Bisiklet Kültürü

Bisiklet Kültürü

Yazan: Melike

Bizim son 4 yıldır yaşadığımız şehir, Almanya’nın orta büyüklükte sayılacak bir şehri. Avrupa’nın neredeyse tamamında olduğu gibi, burada da şehrin büyüklüğünden ve yüzölçümünden bağımsız bisiklet halen temel ulaşım araçlarından bir tanesi. Trafikte özel ayrılmış bisiklet yolları da var, diğer araç trafiği ile yolun paylaşıldığı durumlar da. Sayısız defalar, arabaları geçtim koca bir tırın veya otobüsün, önündeki bisikletliyi sıkıştırmadan, yolun kenarına itmeden, arkasında deliler gibi kornaya basmadan, usul usul takip ettiğine şahit oldum. Bu görüntü bana buraya taşındığımızdan beri, özellikle İstanbul’da motorsiklet kullanırken pek çok tehlike dolu anlar yaşamış biri olarak hala ‘Bravo!‘ dedirtiyor ne yalan söyleyeyim 🙂

İşin aslı, toplumdaki bireylere bu bilinç şöyle veriliyor:

İlk iş anaokulunda başlıyor. Anaokulunda ilkokula bir sene sonra başlayacak çocuklara, trafik polisi tarafından çocuklara uygulamalı trafik dersi veriliyor. İlkokul birinci sınıftan itibaren çocuklara kendi başlarına okula emniyetli bir şekilde yaya/bisikletli/patenli vb araçlarla gitmelerini sağlamak için gerekli trafik emniyet kuralları öğretilmiş oluyor. Yaya geçitleri, kaldırım kullanımı, trafik lambaları, acil durumlarda yapılması gerekenler gibi bilgiler, ortalama 5 yaşında olan çocukların aklına daha bu yaşta iyice işlenmeye başlanıyor. Gerçekten de üniformalı bir polis memuru tarafından verilen bu eğitim, çocuklar için de son derece cezbedici oluyor.

Çocuklar ilkokula başlarken oturdukları bölgedeki okullara gidiyorlar. Bunlar genellikle yürüme mesafesinde oluyor, ve yine genellikle ilk başladıklarında  ebeveynleri tarafından götürülüp getiriliyorlar. İlkokulun sonuna doğru ise artık kendi kendilerine okula gidip gelmeye başlıyorlar. Ulaşım aracı olarak da bisikleti, kaykayı veya patenleri tercih ediyorlar. Araç trafiğinde bisiklet kullanmak için yasal olarak belirli bir yaş sınırı yok. Bisiklet ehliyeti alınabiliyor ve öğrendiğim kadarıyla çocuklar okul yolunda sigortalılar. Bu eğitim okullar ve bölgedeki diğer sosyal organizasyonlar/dernekler tarafından polisle işbirliği içinde veriliyor.

Türkiye’de ve Amerika’daki gibi okul otobüsü/servisler burada yok. Özel bir iki organizasyon var ve ihtiyaç duyulduğu zamanlarda kullanılan servisleri mevcut. Aileler, çocukları kendi başlarına bir birey olarak görüp, kendi kendilerine yetebilmeleri, en azından kendi başlarına yakınlarındaki okula geç kalmadan, sorumlulukla, bilinçle gidip gelmeleri gerektiğini düşünüyorlar. Öte yandan servis imkanları da ücretli olduğu için pek çok kişi zaten tercih etmiyor. Servisler ücretli ancak, karşılığındaki hizmette bir o kadar kaliteli. Emniyet kemerleri, inme-binme kuralları herşey organize edilmiş.

Amerika’ya baktığımda (tabii genellemek pek kolay ve doğru değil), çocuk en yakındaki okula dahi gitse, trafik bisiklete göre ayarlanmadığından tanıdığım hiçbir ailenin çocuğunu tek başına yürüyerek veya bisikletiyle okula gönderdiğine şahit olmadım. Seyrettiğimiz Hollywood filmleri dışında 🙂 Nüfusun büyük çoğunluğu okul otobüslerini kullanmayı tercih ediyor.

Türkiye’de ise bunun hala oldukça uzak bir hayal olduğunu düşünüyorum. Tabii bu konunun çözüm noktalarında çevreci yaklaşım, ekonomik (!) dengeler ve ulaşım planlaması gibi pek çok konu var. Eski bir şehir plancısı olarak ulaşım planlama derslerimden esinlenerek veya çevreci yaklaşımla mühendislik ve tasarım önerileri getirmek değil amacım. Çünkü nasıl bir çözüm üretilirse üretilsin sonuçta bireyler tarafından benimsenmediği , kültürün içine girmediği sürece başkasına ait kıyafeti giymekten pek farkı olmuyor. Ayrıca elbette ki herhangi bir ülkede hiçbir şey mükemmel değil. Sadece Türkiye’den her yurt dışına çıkıldığında hayranlıkla söylenen ‘Vay adamlar bunu bile düşünmüş be!‘ söylemlerine karşılık, farklı bir kültürden hem çocuk yetiştirme hem bilinçli toplum oluşturma konusundaki okul öncesi eğitime verilen önemi paylaşmak istedim.

Bu arada son zamanlarda Embarq Sürdürülebilir Ulaşım Derneği Türkiye‘nin İstanbul’dan başlayarak Adapazarı, Antalya ile devam eden pek çok ilde bisiklet yollarının/rotalarının oluşturulması ve trafik yükünün bir kısmının bisiklete aktarılması gibi uluslararası düzeyde yürüttüğü projeleri var. Umarım en azından bizim çocuklarımız bunların gerçekleştiğini görebilir.

 



Pin It on Pinterest

Share This