Beyin Hasarına Bağlı Görme Bozukluğu (BHGB) ve Tablet 2: Doç. Dr. Nazan Baykan

Beyin Hasarına Bağlı Görme Bozukluğu (BHGB) ve Tablet 2: Doç. Dr. Nazan Baykan

Bugün sizlere daha önceki yazımızda bahsettiğimiz, dikkatimizi beyin hasarına bağlı göz bozukluklarında tablet kullanımına dikkatimizi çekmemizi sağlayan Doç. Dr Nazan Baykan’ı tanıtacağız. Nazan hanım yıllardır bu konuda çalışan bir uzman ve ülkemizde HSBG konusuna verilen önemin ve konu ile ilgili bilgilerin azlığı nedeni ile bilgilerini kendi websitesinde de paylaşıyor. Aşağıda detaylarını okuyacağınız gibi herhangi bir nedenle  engelli tanısı almış çocukların ebeveynelerine, “Gözler sağlam, çocuk büyüdükçe görme gelişir” dendiğini ve bu nedenle çocukların en önemli gelişme çağı olan okul öncesi dönemde gerekli tedaviden yoksun bırakıldığını özellikle vurguluyor. Bu sebeple bu konunun önemine dikkat  çekmek için sitesinde de çağrıda bulunuyor. Biz de Nazan hanımın çağrısını yineliyoruz: Lütfen bu konunun önemine dikkat çekin ve de yaygınlaşmasını sağlayın. Özel gereksinimli çocuklarımızın göz gelişimi genel gelişim terapisinin bir parçası olmalı…

Nazan hanıma bize verdiği bilimsel destek ve de sorularımıza verdiği yanıtlariçin çok teşekkür ediyoruz…

<blockquote>

“Gözümüz beynimizin dünyaya açılan penceresidir”</blockquote>

1.Deneyiminizi, uzmanlık alanınızı ve kurumunuzla ilgili bilgi verir misiniz?
Öncelikle ben göz hastalıkları uzmanıyım. 1994 senesinde Ankara Üniversitesi Tıp fakültesinden  doçentlik ünvanı aldım. Çalışma alanım az görme ve re/-habilitasyonu. Genel anlamda görmenin re/-habilitasyonu ile ilgiliyim. Yoğunluğum çocuklar. Tüm engelli grubundaki çocuklar, yüksek risk grubundaki bebekler, dikkat dağınıklığı, hyperaktivite, öğrenme güçlüğü tanısı alan çocuklarda görme, görme ve psikososyal, bilişsel gelişim, görme ve öğrenme süreçleri ile TANISAL amaçlı olarak işlevsel görme muayenesi  yapıyorum. Daha sonra da yukarıda belirttiğim süreçlerle ilgili olarak bireysel program hazırlıyorum. Bu programı yazılı hale getirip rehabilitasyon takımı ile paylaşıyorum. Bu programda çocuğun gelişim yaşına bağlı olarak görme becerilerinin güçlü ve zayıf yönlerini belirleyerek, tipik gelişen çocukların kilometre taşlarına ulaşabilmeleri için, uygulanması gerekli tıbbi, çevresel, optik ve optik olmayan çözümleri içeren bireysel özelliklerini belirliyorum. Genelde tarafıma çocuklar, konu ile ilgili diğer disiplinler tarafından yönlendiriliyor. Çalışmam tamamen bir takım çalışması şeklinde işliyor.

Halen Ayan Görme Merkezi’ nde çalışmalarımı yürütüyorum. 2014 senesinden sonra kendi aile danışmanlığı ve eğitimi merkezimi açacağım ve hizmetlerimi oradan vereceğim. Bu merkezde  deneyimlerimi ve bilgilerimi yaygın programlar ile re/-habilitasyon konusunda çalışan disiplinlerle de paylaşacağım.

