YENİOKUL’u duymuş muydunuz?

YENİOKUL’u duymuş muydunuz?

Bu yazıda yeni haberlerle yeni bir okulun açılışından sizlere bahsetmek istiyoruz. Geçen hafta posta kutumuza düşen bir davetiye ile haberimiz oldu. Yurt dışında yaşamamıza rağmen neredeyse ayda en az bir kere Türkiye’ye gidip geliyoruz. Tam yeni dönmüşken bu davete katılmamız mümkün olamadı, ancak edindiğimiz bilgileri hem sizlerle paylaşmak hem de kuruculara teşekkür etmek istedik.

Bir kaç hafta önce yazdığımız alternatif eğitim yöntemlerine ilişkin ‘Waldorf-Montessori-Reggio Emillia Eğitim Metotları‘ yazımızda bu farklı akımlara karşılaştırmalı olarak yer vermiştik. Türkiye’de son zamanlarda Montessori akımı ve okulları çok revaçta ancak diğer metotlarla eğitim veren okulların hiç olmadığını ve hatta bilinmediğini düşünüyorduk.

Neyse ki artık Reggio Emillia metodunu benimsemiş ve 2013-2014 eğitim yılında hizmete başlayacak YeniOkul var. Ana sınıfı ve 1. sınıflarla eğitime başlayacak olan YeniOkul İstanbul Şişli’de bulunuyor.

Türkiye’de mevcut eğitim sisteminin iyileştirilmesi ve alternatif eğitim metotlarının yaygınlaşmasını var gücümüzle destekliyor, ve Türkiye’nin geneline yayılacağı günleri ümitle bekliyoruz.

**************************************************************************************

YeniOkul, 2013-2014 eğitim öğretim yılında anasınıfı ve 1. sınıflarla eğitime başlayacak. YeniOkul ismini, eğitimi yeniden tanımlıyor olmasından ve teori ile uygulamayı, birbirinden kopuk olmayan, birlikte var olan canlı bir organizma olarak kurgulamasından alıyor. Bu yeniden tanımlamada, yapılandırmacı yaklaşım ve çoklu zekâ kuramının bilinen en iyi uygulaması olan Reggio Emilia yaklaşımından ilham alıyor.

Eğitim programının tasarlanıp geliştirilmesinde bilfiil yer alan eğitimci kadrosu, mevcut sistemde yer almış, bu sistemin sıkıntılarını çözmeye dair hem düşünsel hem de fiiliyatta bir mesaisi olmuş, güçlü çocuk imajına sahip, yenilikçi ve yaratıcı eğitimcilerden oluşmakta.

YeniOkul, her bir çocuğun birbirinden farklı zekâ türlerine sahip olduğu ve bu yüzden öğrenmenin her bir çocuk için yeniden yapılandırılması gerektiği gerçeğinden yola çıkıyor. Bu öğrenme sürecinde çocuk başroldedir. Vurgu öğretmende değil çocuktadır. Bu öğrenme biçimi, çocuğun merak duygusunu ayakta tutan çok çeşitli materyallerle kurgulanmış bir ortamda; hem bireysel hem de sosyal öğrenmeye imkân veren bir sınıf kurgusunda; doğayla ve kentle her an etkileşimde bulunabileceği bir çevrede; çocuğu sürekli gözlemleyen, öğrenme sürecini analiz eden eğitimcilerle (her sınıfa 2 öğretmen); öğrenme sürecinin bizzat içinde olan pedagog ve atölyeciyle ve en önemlisi tüm bu sürece anne babanın da dahil olmasıyla gerçekleşir.

YeniOkul bu öğrenme biçiminin uygulanabilmesi için, zihnimizdeki sınıf, atölye, ders, kitap, okul bahçesi imajlarını da yeniden oluşturmamızı gerektirecek kadar farklı bir çevre sunuyor. Öncelikle okulun kentin merkezinde olması, çocuğun kentle iç içe olmasını sağlayarak çocukta kentlilik kavramını oluşturuyor. Birbirinden, yekpare camlarla ayrılan sınıflar ve atölyeler, çimenle, çakılla, kumla kaplı, ağaçlarla gölgelenmiş ortak bir avluya açılıyor. Bu şeffaflık sayesinde çocuklar hem çevreyle hem de birbirleriyle sürekli iletişim halinde oluyor. Bu avlunun ve okulun diğer yeşil alanlarının sağladığı temiz hava, doğal ışık ve toprakla temas imkânı çocukların doğal ihtiyaçlarını karşılıyor. Eğitim ortamının duvarlarla sınırlandırılmadığı bu çevre, çocuğun araştırarak, deneyimleyerek ve gözlemleyerek öğrenmesine imkân tanıyor.

Yeni Okul, bu çevrenin doğal bir uzantısı olarak, mevsimlerinde yetişen, genetik yapıları değiştirilmemiş sebze ve meyvelerin tüketilmesi ve yine mutfağının şeffaf olmasıyla, “sağlıklı beslenme kültürü” kavramının eğitim yaşamının içerisinde yer almasını, bu konuda bir bilincin oluşmasını hedefliyor.

YeniOkul’da gün zil sesiyle başlamıyor. Kendilerini rahat hissettikleri kıyafetlerle okula gelen çocuklar, çember zamanı diye tanımlanan zaman diliminde öğretmenleriyle birlikte, okuma yazma, matematik, hayat bilgisi ya da başka bir şeyle ilgili bir kavramın etrafını sarıp, sonra da bu kavramı alıp farklı gruplar halinde sınıfın içine, atölyelere dağılıyorlar. Kavram tek, onu ele alma ve öğrenme biçimi farklı farklı. Bu çocuklar, okuma, yazma, matematik gibi temel dersleri en iyi şekilde öğrenip çeşitli sanatlarla ilgili zengin bir birikim elde ediyorlar ama daha önemlisi, hayatları boyunca başarı ve gelişimleri için temel oluşturacak kazanımlar elde ediyorlar: öğrenme aşkı, kim oldukları ve neler yapabilecekleri konusunda güçlü bir bilinç; eleştirel düşünmek, yaratıcı olmak, sorun çözmek, farklı açılardan bakabilmek… ve sahip oldukları 100 dilin 1’ini bile kaybetmemek….

Okulun kurucusu Özlenen Kutlar, aynı zamanda Meşepalamudu ÇocukEvi’nin de kurucusu. 2005 yılında, her bir çocuğun içindeki potansiyeli ortaya çıkarma hayaliyle kurduğu Meşe Palamudu ÇocukEvi’nde edindiği deneyim ve bilgiler kendisine, mevcut eğitim sisteminin ve uygulamaların çocuğun potansiyeline karşılık vermek konusunda ne kadar yetersiz kaldığını gösterdi ve bugün ihtiyacını hissettiğimiz gerçek eğitimi veren bir ilkokul kurmaya karar verdi. Bu kararında, Meşe Palamudu ÇocukEvi vesilesiyle edindiği deneyimler kadar, “Çocuk kimdir ve nasıl öğrenir” sorularının cevaplarını arayan 2 çocuk sahibi bir anne olmasının da etkisi büyük.



Pin It on Pinterest

Share This