ev yaptığımız, yollarda öyle vızır vızır araba görmediğimiz, sadece acıkınca, susayınca eve gittiğimiz harika zamanlar hatırlıyoruz nostaljik nostaljik. Üstüne bir de bazılarımızın süper yazları var, deniz kenarında geçen. Çoluk çocuk sokaklarda parklarda gazoz kapağı topladığımız, saatlerce deniz kenarında  vakit geçirebildiğimiz, acıkınca salçalı ekmek yemek için annemize dil döktüğümüz, uyumak için ancak eve döndüğümüz, içme suyu almak için çeşmede sıra beklediğimiz, annemizin öyle tepemizde gardiyan gibi dikilip güvenliğimizi sağlamadığı, bizle “kaliteli zaman” geçirmek için uğraşmadığı , ama yaptığımız mısırdan bebekler ile üstümüz başımız leş gibi olsa da zevkle karpuzlara, zerdalilelere  daldığımız, annelerimizin “al işte meysu” diye evde yaptıkları taze meyve kompostalarını deniz kenarında bize içirdiği bir çocukluk. Aslında özgürlük hatırlıyoruz, zevkle ve özlemle ama günümüzde -imkan olsa da- bu kadar özgürlüğü çocuğuna vermek isteyen olur mu çok şüpheliyiz.

Ayrıca biz televizyon da seyrederdik, hani Adile Naşit’le Uykudan Önce dönemleri, Musti falan, Şeker Kız Candy ve daha niceleri.. Önerilen ekran saati sınırları içinde miydi bilemiyoruz şimdi. Ama kar tatili olunca koştur  koştur mutlulukla eve gelirdik. Hemen Webster’a yetişmek isterdik,  televizyon karşısında hep beraber annemizin nefis tostlarını yediğimizi hatırlıyoruz. “Ekran karşısında yemek olmaz” önermesi umurumuzda olmuyor geçmişi düşününce, çünkü hatırlayınca hala içimizi mutluluk dolduruyor Webster seyrederek yediğimiz o tostlar. Hala kar yağınca yıllar öncesinde kalan o “tatil heyecanı” bize geri geliyor.

Bizim çocuklarımız da bizim çocukluğumuzla kıyaslanınca hiç özgür değil, ama bizim zamanımızda sahip olmadığımız pek çok imkana da sahipler. Şehirlerde doğal olan herşeyin betona kurban gitmesinden doğanın insana olan etkisine kadar  -çok doğru noktalara temas etse de- “kutulanmış çocuk” söylemleri de bir parça abartılı değil mi?

Çünkü kendi çocuklarımız havanın güzel olduğu zamanları bahçede solucan toplayıp, ağaç yapraklarından, tohumlarından çorba yaparak da sularla toprakla oynayarak da vakit geçiriyorlar ve çocuk dediğin bunları yapmak için süper tasarım alanlara, koca koca bahçelere ihtiyaç duymuyor. Bunun yanısıra bizim sahip olmadığımız müzeler, kütüphaneler, çocuk müzeleri, bilim merkezleri, çiftlikler,hayvanat bahçeleri,  ana-babayla yemek yapmaktan çiçek ekmeye oyun oynamaya, cimnastikten yüzmeye tonlarca aktivitiye de sahipler.

Çocuklarımız ekran karşısında da bizli ya da bizsiz zaman geçiriyorlar. Bunların hepsine “imkan” gözüyle de bakmak mümkün “ay her saniyeleri dolu zamane proje çocuklarının” yorumu ile de. Peki gerçek bu iki bakış açısının arasında bir yerde olabilir mi?

Sonuçta ekran (tablet, televizyon) dediğin de bir zaman geçirme aracı. Bazen eğitim için kullanırsın bazen sadece kafa boşaltmak için. Ama ekran her kapandığında çocuk daha kaliteli, daha yararlı zaman geçirecek beklentisi nasıl bir yanılgıysa, ekran her açık olduğunda çocuk  “obez” olmaya, “dikkati dağınık”, “akademik olarak başarısız”  olmaya aday olarak gösterilmesi de aynı derece bir yanılgıdan ibaret olmasın sakın?

Ekranı kapatınca eve alınan cipsler de otomatik olarak çöpe mi gidecek? Ekran kapanınca mucizevi biçimde “dikkat dağınıklığından” muzdaripler “normal”e mi dönecekler? Çocukları özgürce salabileceğiniz, başında dikilmenizi gerektirmeyen, koşturabilecekleri, top oynayabilecekleri tek bir arsanın varlığının bile, pek çok çocuğun ellerindeki ipadi bir kenara attırabileceğinden eminiz. Mümkün olan tüm boş arsaların AVM lerle doldurulduğu, boş bir alanı çocuklara kaptırmayacak zihniyetli bir sistemde, çamurda tepinmek isteyen çocuğun önündeki engel açık olan ekranlar mı yoksa hepimiz için eskisinden daha hızlı akan bir hayat ve hiçbir şeye yetişememek mi?

Uzun lafın kısası bazı uzmanların tavsiye ettiği gibi ekranlar kapanınca her çocuk annesiyle kaliteli zaman geçirerek evde origami yapıyor ya da ormana ailecek yürüyüş yapmaya gidiyor olmayacak. Diyelim ki ekranları kapadık, çocuğumuza amade bir oyun ablası, evi çekip çevirecek bir de yardımcı olmayınca “çocuğum, sen kendi kendine yaratıcılığını kullan da bir oyalan bakalım ben gelene kadar” beklentisi ne kadar gerçekçi bilemiyoruz. Bizler çocukluğumuzda kendi kendimize değil bir sürü arkadaşla sokaklarda oyalanıyorduk çünkü. Aman, niyetimiz “ekranlara özgürlük” çığırtkanlığı yapmak değil, yanlış anlaşılmasın. Araştırmalara göre zaten ekranlar yeterince açık, keşke o kadar açık olmasa ama “kapatın, doğaya dönün” demek de sorunu pek çözmüyor. Sadece neden herşey ya siyah ya beyaz olmak zorunda, bunların bir ortası olamaz mı diye merak ediyoruz, hepsi bu.

photo credit: msmail via photopin cc



2 Yorum

  1. Tam da aklımdan geçenleri anlatmışsınız. Ben de anlamıyorum bu aşırılaşan ekranfobisini. Herşeyin belli dozlarda olması fena olmaz hayatta bence, dozu kontrol etmek kolay değil ama görevimiz bu ebeveyn olarak:çocuklara doğruyu yanlışı öğretmek ve içselleştirmelerine uğraşmak . yasaklarla nereye varabiliriz ki.

    • Evet “toptan kaldırdım sorun bitti”den çok her konuda sınırları ve de doğru seçimleri öğretebilmek mümkün olabilir gibi geliyor bize de. Allah yüzümüzü kara çıkarmasın da, çocuk milleti ile ilgili büyük konuşmamak lazım:-)

Pin It on Pinterest

Share This