Mükemmel Anne yoktur, Kendine Güveni Eksik Anne vardır

Mükemmel Anne yoktur, Kendine Güveni Eksik Anne vardır

Yazan: Melike

Uzman psikolog filan değilim. Aslında blogumda tercihen kendi ilgi alanıma yönelik çocuk, teknoloji ve eğitim üzerine yazmak istesem de ne yapayım işte bazen kendimi tutamıyorum. Geçenlerde AylinAnne’nin yazısını okumamı müteakip, dünya sıralamasında hatırı sayılır bir yer alabilecek bir Süper Anneyle vakit geçirince böyle oldu: Evet iddia ediyorum, mükemmel anne/insan yoktur, kendine güveni eksik anne/insan vardır.

Birkaç ay önce yazdığım Süper Anneler hala gündemimde. Çok sık olmasın ama bu ara ara görüşmeler benim de şöyle bir sarsılıp kendime gelmemi sağlıyor. Konuyu çok dağıtmayayım, Süper Annelerin tanımını detaylı olarak yeniden yapmayacağım, isterseniz buradaki yazıya bir göz atabilirsiniz.

Hepimizin bir şekilde etrafında olduğunu düşündüğüm bu Mükemmel Anneler, annelik camiasında bu canlı türü hakkında yeni keşifler yapma imkanı sunuyor. 🙂 Şaka bir yana, aslında konuyu mükemmel annelikten çıkarıp, bir bireyin mükemmeliyetçiliğine indirgeyince bir takım şeyleri anlamak biraz daha kolaylaşıyor.

Mükemmeliyetçilik nedir diye sorunca, şuna benzer cevaplarla karşılaşıyorum:

Mükemmeliyetçilik, kişinin kendisi için karşılayabileceğinden çok daha yüksek standartlarının olmasıdır. Mükemmeliyetçi kişiler kendilerini değerlendirirken fazlasıyla eleştirel olabilir ve diğerlerinin değerlendirmelerine de fazlasıyla değer verebilirler.

Yani aslında tüm bunların arkasında yatan temel düşünce, insanın hata yapmaya ve yanılmaya tahammülünün olmadığı mı? Bir bakıma mükemmeliyetçi insanlar aslında aynı zamanda kendine güven duygusu eksik insanlar olabilir mi acaba? Ne de olsa bazen karşılanamayacak kadar çok yüksek -mesela herkesi mutlu etmeliyim- filan gibi hedefleri olan insanlar, bunlar en yakınları olsa bile herkesi aynı anda mutlu edemeyeceğini anlayınca, yani hedeflerine ulaşamayınca kendilerine güven duygularına da zarar veriyorlar mı? Sonra bunun farkedilmemesi için daha ısrarlı bir şekilde yeni bir döngünün içine giriyor olabilirler mi?

Bir de değersizlik düşüncesi var tabii belki tüm bunların altında yatan. Değersizlik hissi temel olarak, insanın kendini diğerleri kadar değerli yapacak yeterli kaynağın varlığına inanmadığında ortaya çıkıyor. Aslında bu durumun çoğunlukla çocukluktan oluşan bir duygu olduğunu yazıyor kitaplar.

Ebeveynler, çocuklarına kendi özgürlük alanlarını vermemekle, kendi seçimlerini yapmaya imkan tanımamakla veya seçimlerini saygıyla karşılamamakla; onların isteklerinin, fikirlerinin bazen sözle, bazen yüz ifadesi veya vücut diliyle yetersiz/gereksiz/saçma olduğu geri beslemeleriyle bu değersizlik hissini yerleştirmeye başlıyor.

Değersizlik fikriyle, insanların yetersiz olduğumuzu düşünmelerinden korktuğumuz oluyor mu, bir anne olarak, bir çalışan olarak? Galiba bu sorulara evet dediğimizde mükemmeliyetçi düşüncenin temel tuzaklarından birine düşüyoruz.

Elbette herkes her alanda kendine %100 güvenmeyebilir. Bazı alanlarda çok başarılıyken bazılarında kendini çok yetersiz hissedebilir. Sonuçta hepimiz her gün kendimizi geliştirmek için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.

Gerçi kurulu sistem de pek yardımcı olmuyor ama aslında hiçbir hatası, eksikliği, yetersizliği dışarıdan belli olmasın diye mükemmel görünmeye çalışmak… Son derece yorucu ve yıpratıcı olmalı?

Keşke hayatlarımızı biraz daha sadeleştirebilsek ve gerçekten içimizdeki hisleri çekinmeden daha çok paylaşabilsek. Belki başta kendimizle olmak üzere, çocuklarımız, eşlerimiz ve yakın çevremizle daha doğal ve hoşgörülü bir ilişki kurulabilirdi. Kimbilir belki de ailemizden başlayarak farklılıklara toleransı daha yüksek bir toplum oluşmasına katkımız olabilirdi.

photo credit: fs999 via photopin cc



Pin It on Pinterest

Share This