Çalıştığım çocuk gruplarının büyük bölümü, beyin kanaması veya oksijensiz kalma sonrası oluşan patolojiler nedeni ile kortikal görme engelli çocuklarımız. Bunların büyük çoğunluğu prematüre bebekler. Bu çocuklarımız, ülkemiz koşullarında görmelerinin değerlendirilmesi ve re/-habilitasyonu okul yıllarına ertelenen çocuklarımız. Çok acıdır ki bu erteleme çocukların tüm yaşamını etkiliyor. Biz bütün yaşamımız boyunca öğrendiklerimizin  %80 ini görerek öğreniyoruz ve beynin %50-55i görme, görme yolları ve görme ile ilgili merkezlere ayrılmış. Göz hekimlerince ‘gözler sağlam, görmeme beyinden kaynaklanıyor, çocuk büyüdükçe  görme gelişir, yapacak bir şey yok’ tanısı alan çocukların 0-3 yaş gibi çok değerli bir yaşam dönemi kayıp oluyor. Bu maalesef acı bir gerçek ve gelişen teknoloji sonrasında gittikçe görselleşen bir dünya da yaşıyoruz. Bu  0-3 yaş döneminin kayıp edilmesi gerçekten çok acı.

2. Tedavisini üstlendiğiniz çocukların genel özelliklerinden bahseder misiniz?
En sık karşılaştığım grup görme ve ilave engeli olan çocuklar. Gelişen tıbbi ve cerrahi tedavi imkanları ve teknoloji sonrasında görme engelli çocukların tamamen kör olması %10-15 civarında. Geri kalanın da az görme var. Görme engelli çocuklarda en sık rastlanan etyolojik etken beyin patolojileri, yani kortikal görme sorunları. Bu çocukların büyük bölümünde serebral palsi var. Ayrıca işitme engeli, epilepsi gibi sorunlar da oluyor. Gelişmiş ülkelerde artık engelli her çocuk görme ve/-ya ilave engelli olarak kabul edilip erken müdahale programına alınıyor ve mutlaka işlevsel görme değerlendirmesi yapılıyor. İşlevsel görme muayenesi erken müdahale programının yol haritası konumundadır. Ülkemizde  erken müdahale programlarında görme veya göz doktorunun adını bile çoğu  kez görmüyoruz. Nedeni çocuk gelişimine holistik (bedensel+bilişsel+psikolojik) olarak  bakmamamız.

Bunun sonrasında 2, 3, 5 yaşlarında çocuk karşıma geliyor. Genel de çocuklarda en sık gördüğüm az gören olmalarına karşın olan görmeyi de kullanmamaları, baş boyun kontrolü olmaması,  fizik çevre ile işiterek ilişki kurmaları  ince kas gelişimi fevkalade yetersizliği, orta hat kavramı ve, lateralizasyonun  gelişmemiş, olması, vücut farkındalığı yokluğu , el-göz koordinasyonu bozuk olması gibi özellikler.

Görmenin, çocuk gelişimindeki öneminin bilinmemesi sonrasında 3-6 yaş ve okul çocuklarında ; otistik, mental retarde, disleksik, hiperaktif tanısı alan çok çocuğumuz var. Bu çocuklarımızın bir kısmında görme sorununu belirleyince tüm eğitim çalışma programı değişiyor, konu ile bilgilenen ailelerin üzerinden büyük bir yük kalkıyor ve en önemlisi etiketlenen çocuğun kendine güveni geliyor ve aile içinde daha çok kabul görüyor.

