Çocuklar en erken ne zaman ekranla tanışsın?

Çocuklar en erken ne zaman ekranla tanışsın?

Okuyucular

Hangi çocuk bakımı kitabını açsanız bir çocuğun gelişiminde en önemli faktörün kendine bakan insanla (annesi, babası, bakıcısı vs) kurduğu birebir ilişki olduğu yazıyor. Yazmasa da insanın sağduyusuyla buna varması çok zor değil. “Hiçbir teknolojik alet ebeveynin yerini tutmaz” demek için büyük araştırmalardan referans vermeye gerek yok.  Biz de çocukların ekranlarla tanışması konusunda “ne kadar geç o kadar iyi” diye düşünüyoruz. Ancak gelişen teknolojinin cezbediciliği, pratik hayatta karşılaşılanların teoriye çok uymaması ebeveynleri bu konuda farklı tutumlar almaya itiyor. Kimisi eve televizyon dahi sokmazken, kimileri sınırlamaktan yana, kimileri mobil aletleri çok eğitici gördüğü için içleri rahat, kimileri ise arka planda sürekli televizyon çalışmasının çocuğa bir etkisinin olmadığını sanmakta, kimisi sadece seyahat gibi acil durumlarda ekrana başvuruyor. Biz ebeveynlerin farklı tutumları öyle uzman görüşü ile bir çırpıda değişmiyor, ayrıca herkesin aldığı tavrın kendi içinde bir mantığı var. Ama bu konuda bilimsel bulguların ne dediğini bilmek yine de önemli.

Uzun süredir çocuklar en erken ne zaman ekranla tanışsın sorusunun bilimsel cevabının 2 yaş olduğunu sanıyorduk.Çocuklar 2 yaşından önce ekranlarla tanıştırılmasın“ın kaynağı ise Amerikan Pediatri Akademisi ve onların yaptıkları geniş kapsamlı araştırma değerlendirmeleri idi. Hatta uzmanların çoğu bu konuda araştırma olmadığını söylese de temkinlilik adına “2 yaş öncesi çocukları ekrana maruz bırakmayın” deniyordu. Ama iPad/iPhone çıktı, ortalık iyice karıştı. Şimdi bebeklerin bile elinde ekranlar. maalesef ekran ve çocuklar konulu araştırmalar genelde 3 yaş altını kapsamıyor ama 3 yaş altı için “kesinlikle kötü, aman ha” diyen uzman sayısı hızla artıyor, özellikle Avrupa’da. Şu çok meşhur magazine iPad muamelesi yapan bebek videosu yüzünden  “herkes bebeğini iPad’e baktırıyor” havası hakim. Keşke doğru olsa, bizim evdeki ipad çok güzel alt değiştirse mesela 🙂

Şaka bir yana, uzun yıllardır bilinen ekran için 2 yaş sınırının, bu aralar  3 yaş olarak değişmesi çok önemli bir bilgi farklılığı. 2 ile 3 yaş arasında koskoca bir yıl var. Bu durumda uzmanların dediğine uyduğunu sanan bizim gibi tipler yine yanıldı yani. Son zamanlarda pek çok haber kaynağında yer alan uzmanlar  “çocuklar 3 yaşından önce ekranlarla tanıştırılmasın” diyor. Kanada, Avustralya, İngiltere’de bu konuda devlet politikası da geliştirilmeye başlandı.

