Yaşgünü Partisine Çağrılmayan Çocuk

Yaşgünü Partisine Çağrılmayan Çocuk

Yazan: Pınar

Bizim çocukluğumuzda herşey daha basitti.
Bizim çocukluğumuzda yaşgünü dediğin olay yaşgünü çocuğunun evine konu komşu doluşmak; annemizin yaptığı pasta, kek, börek, kurabiyeleri yemekti. Olay genelde annelerimizin “gün”üne benzerdi ve hatırladığım kadarıyla okul arkadaşları da çok işin içine girmezdi (İlkokuldan falan bahsediyorum). Kültürel olarak bizde çok baskın olan “ayıp olur” kavramı ile de yaşgününe çağrılmayan eş-dost dolayısıyla çocuk olmazdı. Bu durumda “ayıp olur” aslında çocuktan çok annesi için geliştirilmiş bir kavramdı.

Amerika’da kimseye ayıp olmaz!
Neyse tahmin edeceğiniz üzere Amerika’da “ayıp olur” diye birşey yok (Amerika’da rüzgar cereyan yapıp insanı hasta da etmez). Tabii “Duygularımı incittin “you hurt may feelings”i saymazsak…Yaptığınız partilere okul arkadaşlarını çağrıyorsanız, “genelde herkesi ya da sırf kızları/erkekleri çağıracaksınız” diye bir kural var. Yoksa “bizi bulaştırmayın, çocuğunuz da orada burada partisi ile ilgili konuşmasın” diyorlar. Fakat bu işin pratiğe yansıması tabii ki böyle olmuyor.Herkes partiyi konuşuyor, konuşmasa resmini yapıyor, kompozisyonunu yazıyor.

Ayşe beni yaşgününe çağırmadı 🙁
Bizim 6 yaşındaki kızlardan birinin sınıftaki yakın arkadaşlarından birinin (Ayşe diyelim) bir yerde partisi oldu bir ay kadar önce. Bizimki çağrılmadığı için “duyguları incindi”. Neyse klasik “üzülmeni anlıyorum, tüh tüh” den sonra “olur böyle durumlar, herkesi çağırmayı herkes ister ama partilere katılım sınırlı” türevi konuşmalarla konu kapandı.”Herkesi çağırmayı herkes istemeyebilir” konusuna girmedim valla.

Pelin ne şanslı, herkes onu seviyor 🙁
Ama şanssızlık bu ya; bu parti bizim de buz pateni yaptığımız yerdeymiş meğer ve kaymaya gittiğimiz bir gün parti grubu ile burun buruna geldik. Ben  annelerle karşılaşmamaya çalışıyorum ama çocuklar arkadaşlarıyla kaynaşmaya çalışıyorlar. Zaten görünen o ki ağırlıklı olarak okuldaki öğretmenlerin çocukları davet edilmiş. Popüler Pelin zaten orada çünkü popüler olmasının yanısıra onun babası da okulda öğretmen. Neyse bizimkiler bunu da iyi atlattı. Arkadaşları ile kaydılar, Ayşe’ye “İyi ki doğdun” dediler, sonra pasta yemeye giden grubun arkasından “medeni” bir biçimde el salladılar. Sonra kızlarımdan birinin diğerine şunu dediğini duydum “Pelin ne kadar şanslı, herkes onu seviyor ve her partiye davet ediliyor”. “Eh, gerçekler acıdır ve her canlı gerçekleri tadacaktır” diye düşündüm. “Bu şans mıdır, herkes onu seviyor mudur, kim kimi ne için sever vs” üzerine de biraz konuştuk.

Benim partime Ayşe’yi çağırsam mı?
Neyse şimdi bizimkiler heyecanla kendi partileri için hayal kuruyorlar. Daha çok zaman var ve ne yapacaklarına da karar veremediler. Benim politikam sınıfta en azından kızları ayırmamak idi. Ama bu sene onların istedikleri ile benim yapabileceklerimi yanyana koyunca seçenekler var ortada. Seçeneklerden biri maalesef sınıftan sadece 2 kişiyi davet etmelerine olanak tanıyor. Ve benim  kızım dün bana “benim Ayşe’yi mutlaka davet etmem lazım çünkü davet etmezsem beni daha sonraki hiçbir yaşgünü partisine de davet etmeyecekmiş” dedi. İçimden “yuh, 6 yaşta manipülasyonun boyutuna bak”, dışımdan “Ayşe’nin ne dediğini unut, o zaman onu seçer miydin” dedim. “Hayır” dedi. “O zaman bence o ne derse desin onu çağırmaman lazım” dedim. “Ama bana kızacak” dedi. “Sen ona kızmış mıydın” dedim.”Biraz” dedi. “Ama sen onu anladığına göre onun da seni anlaması gerekir.” dedim. Aklına yattı gibi göründü ama daha bu iş çok uzayacak eminim.

Herşeyi basitleştirebilir miyiz annelerimiz gibi?
Ben her bu tür konuşmadan sonra kendimi derin düşüncelere dalmış buluyorum. Çok karmaşık geliyor bana kendi çocuklarımızın hayatı ve dolayısıyla bir anne olarak kendi hayatım. Bu karmaşıklığın en büyük sebebinin ise çok fazla seçenek olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Temalı partiler, çocuklar için aktiviteler, salonlar derken ciddi bir sektör ve bunlara heves eden çocuklar, hevesleri kırılmasın diye kendi olanakları çerçevesinde didenen anneler  var. Bu yüzden bu çocuklar gerçek hayatı fazlasıyla erken mi yaşamaya başlıyorlar acaba? Yani bu tür konular ortaokulda falan önüme gelir diye düşünüyordum. 6 yaşındaki bir çocuk için “en sevdiğin iki arkadaşın kim, seç”, “tüm arkadaşlarınla parkta bir yerde buluşmak mı yoksa sadece 2 arkadaşınla hayal ettiğin bir şeyi denemek mi, seç”, gibi kararlar sanki çok fazla. Ama bu kararları onlara verdirtmediğin, onlar adına daha sade tercihler yaptığın zaman da ballandırıla ballandırıla anlatılanları dinleyip ya da bizzat görüp kendi yaşayamadıklarını gözlerinde daha da büyütmeleri de bir olasılık. Çocuklarımızın bizlerin çocukluğuna göre çok fazla olanağı var gibi görünüyor ama çok daha gösterişli bir dünyada, “istekleri” ve “ihtiyaçları” arasında daha büyük bir irade göstererek yaşamaya  mahkumlar.

Sizce var mı bunun daha az karmaşık bir çözümü?

yasgunukararları



Pin It on Pinterest

Share This