3. Çalışmalarınızda tableti nasıl kullanıyorsunuz? Hangi uygulamaları kullanıyorsunuz?
Ben yazmış olduğum programda çocuğun eksik bulduğum gelişim basamağı ile ilgili iPad uygulamalarının web adreslerini vererek ailelere, evde  uygulama yapmalarını söylüyorum. Ben göz hekimi olduğum için ve muayene mekanımda başka bir disiplin olmadığı için bu uygulamayı yapıyorum. Benim çalışma prensiplerim ve yöntemim ile ilgili olarak başka çalışan bir göz hekimi olmadığı için benim kendi çalışma mekanımda, fizik tedavi, özel eğitim gibi diğer re/-habilitasyon çalışmalarını uygulamam yok. Aksi takdirde, belki çok daha fazla para kazanırdım ama bu kadar büyük bir  kesimde de konu ile ilgili farkındalık yaratamazdım. Esasen engelli çocukların en iyi öğrenmesi ev ortamında ve anne kucağında olur. Özel eğitim, konuşma terapisi, duyu bütünleme gibi disiplinleri mekanları yapılandırılmış ortamlardır. Amaç burada yapılanı anneye öğretmek ve o amaç çerçevesinde anneye, günlük yaşamda çocuk ile neler yapabileceğini öğretmektir. Bu amaçla çocuklarda bakmayı, odaklanmayı, el-göz koordinasyonunu geliştirici, sayı sayma, harfleri tanıma, dikkatini arttırma, vücut farkındalığını geliştirme, dikkatini toplama gibi şekil algısını geliştirme gibi amaçlarla, ailelere günde çocuğun sağlık durumuna, kronolojik ve gelişim basamağına göre çoğu kez günde 15-20 dakikalık 3-4 sefer olmak üzere iPad uygulamalarını kullanmalarını istiyorum. Bu amaçla ilgili web adreslerini veriyorum.

4. Çalışmalarınızda kullandığınız en favori uygulamanız hangisi?
En sık kullandığım bakmayı, odaklanmayı  öğreten, el-göz koordinasyonunu geliştiren uygulamalar.

5. Hastalarınızın en favori uygulaması hangisi?
Çocuklar uygulamaların hepsini çok seviyor ve ellerinden bırakmak istemiyor. iPad uygulamaları her ne kadar çok faydalı ise de, gerek fizyoterapi, gerek özel eğitim ve diğer re/-habilitasyon çalışmalarında,  çocuğun interaktif olduğu günlük yaşam çalışmaları  terapinin esasını oluşturduğu için, ipad uygulamalarının zaman ile kısıtlanması muhakkak yapılmalı. Her şeyin azı karar çoğu zarar.

6. Bu uygulamaları ve yazılımları kullanmak için kurumunuz tarafından belirlenen bir bütçeniz var mıdır?
Uygulamayı yapmadığım için o bütçe çocuğun ailesinin sorunu.

7. Size göre hastalarınızın negatif veya pozitif yönde tedavi sürecini etkileyen teknolojiler nelerdir?
Bilgisayar ve tablet teknolojileri az gören ve körlerin yaşam kalitelerini,  her gelişim basamağında ve yaş döneminde inanılmaz şekilde geliştiriyor ve artı değerler sunuyor.  Gerek görsel becerilerin kullanılması, gerek zayıf olan görsel becerilerin yerine dokunsal ve işitsel tekniklerle uygulama yapılabilmesi için görmemizin kullanıldığı, iletişim, hareket ve uzaysal konumlanma, okuma ve yazma gibi konularda inanılmaz faydalar sağlıyor. Taşınma, fiyat politikaları, maliyet, ulaşılabilirlik, öğrenme süreçleri gibi zorluklar var. Tabii görme sorunu yaşayanların İngilizce bilmeleri veya aileden birilerinin İngilizce bilmeleri bu teknoloji ve uygulamaları yapabilme, becerebilme açısından çok önemli. Belli miktar kelime haznesi olan her çocuğun ailesine, çocuklarına İngilizce öğretme konusunda gayretli ve ısrarcı  olmaları konusunda hep uyarıyorum.

