Çocuklarla Trajik Olayları Konuşmak…

Çocuklarla Trajik Olayları Konuşmak…

Yazan: Pınar

Eli silahlı bir gencin bir ilkokulda çocukları ve öğretmenleri öldürdüğü o korkunç olaydan tam iki hafta önce bir pazar kahvaltısında kızlarım okulda periyodik olarak yaptıkları deprem, yangın tatbikatlarından bahsediyorlardı. Bir de “intruder” yani “işgalci” tatbikatı yaptıklarını söylediler. “Nasıl yani” diye çok şaşırarak sorduk. Bize ciddi ciddi “okula tehlikeli bir yabancı girerse görünmemek için nerelere saklanacaklarını” anlattılar. Mesela tuvalettelerse tuvaletin üstüne çıkmak ve ayaklarının bile görünmemesini sağlamak gibi detaylar vererek. O zaman çok tedirgin olduk ama asıl tedirginlik iki hafta sonra bunun gerçekleşmesiyle oldu. Televizyonun ve okulda verilen güvenlik eğitimlerinin etkisi, çocuklarımızın bildiklerinin başka çocuklarla paylaşabileceklerini hesaba katmayışımız, önlem almayı düşünememizle de bizim tedirginliğimiz iyi yönetemediğimiz bir krize dönüştü.

Aslında haberi duyduktan sonra bizim evde hiç televizyon açılmadı. Ertesi gün, iki gün sürecek araba yolculuğumuza başladık, akşam bir yerde mola verdik ve sabah kahvaltıya indik. Ama otelin salonunda  televizyon açıktı ve haber tüm kanallardaydı. Herkes dehşet içinde gözleri yaşlı haberleri seyrediyordu. Çok hazırlıksız yakalandık. Kızlarım “ne olmuş” deyip duruyorlardı. Hakikaten onların bu olaydan haberdar olabilecekleri o dakikaya kadar aklımıza gelmemişti. Apar topar oradan ayrıldık. Olanları basitleştirmeye çalışarak (böyle birşey nasıl basitleştirilebilirse) ama olduğu gibi söyledik. Yüzümüze inanamaz biçimde baktılar, ağlar gibi oldular, biz konuyu değiştirdik. Sordukları soruları geçiştirerek cevapladık. Ama yol boyunca durduğumuz heryerde televizyon açıktı ve de aynı haberler dönüp duruyordu. Olabildiğince televizyondan uzak kalmaya çalıştık ve bir daha tek laf etmediler. Sonra herşey normaldi, daha doğrusu biz öyle sandık.

Bu olaydan hemen sonra okuldan mailer gelmeye başladı. Konuyla ilgili çocuklarımızla konuşmamız gerektiğini bunun için önerileri içeren  mailler, ne yapılabilir konulu toplantı haberleri falan. Çocuklarla konuşmamız için önerilenler şunlardı:

-Kesinlikle televizyonu kapatın. (Biz kapattık ama maalesef yine de kurtulamadık)

-Bu konu hakkında çocuklarınızla mutlaka konuşun, önce onların ne bildiklerini öğrenin. (Konuştuk ama başarılı bir konuşma değildi.)

-Endişelerini size açmalarını sağlayın ve onların endişelerini anladığınızı belirtin. (Endişeleri üzerine konuşmalarına fırsat vermedik çünkü biz de endişeli ve üzgündük.)

-Kendilerini güvende hissetmeleri için ne yapabileceğinizi onlara sorun. (Bizim aklımıza gelmedi böyle bir soru o anda.)

-Bu konuda kabuslar görebilirler, gerekiyorsa sizin odanızda yatmalarına izin verin. (Bunu yaptık neyse, zaten şartlar öyleydi.)

-Siz kesinlikle korku ve endişelerinizi onlara belli etmeyin. (Sanırım bunu da beceremedik çünkü biz de şoktaydık.)

Büyük bir yanılgı içinde kızlarımın -neyse ki- çok etkilenmediklerini düşündüm. Konuyu bir daha açmaya hiç niyetim yoktu. Ancak aradan bir hafta geçti. Arkadaşımın evinde arkadaşımın kendi yaşıtları oğluyla oynarlarken arkadaşımın oğlu ve kızlarımdan birisi ağlayarak geldiler. Odada birşey kayıptı ve eve yabancı birinin girmiş olduğundan emindiler. Onlara göre eve kesin biri girmişti, ya silahı varsaydı, ya saklanmışsaydı, ya onları öldürürseydi. Okulda da çocukları öldürüyorlardı  ve onlar ölmek istemiyordu. Arkadaşım, olaylardan çabuk etkilenme potansiyeli olan oğluna bu olaydan hiç söz etmemişti. Ancak görünen o ki bizimkilerle aralarında bayağı detaylı bir konuşma geçmişti ve bütün olan biteni bizimkilerden öğrenmişti. Arkadaşımın oğlu o akşam çok zor uyudu. Kızlarımdan özellikle biri de öyle. Çok dil dökmemiz gerekti.

Bu krizden sonra öğrendiğim “küçükler, nasılsa duymazlar” diye düşünmeyip  bizi sarsan olaylardan onları da haberdar etmem, hazırlıklı olmam ve bunu da kendi duygularımı olabildiğince saklamayı başararak yapmam gerektiği. Ama her zaman olduğu gibi “demesi kolay”. Gerçekten çocukları herşeyden uygun bir biçimde nasıl haberdar edilebilir, mümkün mü diye de hala düşünüyorum. Bu kadar tedbir, bu kadar uyarı  ile onları temkinlilikle paranoyaklık arasındaki o çizgide tutmak çok zor. Ben kızlarım yaşındayken (6 yaş) evimizin karşısına bomba konulduğunu, camlarımızın patladığını, çok korktuğumu ve  polisleri hatırlıyorum. Bunlarla büyüdük biz, böyle krizler yoksa çocukları dayanıklı mı yapıyor trajedilere? Peki akşam haberlerinin sürekli arka planda açık olduğu evlerde ne oluyor? Çok merak ediyorum ve çoğu zaman olduğu gibi net bir cevabım da yok. Ama yine de konuşmak konuşmamaktan iyi gibi görünüyor, bize burada söylenen bu…

photo credit: tempophage via photopin cc



Pin It on Pinterest

Share This