Çocuklara öğrenmeyi sevdirmenin yolları-1

Çocuklara öğrenmeyi sevdirmenin yolları-1

Yazan: Pınar

Okuyucular

Öğrenmek sıkıcı olmak zorunda değil. Ama biz öğrenmek, okul sıkıcıdır ama katlanmak gerekir mantığıyla büyütüldük. Halbuki bunu değiştirmek mümkün. Değişiyor da; ama çok yavaş…Aslında eğitimin önemli bir amacı çocukta öğrenmeye karşı merak uyandırmak, ya da zaten varolan meraklarını desteklemek, beslemek. Bazen sıkıcı bulabildiğimiz konuları (dersleri mesela) farklı şekillerde ele alarak bir merak uyandırmak da mümkün. Mesela -bence- iklim ve dinazor iki sıkıcı konu…

Scholastic yayınlarının Sihirli Okul Otobüsü (Magic Schoolbus) serisi ile tanışmamız kızlarım 5 yaşlarındayken gerçekleşti. Bu seri içinde volkanlardan, mıknatıslara pek çok farklı konu bulunuyor. Kızlarımdan biri prenseslerin yanısıra bir de dinazorlara merak salmıştı bir dönem. Bir tanesi ise dinazorları gayet itici buluyordu. Ne yalan söyleyeyim, dinazorlar benim de ilgimi çekmeyen yaratıklar listemin başında geliyor ama evdeki bir koca kutu dinazorla da mecburen seviyeli bir düzeyde tuttuğumuz bir ilişkimiz var.

Magic Schoolbus: Dinasours iPad’de çocuklar için satın aldığım ilk uygulamaydı. Bu uygulama bana çocuklara ders kitabı nasıl hazırlanmalı konusunda çok şey düşündürttü. Çıkardığım en temel sonuç:

1. Çocuklar eğlenirken daha iyi öğrenir.
2. En sıkıcı konular bile eğlenceli hale getirilebilir.
3. “Mevcut kitapları pdf yapıp tablete yükleyelim” le eğitimde teknoloji reformu olmaz.

Sihirli okul otobüsünün Türkçe kitapları da var. Biz kütüphaneden ingilizcelerini alıyoruz. Mesela gerçekleri ile uygulamasını karşılaştırdığımda “kesinlikle uygulaması gerçeğinden iyi” dediğim bir örnek.Yani okullara uygulama geliştiriciler, Fatih projesine ders kitabı hazırlayanlar yapılmış örneklere de şöyle bir göz atsalar. (Bobo Explores Light mesela)Eğitimin eğlenceli hale getirilmesi illaki teknoloji ile olacak diye de bir kural yok. Ama teknoloji fırsatlardan sadece biri.

Geçenlerde tesadüfen bir de Sihirli otobüs sergisi/atölyesine denk geldik.Çocuk Müzesinde (bu konuya ileride ayrıca değineceğim) tesadüfen rastladığımız sergide iklim konusu vardı.Çocuklar bizzat oynayarak gök gürültüsü, rüzgar vesaire nasıl oluşur; deneyerek, elleyerek, koklayarak hava nasıl yer kaplar, güneş farklı yüzeyleri nasıl ısıtır gibi pek çok soruya cevabı kendileri deneyerek buldular. Miss Frizzle ile tanıştılar, basit aktiviteler yaptılar. Yani bütün bu dinazor, iklim gibi beni hiç açmayan bu konuları bu kitaplar, sergiler, uygulamalar sayesinde ben bile bir yetişkin olarak merakla takip etmeyi başardım. “Tabii yurtdışında bunlara ulaşmak kolay, burada yok ki” diyenlere alternatif yine internet; aktivitelere ulaşılabilecek websitesi,ya da satın alınabilecek çizgi filmler bulunuyor (youtube da bir alternatif olabilir).

Peki bütün bunlardan benim kızlarım ne öğrendi, ben ne öğrendim, niye öğreneyim ki? Çok mu önemli? Belki koca bir hiçtir cevap ama iyi vakit geçirdik ve de iyisi ile kötüsü ile bir tecrübe edindik. Sergiden aldığımız, kitaptan aldığımız, tablet uygulamasından edindiğimiz tecrübe, hepsi birbirinden farklıydı.  Bunlar birbirine rakip değil farklı zaman diliminde, farklı olanaklar çerçevesinde merak uyandırmak için kullanılabilecek farklı araçlar. Tabii ki sergi üç boyutu ve tüm gerçekliği ile oradaydı ama sadece o gün için ulaşılabilirdi. Diğerleri teknolojik olabilir ama daha ulaşılabilir. Kitaplar ise elimizin altında.

Tüm bunların sonucunda benim için en önemlisi “şimdi dersimiz hava hareketleri…” ile başlayan iç daralmasının  “aaa burada ilginç bir konu var, hadi bakalım neymiş” heyecanı ile yer değiştirmesi. Bütün burada saydığımız araçlar da bu heyecanı canlı tutmaya hizmet ediyor. Çocuklara öğrenmeyi sevdirmek de bu heyecanı evde, okulda canlı tutarak mümkün.  “Çocuklar her yolla öğrenir” yeterki fırsatları “dengeli” bir biçimde sunmaya çalışalım, hepsi için de ulaşılabilir hale getirmenin yollarını arayalım. Peki bunu niye sadece anneler yapsın, okulda da yapsalar mesela?

 

 



2 Yorum

  1. Bir yazıda anlatılanlarla bu kadar mı çok ortak düşünce olur! Yazınızda belirttikleriniz düşünce dünyam için büyük bir keyifti. Emeğiniz için teşekkürler.

    Yazınızla ilgili küçük bir anımı sizinle paylaşmak isterim; 2007 yılında San Francisco’da düzenlenen Uluslararası bir konferanstaki (“Games in Learning”) çalıştayda bahsettiğiniz Magic School Bus uygulamasını dünyaya pazarlayan ekibin müdürü ile tanışma fırsatım oldu. O zaman ülkemizde yaygın kullanılmıyordu. Miss Frizzle’ı sordu bana ben de tanımıyorum dedim, çok bozulmuştu. Bir yıl kadar sonra Magic Schoolbus serisinin Türkçeleri kitapevlerindeki raflarda görülmeye başlandı.

    Yazınızdaki tespitleriniz ve ince önerileriniz son derece anlamlı. Bu anlamlı tespitlerin ilgililere (okul yöneticilerine, öğretmenlere, rehberlik uzmanlarına vb) ulaştırılmasının yollarını bulmalıyız. Alana gösterdiğiniz samimi katkı için teşekkürler.

    • Size de çok teşekkürler. En önemlisini belirtmişsiniz. Okullara ve eğitimcilere ulaşmasını bir şekilde sağlamak gerekiyor. Biz de bu konuda ‘hep birlikte’ birşeyler yapılması gerektiğini savunuyoruz. Elimizden geleni yapmaya da hazırız.

Pin It on Pinterest

Share This