8. Siz mesleğinize başladığınızdan beri sizce teknoloji ne yönde gelişti? Bundan sonrası için öngördüğünüz eğilimler neler?
Ben 1996 senesinden beri  az görme konusu ile çalışıyorum. Kendimi dipsiz bir çukura düşmüş gibi hissediyorum. Bilgisayar teknolojileri ve yazılımlar ile ilgili konular, teknolojik destek her saat başı değişiyor. Baş döndürücü bir hız. Bu gelişim sonrasında bilgiye ulaşmak kolaylaştı, bilgi paylaşılır hale geldi ve bunun sonrasın da artık yaşam boyu eğitimden bahis ediyoruz. Bu hız katlanarak sürüp gidecek. Benim arzum, ülkem çocukları için yurt dışı yazılımların Türkçeleştirilmesi ve daha uygun maliyet politikaları ile her çocuğumuzun bu teknolojiden yararlanması

9. Alanınızda tabletin daha geniş ve yaygın anlamda kullanılabileceğini düşünüyor musunuz?
Yukarıda da belirttiğim gibi , konunun önemi ilgili disiplinler  tarafından maalesef bilinmemektedir.  Görmenin nörofizyolojisi ve çocuk gelişimindeki önemi, çocuk gelişimi, fizyoterapi, konuşma terapisi, özel eğitim, göz hekimliği, çocuk nörolojisi  ile ilgili eğitim kuruluşlarının eğitim programlarına girmedikçe de durumun çok değişeceğini zannetmiyorum.  Konu ile ilgili farkındalık arttıkça bilgisayar ve tablet uygulamaları yaygınlaşacaktır. Halen okullarda tablet uygulaması yaygınlaşmış ise de benim bahis ettiğim az gören konusu  ile ilgili uygulamalardır.

10. Tedavi dışındaki zamanlarda öğrencilerinize veya ailelerine tavsiye ettiğiniz uygulamalar var mı?
Çalışma alanım çocuk olduğu için tabii ki ailelerimize tavsiye ettiğimiz bir yığın önerimiz var. Bu öneriler  fizik çevre düzenlemesi, optik ve optik olmayan çalışmalarla ilgili, göz-el koordinasyonunu geliştirici, duyu bütünleme, konuşma ve özel eğitime dönük, kaba ve ince motor gelişimine dönük  bir çok uygulama. Hedefe ulaşmak için en önemli konu bu uygulamaların ailenin motive olduğu şekilde yapılması ve oyun halinde çocuğa sunulması. Çocuk motive olmaz ise öğrenmez.

11. Diğer önerileriniz?
Konu ile ilgili olduğu için vurgulamak da yarar görüyorum. En çok çalıştığım hasta grubu olduğu için serebral palsili çocuklarımızda aileler hep öncelikli olarak kaba motora dönük uygulamalara yöneliyorlar. Bunda Türkçe serebral palsi ile ilgili kurum,  dernek,  vakıf, doktor sayfalarındaki eksik  tariflerin de büyük rolü var.

Serebral palsi şemsiye bir terimdir ve bu beyin hasarı sonrası  ortaya çıkan  duyu-motor bozuklukların tümünü içerir.  Görme bozukluğu, işitme bozukluğu, epilepsi serebral palsi diye tanımlanan motor bozukluğa ilave engeller değildir. Cerebral palsi terimi tüm bozuklukları kapsar. Diğer bir deyimle kaba motor bozukluk serebral palsi buzdağının görünen kısmıdır. Alttaki bozuklukların görünür olmama nedeni ile okul yıllarına ertelenmesi, teşhis ile eş zamanlı olarak, erken müdahale  kapsamında ele alınmaması, bu dönem de tüm duyuların orkestra şefi konumunda olan görmenin göz ardı edilmesi, ne yazık ki çocuklarımızın ileride kendileri ile barışık sosyal ve bilişsel olarak kendi kapasiteleri için de en iyi gelişimi yakalayabilmeleri açısından en büyük engeldir.  Her göz doktorunun yaptığı, rutin uygulama olan görme derecesi ölçümü, gözün ön ve arka segment muayeneleri yüksek risk grubunda sayılan veya teşhis almış çocuklarımızın görme becerilerini ortaya koymaz.

Özel Eğitim ve rehabilitasyon alanında tablet kullanan uzmanlar: Sizler de kendinizi tanıtmak ve sorularımızı yanıtlamak isterseniz lütfen bize ulaşın!


Pin It on Pinterest

Share This