Çocuğuma Devlet Bakmasın, Ben Bakarım!

Çocuğuma Devlet Bakmasın, Ben Bakarım!

Yazan: Melike

Çocuğunuzun serbest zamanını nerede geçirmesini istersiniz?

Ana okulu, ilkokul veya orta okula giden çocuğunuz bir günde ne kadar zamanını okulda geçiriyor? Tabii bu sorunun cevabı herkesin değişik şartlarına göre farklıdır. Özel okul, devlet okulu, çalışan anne, çalışmayan anne durumlarına göre değişebilir. Okuldan sonraki serbest zamanını nerede ve nasıl geçiriyor? Kurslar, dershaneler, sosyal aktiviteler, spor..?

Benim okula gittiğim dönemde okul tam gündü. İlkokul birinci sınıftan itibaren sabah 8 akşam 5 arası eğitim vardı. Dersler 45 dakika, 10-15 dakikalık tenefüsler şeklindeydi. Bir günde, yanlış hatırlamıyorsam, 7 civarı ders olurdu. Sabahtan öğlene kadar 4 tane, öğlen yemeği arası 1 saat, öğleden sonra yine 3 ders olurdu. Ortaokul, lisede mesela iki ders matematik üstüsteyse blok ders yapılır, sonraki tenefüse bir 5-10 dakika daha eklenirdi. Bazen bu öğretmenin insiyatifinde olur, ama ders bitince diğer sınıfları rahatsız etmemek için sınıftan dışarı çıkmamıza izin verilmez, yine sınıfta öğretmenle, ‘Konuşmayın!’, ‘Ayağa kalkmayın!‘, ‘Bağırmayın!‘ komutları eşliğinde ‘serbest zaman‘ geçirilirdi. Başka da bir serbest zaman hatırlamıyorum.

Tek eğlendiğim zamanlar okulda ders dışında yaptığım aktivitelerimdi. İlkokulun ilk birkaç yılında yaptığım bale, folklör, müzik aktiviteleri… 3.sınıfta başka okula geçince voleybol takımına girmemle başlayan lise sona kadar devam eden voleybol hayatım, okulun bandosunda klarnet çalmayı öğrenmem gibi sosyal aktiviteler. Ancak bu aktiviteler tüm okul hayatım boyunca, okulla bağlantılı oldu. Okulun bandosu, okulun takımı, gerçi fena da olmuyordu bir yandan. Arada maçlar için derslerden izinli sayılıyorduk da nefes alıyorduk. Klüpte de oynamaya başlayınca haftasonları klüp takımının antremanlarıyla geçiyordu. Bir de şimdiki çocuklara bakıyorum da, ben sadece (!) ilkokul 5’te yapılan Anadolu Lisesi sınavlarına hazırlık ve lise sonda üniversite sınavına hazırlık için okuldan sonra dershaneye giden şanslı nesildenim. (Şans diye saydığım şeye bak!)

[pullquote align=”left”]Çocuğuma okul aracılığı ile bile olsa devletin bakmasını değil, kendim bakmayı istiyorum[/pullquote]Şu an yaşadığımız yerde, Almanya’da ise durum şöyle: Çocuğunuz uluslararası özel okullardan birine gitmiyorsa, genellikle ilkokullar öğlen saat 1 e kadar sürüyor. Yarım saatlik öğlen yemeği arasından sonra 2 saatlik etüt zamanları var. Bu süre içerisinde nöbetçi öğretmenle ödevler yapılıyor. Saat 3 civarı okul bitiyor, ve çocuğun başka bir aktivitesi varsa onu alan ebeveyni ile veya tek başına oraya gidiyor. Çünkü Türkiye’de okulların kendi bünyesinde sunduğu sosyal aktiviteler, burada genellikle o konuda kurulmuş dernekler (Verein) tarafından yapılıyor. Dolayısıyla çocuklar bir noktada okul dışındaki mekanlarda sosyalleşiyorlar.

Buradaki esas farklılık ortaokul-lise döneminde başlıyor. Okullardaki ders programı standart bir yapıda değil, bizdeki üniversiteler gibi. Pazartesi günü çocuğun okulu, 11.30 da biterken, mesela Çarşamba günü akşam üstü 16.00 ya kadar devam ediyor, ve bu haftalık programlar dönemlerle birlikte değişiyor. Bu durum çoktandır bu şekilde, Almanya’nın en azından bizim yaşadığımız eyaletinde.

Fakat son zamanlarda okul saatlerinin Türkiye’deki gibi standart hale getirilmesi konusu tartışılmaya başlandı. Bunun sebebi ise, global ekonomiden elbette ki Almanya’nın da etkilenmesi, ve her geçen zamanda daha çok annenin(ya da babanın, kim evde kaldıysa) bir işte çalışmak zorunda kalması.

[pullquote align=”right”]Yani çocuk, bütün hayatı boyunca okulun güdümünde olmasın, kendi seçimlerini yapabilsin.[/pullquote]Ancak bu durum, ebeveynler tarafından pek hoş karşılanmıyor. Ders saatlerinin uzatılması, haftalık programın standart hale getirilmesi ile okulun çocukların serbest zamanından çaldığı, okul dışı aktivitelere daha az zaman ayırmak zorunda kaldıkları konusunda tartışmalar yaşanıyor. Ders programlarının da dengesiz hazırlandığı durumlar, yani Pazartesi sabahı spor, Çarşamba öğleden sonra matematik derslerinin konulması gibi uygulamalar da tepki alan konular içinde. Ayrıca herşeye rağmen, ders programları dengeli bir şekilde ayarlanıp, derneklerin sunduğu bir takım sosyal aktiviteler öğleden sonralarında okullara taşınması durumunda bile, çocukların hep okul alanı içinde kalmaları onlara aykırı geliyor. Geçenlerde bir arkadaşım bana ‘Çocuğuma okul içinde bile olsa devletin bakmasını değil, kendim bakmayı istiyorum‘ diye özetledi konuyu.

Elbette konunun kilit noktasında herkes için ekonomik refah seviyesi ve pratiklik var. Almanya’nın da yavaş yavaş önceki refah seviyesinin eskiye göre, yaşanan global krizlerin de etkisiyle, aşağıya düşmesi var. Ayrıca, çalışan veya çalışmayan ebeveynler açısından çocukların aslında okuldaki derslerden sonra, sosyal aktivitelerine devam etmeleri daha pratik birşey değil mi? Evde olan bir anne bile, gününü bölüp gerektiğinde çocuğunun taksi şoförlüğünü yapmayı şikayet etmeden kabullenir mi? Ve yine merak ediyorum, ekonomik durumu iyi olsa bile, çalışmaya ihtiyacı olmasa da kaç kişi ‘Çocuğuma devlet bakmasın, ben bakarım’ diyebilir?

photo credit: woodleywonderworks via photopin cc



Pin It on Pinterest

Share This