“Çocuklar 3 yaşına kadar ekrandan uzak dursun”un sebepleri de kaynaklarda “Ekranlar bebeklerin gelişmememiş derinlik , boyut , şekil, zemin algılarını bozabilir. Bebeklerin 3 boyutlu objelerle oynaması gerekir” gibi çok benzer cümlelerle sıralanıyor. Bu nedenle 3 yaşından önce çocuklara kitap bile okumayın diyen uzman bile var(mış): “3 yaşına kadar çocuklarınızı kitap ve televizyondan uzak tutun. Bebekler beyinlerinin yapısı gereği zihinsel gelişimleri için mutlaka 3 boyutlu objelerle uğraşmalı. Koklamalı, ağzına götürmeli, tadına bakmalı, ellemeli, seyretmeli, dinlemeli. Kitap ve televizyonun iki boyutlu dünyası bu ortamı sağlamıyor(muş)“(Kitap konusunu ayrıca ele alacağız).  Buna karşılık 0-3 yaş grubunun ekranlar yüzünden karşılaşabileceği dil gelişimi gibi problemlerinin ekran zamanının  ebeveynle birlikte yapılması halinde azaltılabileceği de söyleniyor.

Geçtiğimiz Ekim ayında gazetelere haber olan ve sonrasında sürekli rastladığımız bu 3 yaş sınırının kaynağı Psikolog Aric Sigman’ın araştırması (Araştırmanın tamamı burada).Bu uzman özetle  “3 yaş öncesi her türlü ekran çocuklara zararlı” diyor.Bunu söyleyen ilk uzman olmamasına rağmen bu araştırma olumlu/olumsuz çok yankı yaptı. Dr Sigman’ı cımbızlama yaptığı için eleştirenler, güvenilir bulmayanlar ve araştırmasını taraflı bulan uzmanlar var. Her araştırma gibi bu araştırmanın da kısıtları var. Ancak bu araştırmada önerilen günlük ekran zamanları  biz anneleri yakından ilgilendiriyor:

0–3 yaş: HİÇ 3–7 yaş: 0.5–1 saat – 7–12 yaş: 1 saat – 12–15 yaş: 1 saat – 16+ yaş: 2 saat

Bu sınırlar içinde kalabilenlere alkış ama kalmak gerekli midir, bu rakamlar nereden çıkmış, bilimsel dayanağı ne diye bakınca çok somut, bilimsel veriler görememekten ve “uzmanların kişisel görüşü” ile yetinmek zorunda kalmaktan rahatsızız. Buna rağmen özellikle küçük çocuklar için bu sınırlar içinde kalmaya çalışsak pek güzel olur diye düşünüyoruz. Ancak 7 yaşından sonra okul ödevleri, okuma alıştırmaları, sınıftaki aktiviteler ve hayata hazırlanma adına teknoloji ile geçirilen vakitler de bu  sınırlamalara dahil midir sorusunun cevabı yok, ebeveyn insiyatifine bırakılmış.

3 yaşından önce çocukları ekranlarla tanıştırmayın haberlerinin başka bir bilimsel kaynağı görebildiğimiz kadarıyla (Seattle Children’s Research Institute) Dr. Dimitri Christakis’in araştırması: Dr. Dimitri Christakis  8-14 aylık çocukların DVD seyrederken ve bildiğimiz bloklarla oynarken beyin aktivitelerini karşılaştırmış. Çıkan sonuç DVD seyredenlerde beyin gelişimini destekleyen hormonlarda 1.5 kez azalma sözkonusu.  Ancak haberlerde pek vurgulanmayan bu bilimsel makalenin son sözüne yine de biz dikkat çekelim: Laboratuarda bulduğumuz bu  farklılığın ne tür etkileri olduğunu henüz bilmiyoruz. Şimdi benzer çalışmayı uygulamalar için de yapacaklar. Gerçekten heyecanla bekliyoruz ve eminiz yakında daha  doyurucu cevaplar gelecektir. Ama o zamana kadar bizim çocuklar bayağı büyümüş olabilir, o ayrı 🙂

