Eğitimde Sağ Beyin ve Sol Beyin Farklılıkları

Eğitimde Sağ Beyin ve Sol Beyin Farklılıkları

Yazan: Melike

Eğitim öğretimde öğretmen-öğrenci ilişkisine nörolojik açıdan bakmayı denemiş miydiniz? Çocuğunuz okulda her resim veya müzik dersi olduğunda birden hastalanıyor mu? Okuldaki çoğu arkadaşı matematik öğretmenlerini çok severken, çocuğunuzdan öğretmeniyle ilgili hep negatif yorumlar mı alıyorsunuz? Sizce öğretmeni herkese aynı ama bir tek sizin çocuğunuza farklı davranıyor olabilir mi?

Bir önceki Sağ Beyin mi, Sol Beyin mi yazımızda, aslında nörolojik olarak beynimizin bu iki lobunun güçlü ve zayıf yönleri olabileceğine dikkat çekmek istemiştik. O nedenle bu yazıda tekrar sağ ve sol lobun genel işlevlerine yer vermeyeceğiz. Beynin sağ ve sol lobunun farklı işlevleri yürüttüğü bilimsel olarak kanıtlanmış; ancak bu iki lob birlikte çalışarak hayatımızı idame ettirmemizi sağlıyor.

Amacımız bir önceki yazıda da olduğu gibi, bu konuda bilimsel araştırmaları sunmak değil. Ancak ‘Bireylerin Farklı Düşünce Sistemleri‘nin, nörolojik olarak bir kaynağı olabileceğini ve eğer bu konudaki güçlü ve zayıf yönlerimize biraz dikkat edecek olursak, belki de çok daha verimli olabileceğimizi söylemek. Kısaca bir kez daha kendimizdeki, çocuklarımızdaki ve yakın çevremizdeki farklılıklara dikkat çekmek, farkındalıklarımızı artırabilmek ve bizim için ne kadar zor olursa olsun kabullenmek.

Bence bu konuda en büyük görevlerden bir tanesi de öğretmenlere düşüyor. Çocuğun içinde bulunduğu okul, eğitim sistemi ne olursa olsun, herhalde neredeyse her ebeveynin üzerinde hemfikir olduğu konu, çocuğa okulu, dersi, öğrenmeyi sevdiren en önemli etkenin öğretmenler olması.

medium_3214197147

Bu konuda internette araştırma yaparken, New Hampshire’da Öğrenim güçlükleri konusunda profesör olan ve ilk ve orta okullarda öğretmenlik yapmış Diane Connell, Ed.D ‘ın bu yazısına denk geldim. Bu makaleye zaman darlığı veya yabancı dil problemi nedeniyle ulaşamayanlar için aşağıda kısaca özetlemeye çalıştım. Eğer vaktiniz varsa ve merak ediyorsanız, makalenin sonundaki testi de kendiniz için yapmanızı tavsiye ederim.

Öğretmenlerin de kendilerini iyi tanımaları gerekiyor:
– Öğretmen olarak sizin düşünce sisteminiz ve dolayısıyla eğitim metodunuzda kullandığınız yöntemler hangi bölümde daha ağırlıklı? Daha sezgisel, duygusal ve yaratıcı bölümleri kontrol eden Sağ Beyin mi, yoksa daha zaman odaklı, mantıklı, bir sırayı takip etmeyi seçen Sol Beyin mi? Elbette her iki tarafı da aynı şekilde kullanan bir de Orta Beyin bölümü de var ki, bu da zaman zaman kararlarınızı alırken bazı kararsızlıklara düşmenize sebep oluyor olabilir. Bunların genel özelliklerine bakacak okursak:

Sol Beyin Ağırlıklı Düşünen Öğretmen:
Genel olarak sol beynin fonksiyonları daha güçlü olduğu öğretmenlerin derslerini, anlatma, öğretme ve tartışma üzerine kurduğu gözlenmiş. Konunun genel çerçevesini tahtada anlatmayı tercih edip, zaman kısıtlarını göz önüne alarak dersi ilerletiyorlarmış. Sağ beynin güçlü olduğu öğretmenlerle karşılaştırılınca, sol beyin ağırlıklı olan öğretmenlerin öğrencilerine daha çok araştırma ve yazma konusunda ödevler verdikleri söyleniyor. Sınıfları daha sessiz ve daha disiplinli oluyor.

