Sevgililer Gününe burun kıvırmak…

Sevgililer Gününe burun kıvırmak…

Yazan: Pınar

Okuyucular

Sevgililer Günü diye bir günü ilk kez lisedeyken o zamanki “sevgilim”den duymuştum. O anda ve sonrasında uzun süre burun kıvırdım. Tüketimi körüklemek için üretilmiş, üstelik de sevgilisi olanları da olmayanları da gereksiz strese sokan gereksiz günlerden biri diye gördüm. Şimdiki sevgilimle hemen her sevgililer gününde kalpli çikolatalarımızı yemeyi de ihmal etmeyerek burun kıvırmaya devam ettim.

Çocuklarımla ve de Amerika maceramla birlikte sevgililer günü farklı bir boyuta taşındı. Herşey kutlanabilir, kutlanacak ne varsa kutlayalım, hayat bayram olsun, çocuklara atraksiyon olsun mantığı ile Sevgililer Günü anlamını değiştirdi. Bir anda anlamı genişleyip sevdiğim adamdan sevdiğim insanları kapsar haline geldi. Önemi artmadı ama şaşırarak farkediyorum ki artık burun kıvırdığım bir gün değil. Aslında geçen yıllar içinde önüme gelene burun kıvırmamayı öğreniyorum belki de.

Türkiye’de hala hatırladığım gibi “sevgililere özel” bir gün mü bugün bilemiyorum ama burada çoluk-çocuk herkesin kutladığı bir gün Sevgililer Günü. Kızlarım günlerdir çok heyecanlı çünkü okulda parti yapacaklar ve arkadaşlarına  minik, kalpli kartlar verecekler. Ben de partilerine katılacağım. İki ayrı sınıf sözkonusu olduğu için her zaman olduğu gibi bölüneceğim klasik. Oğlumun bile okulda partisi olacak da kendisinin pek takacağını sanmıyorum. Neyse, ben de akşam için evdeki sevgililerime kalp şeklinde bir mozaik pasta yapıp konuyu kapatacağım sanırım.

Bu sevgililer günü heyecanı da bize aktivite olarak geri döndü tabii. O yüzden her sene olduğu gibi oturup kendilerine kartlarını koymak için kutu hazırladılar. Bildiğimiz ayakkabı kutularını süslemek, kartlara isim yazmak, arkadaşlara vermek için minik hediyeler hazırlamak gibi telaşları oluyor.

Ben yine çıkardım ortaya tembel işi malzemelerimi. Arkadaşlarına vermek için kalp, çiçek şeklindeki tahta parçalarını birbirine yapıştırırlar, simlerle de süslerler diye düşünmüştüm. Onlar kalpleri süslemeyi tercih ettiler. Sim ne kötü fikirmiş ya, bir hafta oldu, simlerden kurtulamadık. Bir haftadır Emre’nin bezi, kakası bile parıl parıl simli 🙂


Emre de bu aktivitelere katıldığı için olay yine beni gerecek boyutlara taşındı ama bunu öngörmüş olduğum için gerilmedim. Sadece simli bir aktivitenin devamını kaldıracak halim olmadığından simleri ortadan kaldırdım; yerine simli uhuya geçtik temiz temiz.


Burun kıvırmıyorum artık diyorum ama kalp, kalp, kalp, simler, parıltılar, içim aktı yine de. Bu kadar ıvır zıvırla uğraşmak istemeyene de her zaman dijital bir çözüm var. Benim kalpli hiçbirşey göresim yok ama siz isterseniz şunlara bakabilirsiniz:

Uzun lafın kısası, sevgililer gününüz kutlu olsun!

 



3 Yorum

  1. Pinar hanım
    Ben Babanların Şarköy deki komşuları Emekli Noterim..
    Akşam anneniz sitenizin adını verdi…
    Önce ben inceledim ve ” Sevgililer Günü” yazınızı okudum.
    Siteniz gibi yazınız da sımsıcak.. Buram buram sevgi kokuyor…
    Tabii önce eşime sitenizi inceleteceğim.. Sonra kızım la oğluma tavsiye edeceğim…
    Ondan sonra da tabii ki dostlarıma ve özellikle yuvalarında cıvildaşan çocuk sahibleri annelere ve de adaylarına tavsiye edeceğim…
    Şarköy’den size arkadaşlarınıza başarı dileklerimi, selam ve saygılarımı sunuyorum…
    Ben de hepinizin sevgililer gününüzü, ” Burunlarınınızı Kıvırmayacağınız umuduyla” kutluyorum.
    Hayrettin Malatyal

    • merhabalar,

      teşekkür ediyoruz güzel sözleriniz için. Biz de sizin sevgililer gününüzü kutluyoruz:-) Şarköy’de tanışmak üzere… İyi günler.

  2. Yazini cok begendim.sevgililer gununuz sizinde kutlu olsun.

Pin It on Pinterest

Share This