Kaybolma Hali Acil Durum Kuralları

Kaybolma Hali Acil Durum Kuralları

Yazan: Melike

Çocuğumla yeni maceralara atılıyoruz. Aslında pek de eğlenceli olmayan, hani şu her ebeveynin korkulu rüyaları arasında yer alan maceralar türünde olanlara.

Maceralarımızın ana konusu Güvenlik. Her biriyle ilgili yaşadığımız deneyimleri sırasıyla paylaşacağım. Aslında bu konu birkaç ana başlıktan oluşuyor:
1. Çocuğumuzun havaalanları, meydanlar vb aşırı kalabalık ortamlarda kaybolmaması için alınacak tedbirler, kaybolması halinde yapılacaklar
2. Çocuğumuzun yabancılarla ilişkilerinde öğretilmesi gerekenler, cinsel istismara karşı eğitilmesi, kullanılabilecek kaynaklar ve yapılacaklar

Çocuğumuzun havaalanları, istasyonlar, çok kalabalık alışveriş merkezleri/meydanlar vb kalabalık ortamlarda kaybolmasına karşı:

Özellikle 3 yaşından itibaren başlayan bireyselleşme ve kendini ispat etme davranışlarının hangi durumlarda, onun güvenliğini tehlikeye atabileceğini o yaştaki çocuğunuza nasıl anlatırsınız?

a) Kalabalık ortamlarda kendi başını alıp gitmemesi için onun elini hiç bırakmam, bırakmasına izin vermem, gerekirse kucağımda taşırım
b) Gitmeden önce ona ne yapması gerektiğini anlatırım, ve ona uygun davranmasını beklerim. Şayet davranmazsa ve başını alıp gitmeye kalkışırsa ona hatırlatmaya çalışır, gerekirse kızar ve ceza veririm. Ki bu genellikle hep birlikte eve dönme cezası olarak uygulanıyor.

Çocuklarının yaşına bağlı olarak, atrafımdaki annelerden her iki cevabı da aldım. Çocuğun anlama kapasitesiyle orantılı, daha küçük 2-3 yaşındakiler için daha çok a şıkkı uygulanırken, 3-4 yaşındakiler için daha çok b şıkkı uygulanıyor sanırım.

Peki diyelim ki herşeye rağmen bu kalabalık ortamda çocuğunuzu kaybettiniz, çocuğunuz ne yapması gerektiğini biliyor mu?

Geçen hafta havanın çok güzel olduğu bir Pazar günü, arkadaşlarımızla birlikte Hollanda’nın bir liman şehri olan Roermond’a hem tekneyle gezmeye, hem de alışverişe gitmeye karar verdik. Bizim buralarda havaların güzel olduğu zamanlar biraz ksııtlı olduğundan olacak, herkes bizim gibi düşünmüştü.

Oğlum (4), usta bir bisiklet sürücüsü olduğundan ve büyük insanlar gibi dümdüz yürümek ona son derece sıkıcı geldiğinden mümkün olan her yere bisikletiyle birlikte gidiyoruz. Yazının gidişatından anladığınız üzere sonuçta, saatler süren yavaş tempoda alışveriş yürüyüşü esnasında, 2 saniyelik bir süre içerisinde onu gözden kaybettik. Kaybolduğunu farketmemiz gerçekten birkaç saniyelik zaman aldı. Tek problem bisikletli olduğu için bizden çok daha hızlı yol alabilmesiydi. Neyse ki, ilk 5 dakika içinde onu tekrar bulduk. Tabii bu 5 dakikalık sürede bile hem onun hem de bizim yaşadığımız ufak çaplı travmayı atlatmak çok daha uzun bir zaman aldı.

Gerçi ben bu yaştaki küçük çocukların bileklerine filan takılacak, vücuda zarar vermeyecek, GPS sinyali yollayabilecek ve bir akıllı telefonla haberleşebilecek ucuz bilekliklerin çıkacağı günü bekliyorum. Çok mu bilim kurgu sizce? Gelişmelerden anladığım kadarıyla çok da uzak olmasa gerek o günler. Ama biz şimdilik yine de daha geleneksel yöntemlerle ilerliyoruz. Daha önceleri de defalarca konuşmuş olmamıza rağmen, bu durumlarda ne yapması gerektiğini, acil durum kurallarımızı ona kızmadan o anda en sakin ses tonumuzla tekrarladık:

Kural 1: Kaybolduğunda anneni-babanı aramak için dolaşmaya başlamayacaksın. Durduğun yerde bize isimlerimizle (anne/baba olarak değil) seslenmeye başlayacaksın.
Kural 2. Bulunduğun yerde bizi bulması için en güvenli insanı tespit etmeye çalışacaksın. Bu bir mağazada kasiyer olabilir, havaalanında güvenlik görevlisi veya polis gibi üniformalı biri olabilir.
Kural 3. Eğer bir yabancı sana gelip, elini tutup ‘Benimle gel’ diye seni götürmeye çalışırsa, yüksek sesle ‘HAYIR, sen benim annem/babam değilsin, ben kendime yardım edebilirim‘ diye bağıracaksın.

O günden itibaren her zaman dışarı çıkarken ceketine, pantalonuna koyduğumuz bir kart künyesi var. Her ikimizin telefonları, adresimiz, isimlerimiz gibi bilgilerin yer aldığı. Bu deneyimi hiç kimsenin yaşamasını istemem ama sanırım konuyu anlamak açısından en etkili yol olduğu da bir gerçek.

Bir de bu konularda daha büyük çocuklarınız için kullanabileceğiniz bazı mobil uygulamalar da mevcut. Daha büyük yaştakiler kaybolmazlar, zaten telefonları var, gerekirse ararlar diye düşünebilirsiniz. Allah korusun, dünyanın bin türlü hali var, siz yine de alternatiflerinize bir göz atın:

1. Moby Simple Location Sharing
SMS, Link veya email yoluyla lokasyonu anlık olarak paylaşabileceğiniz bir uygulama. Aile bireylerinin bulundukları yerleri haritada görebiliyorsunuz. Elbette bu akıllı telefon taşıyabilecek yaştaki aile bireyleri için geçerli. Ancak her seferinde telefon açıp ‘nerdesin?’ sorusunu ve faturasını azaltmak için oldukça etkin bir uygulama. Türkiye’de de kullanılabiliyor, üstelik ücretsiz.

2. Life 360 Family Locator
Telefonunuzun GPS özelliğini kullanarak aile bireylerinin lokasyonları hakkında bilgi alabileceğiniz bir uygulama. Henüz Türkiye için verileri işlenmemiş durumda ancak Amerika’da o lokasyonlardaki güvenli noktalar ve son işlenen suç yerleri, acil arama ve mesajlaşma imkanı bulunuyor. Androidde çalışıyor.

3. The FBI’s Child ID App
Elbette bu uygulamada isminden anlayacağınız üzere, Amerika için geçerli olan bir uygulama. Çocuğunuzun en son fotosunu yükleyebildiğiniz ve ilgili bilgilerini girdiğiniz uygulamada, herhangi bir acil durumda ilgili yerdeki polisin talep edeceği tüm bilgileri anında vermek ve gerekirse FBI’a email ile göndermek mümkün. Amerika’da yaşayanlar için oldukça kullanışlı.

photo credit: hien_it via photopin cc



Pin It on Pinterest

Share This