Sol Beyin Ağırlıklı Düşünen Öğrenciler:
Bu öğrenciler daha çok tek başlarına çalışmayı tercih ediyorlar. Bağımsız olarak okumalar yapıp, araştırmalara katılıyorlar. İlgilerinin dağılmaması için daha sessiz sınıfta olmayı tercih ediyorlar.

Bu öğrencilerin tercih edeceği ders yöntemi:
– Öğretmen tarafından öncelikle konunun ana hatlarının tahtada anlatılması
– Öğretmenin konuyu anlatması ve not alınabilmesi
– Konu hakkındaki yeni kelime haznesinin aktarılması, öğretilmesi
– Konu hakkında öğrencilere fikir yürütmeye ve tartışma ortamı sağlanmasına yardımcı olunması
– Öğrencilere bireysel ödevler, görevler verme
– Sınıfın genel olarak düzenli ve sessiz tutulması

Sağ Beyin Ağırlıklı Düşünen Öğretmenler:
Genel olarak bu bölüme giren öğretmenlerin ders işleme şekilleri, diğerlerine nazaran görsel (sanatsal), işitsel (müzik,ses gibi) uyaranlara daha çok yer verecek şekilde oluyormuş. Sınıfta yapılacak ödev/görevlerde grup çalışmasını destekliyor, ve daha aktif, meşgul ve dolayısıyla daha gürültülü bir sınıf yapısına sahip oluyormuş.

Sağ Beyin Ağırlıklı Düşünen Öğrenciler:
Bu tür öğrenciler grup çalışmalarını daha çok tercih ediyorlar. Dönem ödevlerini bir kağıdın üzerine yazmaktansa, maketlerle, sanatsal aktivitelerle, yeni tasarımlarla ve grafiklerle yapmayı tercih ediyorlar.

Bu öğrencilerin tercih edeceği ders yöntemi:
– Ders konusunun ana hatlarının görsel olarak tahtaya veya çalışma kağıtları olarak öğrencilere dağıtılması
– Tahtanın veya tepegözün aktif olarak sıkça kullanılması. Bu öğrenciler sözel tartışmalarda daha kolay kaybolacakları için, görsel olarak görülebilecek şekilde konunun önemli noktalarına sürekli dikkat çekilmesi
– Grup çalışmalarının yapılması. Bu tür öğrenciler başkalarıyla birlikte çalışmaktan daha çok zevk alıyorlar.
– Konu hakkında poster, maket vb bir projenin yaratılmasına imkan verilmesi
– Konuyu destekleyecek işitsel (müzik, ses vb) malzemelerin kullanılması
– Haritalar, grafikler gibi konuyu destekleyecek her türlü görsel objenin kullanılması

Her fırsatta söylemeye çalıştığımız üzere, insanlar sadece sağ beyni veya sadece sol beyni aktif kullananlar olarak ikiye ayrılmıyorlar. Her insanda, özel gereksinimli veya öğrenme zorluğu çeken insanlar da dahil olmak üzere, bu iki lobun farklı konularda ve miktarlarda kullanılması söz konusu. Her insanın beyninin nörolojik yapısı dolayısıyla davranış yapısı da böylelikle farklılaşıp çeşitleniyor. Ama güzel olan da bize özel güçlü/zayıf yönlerimiz, farklılıklarımız ve bunları kabul edebilmemiz değil mi zaten?

Bahsettiğim makaleyi yazan öğretmen de, sol beyin ağırlıklı düşünen bir öğretmen olarak, bu nörolojik eğitim metodunu benimsemiş ve sağ beyin ağırlıklı düşünen öğrencilerine ulaşabilmek için, kendisini bu konuda geliştirmeye karar vermiş. Onları daha iyi anlamaya yönelik derslerinde daha çok görsel, işitsel, hareketli projelerle, grup çalışmalarına yer vermeye başlamış. Konuya ilişkin ödevlerini tek bir formatta değil, ister bir makale yazmak, ister resimle anlatmak, ister bir maket yapmak gibi alternatiflerle, öğrencilerin tercihine bırakarak vermeye başlamış.

Ve son olarak iyi haber: Beynimizin zayıf noktalarını güçlendirmek mümkün. Araştırmalar beynimizin her gün yeni nörolojik bağlantılar yapmak üzere çalıştığını gösteriyor. Tüm bunlara rağmen hala tek tip eğitim, tek tip iletişim, ödev, öğretimi dayatmak kabul edilebilir mi?

photo credit: TZA via photopin cc

photo credit: Krissy.Venosdale via photopin cc



Pin It on Pinterest

Share This