Alternatif Eğitim Örneği – Almanya’daki Orman Okulları

Alternatif Eğitim Örneği – Almanya’daki Orman Okulları

Yazan: Melike

Bir yandan Türkiye’de alternatif eğitim, eğitim sisteminin değiştirilmesi tartışmaları devam ederken, diğer yandan da benim kendi içimde, çocuğumla ve Almanya’daki eğitim sistemiyle ilgili tartışmalarım sürüyor.

Bizim yaşadığımız bölgede, Montessori’den Waldorf’a Reggio Emillia’ya kadar farklı pedagojik eğitim akımları doğrultusunda hem ilköğretim hem de okul öncesi eğitim-anaokulu seviyesinde hizmet veren çeşitli okullar mevcut. Almanya’daki örnekleriyle birlikte bu farklı pedagojik yaklaşımları sizlerle bir başka yazıda paylaşmayı planlıyorum. Ancak bu yazıda gerçekten bana göre alternatif eğitim yapan bir okul türünü sizlerle paylaşmak ve bu eğitim sistemi üzerine biraz düşünmek istiyorum.

Yukarıda bahsettiğim akımlar haricinde, bugün çevremden ve sosyal medyadan takip ettiğim kadarıyla Türkiye’de de, mevcut eğitim sisteminin yerine alternatif eğitim sistemleri oluşturulmaya çalışılıyor. Son zamanlarda takip ettiğimiz ve desteklediğimiz Başka Bir Okul Mümkün projesi de bunlardan biri. Mevcut eğitim sisteminin kısırlığı, yetersizliği ile ilgili hepimiz bir çırpıda pek çok olumsuz şey sıralayabiliriz. Bir de bunların yanında çocuklarımız için kurduğumuz hayallerimiz var. İşte bu yüzden size alternatif eğitim yapan bir okul türü olarak Orman Okulları’ndan bahsetmek istiyorum.

Yaşadığımız bölgede pek çok Orman Okulu (WaldSchule) bulunuyor ki, uygulanması bir yana Türkiye’de bilindiğini bile sanmıyorum. Türkiye’de doğayla başbaşa eğitim tanımı altında, çocukların günün bir kısmını veya tenefüslerini beton, şanslılarsa çim, okul bahçelerinde veya devlet okullarını düşünecek olursak otoparklarda arabaların arasında geçirmelerinden bahsetmiyorum. Bu okullarda gerçekten bina yok. Ormanın içine kurulu 1-2 tane konteyner türü taşınabilir, çok acil durumlarda sınıf olarak kullanılabilecek, eşyaların muhafaza edildiği kulübeler mevcut. Çocuklar bütün günlerini hava şartlarından bağımsız, ormanda, açık havada geçiriyorlar. Aktivitelerini burada yapıyor, matematiği burada öğreniyor, burada yemek hazırlayıp, açık havada yiyorlar.

Bu okulların ilköğretim seviyesinde bölümleri de mevcut, ve onlar da günün büyük kısmını dört duvarın dışında ormanda geçirip, derslerini burada işliyorlar. Bir de bu okullarda Waldorf okullarına benzer şekilde sınavmış, testmiş, karneymiş, notmuş yok. Okul yönetimi ailelerle her zaman birlikte çalıştığı ve çok sıkı diyalog içinde olduğu için zaten her an çocukların gelişimleri hakkında bilgilendiriliyorlar. Bir de karne yerine ‘değerlendirme’ veriliyor. Hal böyle olunca çocukların sınıfta kalması gibi bir durum da yok. Ayrıca bir sonraki sene üst sınıfa geçse de, yine tüm çocuklar grup olarak birlikte kalıyorlar. Biraz ütopik ama kulağa çok hoş geliyor değil mi? Ütopik olmasına bakmayın, bu okullarda yüzlerce çocuk eğitim görüyor Almanya’da.

Ancak buradaki tek problem, bu akımın dışında devlet ve özel okullarda uygulanan notlar, karneler, ders başarısı, sınavlar, yapılan spor aktivitesi, kazanılan madalyalar gibi konularda dönen toplumun büyük çoğunluğunun yer aldığı ‘karşı taraf’. Sonuçta bu çocukların hepsi okullarından mezun olup, iş bulma yarışına giriyorlar, bir süre sonra işveren oluyorlar. Orman okullarından mezunlar ise, okul hayatları boyunca rekabetten, nottan uzak tutuldukları için, mezun olduklarında bu rekabetçi dünyanın içine girince ‘sudan çıkmış balık’ gibi oluyorlar. En azından çevremde bu sisteme karşı yapılan argüman bu şekilde.

Bu Orman okulları kimileri için çok cezbedici kimileri için de çok çekindikleri bir yöntem olabiliyor. Türkiye’deki bazı arkadaşlarımdan, “ne yani orman okuluna gidince, hippi mi olunuyor?” gibi yorumlar bile aldım. 🙂

Bu alternatif eğitim yöntemlerinin karşısında koskoca rekabetçi ve sınava dayalı bir sistem duruyor. Bu noktada anne babalara şu cesur karar kalıyor. Çocuğunuzu tüm bu sisteme ve sonrasında yaşayacaklarına rağmen yine de böyle bir okula gönderir misiniz? Alternatif eğitim yöntemleri ararken, gerçekte bunlara ve sonuçlarına ne kadar hazırız?



2 Yorum

  1. Biliyorum haberdarım talep ediyorum türkiyede yaşıyorum-malesef- ama şehirde değilim -neyse ki- burada saçmasapan veliler, inanın anneler anne değil, çocuklar çocuk değil, ciddiyim, çocuk dediğin sanki böyle beceriksiz basiretsiz bir yaratık, anneler çyle deli nasıl anlatayım ki, kreşte bahçeye hasta olur diye çıkmasını istemiyor çocuğunun, deniz kenarında yaşıyoruz, 8-9 ay hava sıcak hergün denixdyiz bu kadınlar ağustos bitti mi ayakkabı giyip denize girmeyi kapatıyorlar çocukları da katkat giydiriyorlar…kafaları yemişler, bu orman okullarını okuduğumda yıllar önce çok istemiştim trde nerdeeee, neyse süper bir kreşimiz var umarım ilkokuldan sonrada başka ülkeler, kesinlikle yakınımda olsa ilk önceliğim bu okullar olurdu zaten doğadan kopuk çocuk yetişmez, yetişirse afedersiniz mal oluyor bkz türk insanı :)))

    • “doğadan kopuk çocuk yetişmez” kısmına biz de katılıyoruz. Türk anne ve çocuklarının kendilerine has bir yapısı olabilir tabii, evham ve pimpiriklilik konusunda belki eleştiri de yapılabilir. Ancak bu tür genelleme ve yargılamalarla bir yere varamayıp, sadece ayrışıyoruz. yakındığımız şeyi değiştirmek de imkansız hale geliyor. Sonuçta herkes kendince çocuğu için en iyisi olduğuna inandığı şeyi yapıyor. Keşke çocukları dah açok doğanın içinde ve doğaya saygılı, doğayla bütün yetiştirebilsek tabii ki.

Pin It on Pinterest

Share This