Bir Bahar Hikayesi

Bir Bahar Hikayesi

Yazan: Pınar

Okuyucular

Olsa olsa bir bahar hikayesi olur benim oğlumun hikayesi. Bir sonbahar günü hem de 9.9.2009 gibi hiç unutmayacağım bir tarihte büyük bir şaşkınlıkla öğrendim onun varlığını. Bir ilkbahar günü de hayatımıza girdi. İyi ki girmiş, bugün tam 3 yaşında.

St Charles’da bahar deyince, Nisan olur olmaz bembeyaz çiçeklere bürünen ağaçları hatırlayacağım sanırım hep. Ama oğlumun doğduğu Nisan ayında ben beyaza bürünmüş ağaçların çiçeklerini farkedecek durumda değildim. Şimdi hayranlıkla seyredip her daim fotoğrafını çektiğim ağacıma o zamanlar görmeden bakıp hüngür hüngür ağlıyordum karnım burnumda. O aralar içimi coşturan ve oğlumun şarkısı dediğim bir bahar şarkısını dinleye dinleye gidiyordum doktor kontrolüne. Bir doktor kontrolü ve ultrasonda beyinde görünen bir anormallik, buz gibi doktorlar… Ne şarkı kaldı bende, ne içimin coşması ondan sonra…

Okuduğum bloglardan kendi yaşadıklarımı birleştirince görüyorum ki hep aynı süreç yaşanıyor, kötü bir haber alınca. Önce isyan, sonra ağlama, sonra kabulleniş ve ardından ne yapsam çabaları. Bizde de öyle oldu. Koskoca üç ayı bekleyerek geçirdik. Biraz doktor gezdik, bolca internete daldık, gizli gizli ağladık ve dua ettik. Her ultrasona bakan aynı şeyi görüyordu, ventrikül genişlemesi. Ventrikül lafını bile hayatımda ilk kez duyuyordum. “Yani ne olacak” deyince bir sürü şey sayıyorlardı. Şimdi google’yınca bir sürü yazıyla karşılaşıyorum, üç sene önce çok azdı. Ben sorularıma yanıt ararken bir gıcık doktorun teki suratıma bakıp “lisede cebir dersini beceremeyebilir” dedi mesela. (Doktorlar ayrı bir yazıyı hakediyor).

20 Nisan’da doğdu oğlum, doğumdan hemen sonra ultrasona alındı. Ve hiçbirşey bulunamadı, herşey normaldi! Doktorum “kusura bakma seni çok üzdük” dedi. Hiç kusura bakmadım, hamileliğimin 3 ayını yediniz demedim, teknolojiye, bilime bağırıp çağırmadım, testsiz, ultrasonsuz, doktorsuz huzur içinde doğurmalı demedim. Aklımdan her bunları demek geçtiğinde susup sadece şükrettim. Ama bunları asla unutmayacağım diye de kendime söz verdim. Üç ay boyunca her girdiğim engelli forumunda, her bana ulaşan “umut” yazısında bilgi kırıntısında bunları unutmayacağıma söz verdim. Çünkü çocuğumuzun özel gereksinimli bir çocuk olması ve olmaması arasında incecik bir çizgi var. Tesadüfen çizginin bir tarafında kalıyoruz. Çoğunluğun olduğu tarafta kaldığımızda gündelik hayatın içinde herşey unutulup gidiyor, çizginin özel tarafında ise mücadele var.

Bu tür yaşananları kaleme almak kolay olmuyor. Ama bir anne belki biri rastlar gönlü ferahlar, benzer hikayesi olan birileri duygularını paylaşır, umut arayanlara da destek olabilir düşüncesiyle “Bebeğinizde venrikülomegali var” dendikten sonra neler yaşandığını çok detaylı yazmış. Buradan ona bir kez daha ellerine sağlık diyoruz biz. Bizler gibi “geçti gitti hatalı ölçümmüş” diyebilen, hamilelik ve doğum esnasında hiçbir sorun yaşamamış pozitif doğum hikayelerini sevinçle paylaşabilen annelerin “geçti gitti” diyemeyenlerin yanında olması gerektiğini biraz daha yüksek sesle hatırlatmak istiyoruz.

Ve oğlumun şarkısını dinlemeye kalktığımda bugün, hala ağlıyorum. İyi ki doğdun oğlum, hayatımın sürpriz çikolatası

 



2 Yorum

  1. Pınar hanım, duygularınız ta uzaklardan içime işledi; hele şu şarkıyı da dinleyince üstüne, tüm yaşadıklarım içimde büyüyüp kocaman bir şükür oldu yine.

    Yaşadıklarımız, benzer bir mücadeleyi atlatamayıp zorlukları sırtlanmış annelerin duygularını gönülden hissedebilmemiz için, özel ilgi ve bakım isteyen çocuklarına daha iyi şartlar sunmak için mücadele eden anneleri görüp “Ben de yanındayım” diyerek kendimizce bir şeyler yapmaya gayret etmemiz için , belki de önce olduğumuzdan daha hassas davranabilmemiz için bir vesile oldu diyorum şimdi.

    Ne güzel ifade etmişsiniz “Tesadüfen çizginin bir tarafında kalıyoruz. Çoğunluğun olduğu tarafda kaldığımızda gündelik hayatın içinde herşey unutulup gidiyor, çizginin özel tarafında ise mücadele var”

    Keşke hiç aklımızdan çıkmasa bu… Bir gün, bir sebeple kendimizin veya sağlığına şükrettiğimiz sevdiklerimizin çizginin özel tarafına geçebileceği de… Kimse bulunduğu tarafı garantilemiyor öyle değil mi?..

    • Merhaba Eda hanım, gerçekten kimse bulunduğu tarafı garantilemiyor dediğiniz gibi ama niyeyse de garantiymiş gibi davranmaktan da kendimizi alamıyoruz işte. Başkalarının başına gelenler hakkında yorum yapmak haddim değil ama kendi başıma birşey geldiği zaman genelde bir sebebi olmalı diye düşünüyorum. Kimbilir gerçekten küçük de olsa bir katkı koymaya vesile olur bir gün. Sizi tanıdığıma da çok memnun oldum bu arada. Sevgiler…

Pin It on Pinterest

Share This