İştahsız Çocukla Mücadelede Zihni Sinir Yöntemler

İştahsız Çocukla Mücadelede Zihni Sinir Yöntemler

Yazan: Pınar

Okuyucular

Önce itiraf: Ben, bir çocuğa yemek yedirebilmek için aklınıza gelen her malzemeyle her türlü kombinasyonu yapmış, yemek yedirme konusunda denemediği rezillik kalmamış, hatta mumla saçmalıklar yaparken mama sandalyesini yakmış, bu uğurda çok gözyaşı dökmüş biriyim. Bu hallere nasıl düştüğümü de daha önce burada anlatmıştım. Üstelik ilk iki çocuğumda bol bol savurduğum “Bir başka canlıya zorla yemek yedirilmesine çok karşıyım. Acıkan yer. Yemek, teknoloji ve her türlü oyundan uzak, masada yenir” sözlerinden sonra yaptıklarımı gerçekten çok acıklı buluyorum.

Aslında hala da sözümün arkasındayım. Gerçekten yapabiliyorsanız bırakın, acıkırsa yer 🙂 Ama “yok mümkün değil bırakamam” ya da “bıraktım ya, yemiyor işte” diyorsanız, bu yüzden delirmek üzereyseniz de vallahi sizi çok iyi anlıyorum. Yani çocuk yedirme konusunda sağlıklı düşünememe noktasında “karanlık tarafa” geçmişsiniz, aramıza hoşgeldiniz 🙂

Yani biliyoruz ki bu konuda yazılan çizilen her yazıyı okudunuz, uzmanlar ne diyor biliyorsunuz; zorlamak, televizyonla hipnotize edip yedirmek, çocukla “yiyeceksin” konulu çatışma ortamı yaratmak, boş ama hoş yiyecekler vermek, gibi “aman ha” durumlarının da farkındasınız. Ama… Amalarımız var işte, özel durumlarımız var, “ah benim yerim de bir olsan”lar var. Neyse o zaman da bizim size çok zihni sinir önerilerimiz var. Uzmanlardan ve herşeyin doğrusunu yapan annelerden gizli okuyun 🙂

Çocuğunuzun yemesi konusunda “normal” insanlar gibi düşünemiyor olan bir anne için tek kural şudur: Her türlü malzemenin kullanımı çocuk yedirmede mubahtır. İşin püf noktası, çocuğun bu malzemelerle ilişkisinin normal hayatta kısıtlı olması ve onda merak uyandırmasıdır. Hatta normal hayatta tamamen yasak olan mum, el feneri, araba anahtarı, saç kurutma makinası gibi malzemeler bile bu yolda kullanılabilir. “Yemek yedireceğim” diye gözü dönmüş bir annenin bu yolda yapamayacağı hiç bir şey yoktur. (Bir anneyi, bir  Türk annesi diye değiştirmeli miyim hala bilmiyorum.)

Önemli olan husus malzemelerin potansiyellerini bir seferde heba etmemektir. Bir malzemeyi olabildiğince çok çeşitli ve uzun süre kullanımda tutmalısınız. Tek tek, yavaş yavaş çocuğun beğenisine sunmalı, bir kaşık bir kaşıktır hesabı ile her durumda ağzına bir şeyler tıkıştırıyor olmalısınız. Tabii sıkılmaya karşılık hemen konuyu değiştirecek başka bir malzemeyi de sırada tutmalısınız. Günlük hayatta karşınıza çıkan yemek yedirmek için potansiyel olabilecek her minik şeyi biriktirmelisiniz. Minik oyuncaklardan, düğmelere, makaralardan, dönen ses çıkaran oyuncaklara kadar. Sonra, ihtiyaç duydukça incelesin diye tek tek eline vermek işin püf noktası.

Neyse aklıma ilk gelenleri yazıyorum; denendi, onaylandı (zorla yemek yedirmekten dertli ve bu konuda benden çok daha tecrübeli olan bir arkadaşım tarafından da denenmiştir bilginize 🙂

1. Sakız süper bir malzemedir ve çocuk yedirmede çok farklı şekillerde kullanılabilir.
a. Bir sakızı çiğneyin ve mama sandalyesindeki çocuğun karşısına geçin. Cak cak cak çigneyin ki merakı uyansın. Sonra bir balon şişirin ve patlatın. O sırada çocuğun ağzına yemek tıkmaya başlayın. Kaç kaşık gider bilinmez, ama sıkılınca şişirdiğiniz balonları ona patlattırmaya başlayın.
b. Sıkılıncaya kadar balonları eli ile patlatmasına izin verin. İğrenç falan demeyin, sonuca odaklanın, eline yapışan sakızlardan kurtulana kadar da bir kaç kaşık yutar.
c. Ağzınızdan çıkardığınız sakızı çocuğa verin çekebildiği kadar çeksin (böyk)