Bize bu kadar bilgi içinde “2 yaş öncesi teknoloji olmasın” hep mantıklı geliyordu.  Çocukların bu yaşta kitapla olan ilişkisi bile kitabı obje olarak koklama, ısırma vs üzerine kurulu. Ancak 2 yaştan sonra bu konunun  daha çok araştırılması ve farklı ekran türlerini de kapsaması gerektiği ortada*. Yani yaşa uygun eğitici PC oyunları, eğitici program dvdleri, interaktif oyunlar,  etkileşimli kitaplar gibi pek çok farklı seçeneği bir sepete koyup ebeveynlere “bunları 2-3 yaş grubu için de toptan unutun hepsi zararlı” denilmesi şu aşamada bu araştırmalar çerçevesinde bizi  tatmin etmiyor. Ama yine de “araştırmalar yeterli olmadığına göre temkinli olmakta fayda var” diyoruz.  Ama bizler özellikle çok çocuklu aileler pratik olarak bunun zorluklarını yaşıyoruz. İlk çocuğa nazaran sonraki çocuklar ablaları,abileri ve çocuk başına düşen kaliteli zaman sağlayıcı ebeveyn sayısının azalması nedeni ile maalesef ekranlarla daha erken tanışıyor.  İstatistiklere göre zaten çok büyük bir kesim çocukları arka plan medyaya maruz bırakıyor ve iPad/iPhonedan önce, bu çok görmezlikten gelinen bir konu. Ancak ekran dediğimiz tanımın gitgide genişlemesi, teknolojik imkanların ebeveyn ve çocuğun beraberce yapabilecekleri “kaliteli” aktivite seçeneklerini arttırması, özel eğitim konusunda teknolojinin yeni alternatifler sunması, teknoloji ve çocuk konusunun “ya hep ya hiç” kolaycılığı ile değil  akılcı bir biçimde ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.

Sonuç olarak, tüm bunlardan bizim çıkardığımız sonuç  “2 yaş öncesi çocukları kesinlikle teknolojiye bulaştırmayın”, “2-3 yaş arası yapabiliyorsanız hala bulaşmayın” ama biraz konu sizin bilgileri nasıl filtreleyeceğinize kalmış, araştırmalar devam ediyor . Sonrasında da mutlaka dikkatli olmak lazım. Ve unutmadan, teknolojiye karşı olmamak demek “çocuklar sürekli ekrana baksın” demek değil; “dozunu iyi ayarlayalım” , “seçici olalım” , “bu konuya biraz kafa yorup çocuklarımız ve ailemiz için en verimli olanı yapmaya” çalışalım demek. 

——————————————————————————————————————————-

*Bu yazıda verdiğimiz linkler dışında, yararlandığımız diğer bilimsel makaleleri aşağıdaki tabloda topladık. Bu tabloyu yakında türkçeleştirmeyi, yeni araştırmalar yayınlandıkça geliştirmeyi umuyoruz. Sizin de buraya eklenmesinin iyi olacağını düşündüğünüz “bilimsel” araştırmalar varsa bize ulaştırabilirsiniz.

 screentimeinfants

 

 

 

photo credit: umpcportal.com via photopin cc

 



2 Yorum

  1. Bu önemli bilgilendirme yazısındaki verilere aynı zamanda çocukların dolaylı veya doğrudan teknoloji kullanımı ile maruz kaldıkları elektromanyetik alanların (EMF) da göz önünde bulundurulmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Tahmin ediyorum ki hiçbirimiz küçük çocuğumuza cep telefonundaki bir resme bakması için uzattığımızda, cep telefonunun ağ/data bağlantıları kapatıp vermiyoruz. Cep telefonu kullanma kılavuzunda “vücudunuzdan uzakta tutunuz” bilgisini kendimiz bile tam olarak uygulamıyorken, hatta bazılarımız neredeyse kalp üstüne denk gelen ceket iç cebinde cep telefonunu taşırken, bir bebeğe eğlenmesi için verdiğimiz cihazın ciddi bir EMF kaynağı olduğunu göz önünde bulundurmayabiliyoruz. Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) bu konuyla ilgili yayını güzel bir araştırma sunuyor: http://www.who.int/ceh/capacity/radiation.pdf Çocuklarımızın geleceğimiz olduğunu unutmayalım.

    • evet bu konuyu da ayrıca ele almalı diye düşünüyoruz. paylaşım için teşekkürler:-)

Pin It on Pinterest

Share This