Kitap sevmeyen çocuk olur mu?

Kitap sevmeyen çocuk olur mu?

Yazan: Pınar

Kızlarım 3 yaşlarındayken aynı yaşlarda bir oğlu olan arkadaşım “bizimki hayatta böyle oturup da kitap dinlemez. Sevmiyor hiç” demişti. “Herkes ne çok seviyor, her konuda kız erkek diye ayırmayı” diye düşünmüştüm. Bence uygun koşullar yaratılırsa ve fırsatlar sunulursa her çocuk kitap sever-di. Her zaman olduğu gibi, bunu da bizzat yaşamam için bir sene sonra nurtopu gibi bir “kitap sevmez” oğlum oldu. Ama hala bu kitap sevmeme konusunun erkek olmasından kaynaklanmadığını düşünüyorum.

Çok uğraştım, hala uğraşıyorum kitaplarla ilgisini çekebilmek için. Daha önce bahsettiğim oğlumu her ay ziyaret eden PAT öğretmeni de uğraşıyor ve sürekli konuşuyoruz bu konuda. Herkesler “kitaplara alışmanın en iyi yolu bebekliğinden itibaren ona kitap okumaktır” diyor ya, bunun aksini söyleyen sadece bir uzmana rastladım bugüne kadar. Onda da başkasının yalancısıyım ki yakında bunu da detaylı bir incelemek istiyoruz (çocuklara 3 yaşına kadar kitap okumayın). En son PAT ziyaretinde benim de kitap okuma konusunda beklentimin çok yüksek olduğu konusunda anlaştık. Çünkü üç sayfalık bir kitapta “bak bu top, bak bu ayı” deyince “işte okudu” kapsamına aldı öğretmeni. Ben tabii bir hikayeyi, masalı 18 aylıktan itibaren son derece ilgiyle dinleyen ve de dil gelişimi açısından Emre’ye göre son derece ileride olan kızlarımla karşılaştırıp duruyorum tabii. Zaten büyük yanılgı çocukları karşılaştırmakla başlıyor.

Bu “kitap sevmez” etiketi Emre için “gerçek kitap” sevmez boyutundaydı yalnız. Yani e-kitaplara gerçekten bayılıyor. Ama ben uzun süre “hiç okumamak mı, e-kitap okusak olur mu” konusunda da bocaladım. Çünkü e-kitaba bayıldıkça gerçek kitaplara elini iyice sürmez hale geliyordu. Ayrıca e-kitap ekran zamanına dahil midir kaygılarımı da biliyorsunuz. Bu konularda benim için doyurucu araştırma falan da yok, gerçekten. Ama konuyu öğretmenleri ile de tartıştım. Kendi iç sesim de bana normal kitap okumaya devam et, arada e-kitap da okuyun deyip duruyordu. Dolayısıyla genellikle “uyku öncesi e-kitap yok, normal kitap okunacak” yaklaşımını tercih ediyorum.


Sonuçta 3 yaşına ramak kala çok büyük değişimler gözlemliyorum Emre’de. Hala e-kitaplar favorisi. Ancak şimdiye kadar 10 kez “aa bak trenli kitap, hadi okuyalım” deyince “tamam” dediği 1 seferse, son birkaç haftadır bir mucize oldu. Önce bir kitabı, gerçek bir kitabı, getirip kendi önüme koydu; Bisküvi adam. Bir süre sürekli onu okuduk. Sonra baktım benzer ne bulabilirim evde. Ayaklı Şeker Kavanozunu buldum. Onun ilgilendiği şeker kavanozunun ayaklı olması ki kitabın mesajı ile hiç ilgisi yok. Ona da bayıldı. Benzer olarak Bisküvi adamda da bisküvinin canlanmasına bayıldı. Sonra kütüphaneden kitaplar aldık. Konular genelde Pete tuvaletini kaybetmiş, Milo topunu kaybetmiş, bulalım falan. Zaten sayfanın içinde birşeyler arayıp bulmayı seviyor. Tuvaletle ilgili kitaplara bayılıp da kendi yaşamına uygulamayı hiç düşünmemesi de ayrı bir konu. Şimdi düzenli olarak yatmadan önce onunla da kitap okuyabiliyoruz. Beğendiği bir kitabı tekrar tekrar okutuyor. Mutluluk 🙂

Ya artık gerçekten kitaplar için doğru yaşa geldi; ya ben beklentilerimi azaltıp daha istediğine uygun kitaplar seçmeye başladım; ya evde ablalarını sürekli gördüğü için özeniyor (çünkü sürekli bir taklit” halinde), ya tesadüfen sevdiği kitap tarzını bulduk, ya  çabalarım meyvesini verdi (kendime kredi vereyim), ya da elektronik kitapların katkısı oldu. Sonuçta belki de hepsinin etkisi. Ama durum şu an itibariyle ümit vaadediyor.

Bu arada 34  aylık Mister No’nun en sevdiği 3 e-kitap uygulaması ise şunlar:

Bu uygulamaları beraberce okuyoruz. Ancak ben okurken Türkçeye çeviriyorum. Aslında Türkçe olarak anlatıyorum. Damla ve Deniz’e de okula başlayıncaya kadar tüm İngilizce kitapları Türkçeye çevirerek okudum. Zaten çocuklar bizim aksanlı ingilizcemizi ne yapsınlar diye düşündük hep 🙂 Bu üç kitabın da interaktivitesi ve animasyonları çok kararında.

Son sözüm: Kitap sevmeyen çocuk olduğuna hala inanmıyorum. Her konuda olduğu gibi bu konuda da kız-erkek ayrımlarını zorlama buluyorum. Ama benim inanışımı desteklemeyen haberler görmeye de devam ediyorum o ayrı 🙂 Siz ne diyorsunuz bu konuda?



Pin It on Pinterest

Share This