2. Kürdan bir sürü kullanımı olan başka bir çocuk yedirme malzemesidir.
a. Çocuğun önüne bir elma koyun ve kürdanları saplamayı gösterin. Oyun hamuruna kürdan saplamak da olur. Sonra da saplanmış kürdanları çıkarmayı denersiniz.
b. Bir sürü boncuk alın bir kutuya doldurun. Kapağı sıkıca kapalı olsun, merak uyandırsın, sallanınca ses çıkarsın. Sırf kutuyu açmaya uğraşırken bile çocuğuna ve yaşına bağlı olarak bir öğünü kurtarabilirsiniz. Yok çabuk sıkıldıysa boncukları kürdana geçirmeye çalışma, ya da sizin geçirdiklerinizi kürdandan çıkarma, elmaya saplanmış kürdanlara boncuk geçirme/çıkarma gibi bir sürü seçenek var. Hem yemeğini yedi, hem de ince motor becerilerini geliştirdi, oh ne güzel 🙂

3. Mama sandalyesi tepsisine sığacak, çeşitli boyda kutular, şişeleri mutlaka biriktirin. Her türlü malzemeyle de kullanılabilir.
a. Kapaklarını açmaktan üstüste koymaya, içine bir şeyler sığdırmaya kadar bir sürü işe yararlar.
b. Mercimek, pirinç, şehriye gibi farklı malzemeleri farklı kutulara, şişelere koyun. Açmasından, dökmeye, birbiri ile karıştırma, mercimeklerin arasına başka seyler saklayıp bulmaca gibi bir sürü ilgi çekme yolu var. Ama en sevdikleri bir süre sonra mercimekleri mama sandalyesinden saçmak oluyor, ona göre.
c. Bu malzemeler ayrıca sakıza, hamura falan da yapışabiliyor ve suyla karıştırınca da gayet yaratıcı, çocukların bayıldığı iğrençlikte şeyler olabiliyor.
d. Mercimekler, pirinçler pipetlerden de çok zevkli geçer.

4. Suyun potansiyelleri saymakla bitmez. En basiti çocuğun bir kaptan alıp öbürüne boşaltması. Hatta önüne koyduğum buzları kaydırarak yedirdiğim öğünlerin haddi hesabı yok. Mama sandalyesi ile de kısıtlamayın kendinizi. Banyo, bahçe her yer olabilir. Hele banyo çok ideal, çocuğu yedirme hırsınızla kusturunca temizlemesi de kolay oluyor 🙂

Bakın çok az bu liste demeyin, yaratıcılığınızı kullanın, mantık belli 🙂 Atladığım bir şey varsa da ekleyin. Tabii ki tüm bu sayılanlar çocuk büyüdükçe geçerliliğini yitiriyor ve siz her yaş dönemi için daha yaratıcı yöntemler geliştirmek zorunda kalıyorsunuz. Ben daha fazla dayanamayıp bu tıkıştırma işine teknoloji ile devam ettim. İşte bu noktada Baby Einstein’in, Angry Birds’ün Temple Run’ın falan hakkını teslim edeyim. Ve an geliyor bunu bırakmak zorunda kalıyorsunuz…

Öyle ya da böyle, doktorun verdiği 1.5-2 yaş grubu için örnek menü sayfasındaki her maddenin çocuğun midesine girmesinden sonra zavallı annenin yaşadığı o tatmin noktası var ya…O nokta işte “al başını git bir psikologa” noktası aslında da, ne yapalım işte?

Ne zaman “amaaan ne yapayım, yemezse yemesin. Benim görevim ona sağlıklı seçenekler sunmak, yedirmek değil” nirvana noktasına ulaşırsanız, o noktada tekrar normal hayata dönebileceğinizi hatırlatıp kolay gelsin diyelim, bitirelim…

Not: Ben 2 yaş itibariyla tıkıştırmadan kurtuldum, 3’e doğru  “yemekte televizyon” korkunçluğundan da kurtulduk. Ne isterse kendi yiyor, zorlama yok ve kilo alımı bu sene iyi. Yani ben karanlık taraftan normale döndüm 🙂 Bugünler de geçiyor yani, size bu konuda her daim laf sokan, akıl veren insanlara kulağınızı tıkayıp sadece dayanın diyorum 🙂

.



4 Yorum

  1. iştahsız ve kusan bir çocuktan iştahsız ama teknolojiyle yıyen bır cocuk yapana dek 15 ay geçti ve kafamda sıyah sac kalmadı dıslerımı sıkmaktan cenelerım agırdı anne terörü uyguluyorum resmen yazınızı çok çok beğendim sakız olayını hiç denememiştim bakarsınız seneye işime yarayabilir zira 3 yaşa kadar bu iş sürüyormuş anlatığınız kadarıyla 🙂 en azından bir umut var 🙂 tünelin dişer ucunda küçük bir mum yanıyor 🙂

    • Evet tünelin ucunda ışık var. Zaten 2 yaşı geçince öyle oyuncuklar falan çok sökmüyor:-) Çok kolay gelsin.

  2. Yazdıklarınızı okurken kendimi hatırladım şimdi gülüyorum ama o zamanlar
    Çok ağlamıştım.Şimdi normale döndük çok şükür
    Bence bir anneye yapılacak en kötü dua çocuğun uyumasın ve yemek
    Yemedin demek.Kadının hayatı kaydı zaten

    • Gerçekten insan geçtikten sonra çok gülüyor yaşadıklarına ama ben de ağladığımı bilirim yani…Sevgiler.

Pin It on Pinterest

Share This