Eğitimde İleri Demokrasi

Eğitimde İleri Demokrasi

Yazan: Melike

Bir vatandaş olarak -belki de hemen her vatandaş gibi demeliyim- toplumda olan her türlü olumsuzluğun bir noktada eğitim sistemiyle bağlantılı olduğuna inanıyorum ve hala demokrasinin, fikir özgürlüğü, hakkını koruma ve farklı görüşlere saygının nasıl toplumun tamamına yayılabileceğini sorgulayıp duruyorum.

Geçen haftaki Hatay Reyhanlı olaylarının ve hemen ertesi günü Galatasaray-Fenerbahçe maçı çılgınlığındaki yaşananların etkisindeyim hala. Medya ve sosyal medya beni komaya soktu. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır anlayamadan, kendi akıl ve ruh sağlığımı korumak adına herşeyi kapatıp bir köşeye çekilip sessizce kalmak istedim. Reyhanlı olaylarından sonra o maçın nasıl halen ertesi günü yapılabildiğini ama 19.Mayıs törenlerinin bu olaya bağlanarak iptal edilmesini, bir insanın bir başka insanı sırf karşı takımı tutuyor diye bıçaklayarak öldürmesini anlayabilmem mümkün değil.

Geçen ay okuduğum yazılardan bir tanesiydi ‘Okul Neden Değişecek!‘ başlıklı yazı. Mevcut eğitim sistemimizin ve okullara bakış açımızın kaçınılmaz olarak değişeceğini anlatan bu yazıyı okurken, tamamına katıldığım bu görüşler içinde özellikle bir tanesi üzerinde düşünmeden geçemedim.

Bilgi odaklı olmaktan çok işe dönük, fikir üreten okullar olacak…

Bu fikir sadece Türkiye’deki eğitim sistemi için değil, Amerika ve Almanya başta olmak üzere diğer Avrupa ülkeleri için de çok önemli. (Finlandiya’yı hariç tutarak tabii) Teknolojinin gelişimiyle değişen ihtiyaçların mevcut basmakalıp eğitim sistemiyle karşılanamadığı konusunda hemen herkes hemfikir.

Bu fikir çok iyi de, peki nasıl? Nasıl olacak da bu sistem, mevcut öğretmen kadrosuyla, altyapısıyla, okulun ders öğrenilecek bir yerden başka birşey olmadığını düşünen büyük çoğunlukla, eğitimcilerin içinde bulundukları sosyal ve ekonomik imkanlarla birden değişecek?

Amerika ve Almanya’da alternatif eğitim seçenekleri çoğalırken, Türkiye’de de benzer bir insiyatifi alarak yola çıkmış yeni ‘alternatif eğitim’ veren okullar açılmaya başladı. Sadece alternatif eğitimlerle değil, mevcut eğitim sisteminin günümüz ihtiyaçlarına uyarlanması konusunda da kimi sadece copy-paste, kimi ise gerçekten özgün çalışmalar yapılmaya da başlandı. Yine de herşeye rağmen bu konuda sistematik bir yol haritası özenle takip edilse bile, ancak birkaç nesil geçtikten sonra değişimlerin sonuçlarını görebileceğimize inanıyorum.

Okullara, eğitim sistemimize ve aslında toplumda fikir özgürlüğü, karşıt fikirlere ve farklılıklara saygı konusunda yaşanan tahammülsüzlüklere bakış açımız değişmeli diye kendi kendime söylenirken, bir yandan aklıma Atatürk’ün daha 20.yüzyılın başlarında yazdığı Misak-ı Maarif geliyor:

“Maddî ve manevî tam hayat vasıtasıyla, tam hayata hazırlamak asrî usul-i terbiyenin ve maarif misakının esasıdır.” (s. 125)

Bu ilkeye göre ilköğretim programlarının iki esasa göre düzenlenmiştir:

1-   Programın çocuğun ruhuna uygun olması,

2-   Mektep, hayat-ı içtimaiyenin küçük bir modeli olarak, ders programı ile hayat-ı ameliyesiyle çocukları hayata hazırlamaktır.¨

Onun anlattığı eğitim sistemini neden bugün hala uygulayamadığımız veya John Dewey‘in yine 20.yüzyılda ortaya attığı ‘İdeal okul müfredatında bir dizi ders olmamalıdır, eğer eğitim bir yaşamsa, her yaşam bilimsel, sanatsal ve kültürel öznelere ve iletişime açık olmalıdır’ iddiaları çerçevesinde eğitimi toplumsal ilerlemenin ve reformun temel yöntemi olarak kabul etmesine ve demokrasinin bu şekilde oluşturulacağını benimsemesine rağmen, kendi vatanı Amerika’da bile bunu tam olarak hayata geçiremediğini görmek çok üzücü.

Sonra karşıma geçenlerde sosyal medyada da dolaşan bir video ilişiyor. Eğitim sistemindeki tüm aksaklıklara ve her şeye rağmen umut veren bir yaklaşım izliyorum imrenerek. Alaska’daki bir ilköğretim okulunda bir matemeatik öğretmeninin dersini görüyoruz bu videoda. Ama aslında matematik değil anlatılan; katılımcılık, yaratıcılık, işbirliği, takım çalışması, fikirlere saygı ve demokratik bir ortamın oluşturulması yaşanıyor bu matematik dersinde. Müfredat zaten kendiliğinden yetişiyor. Ancak böyle bir ortamda sadece matematikle ilgili akademik bilgilerin değil, kendini özgürce ifade edebilme, farklı ve karşı fikirlere açık olma, yeni fikirler üretme, sağlıklı sosyal ilişkileri geliştirme ve bunlara saygı duyma gibi temel eğitimin verildiğini görebiliyorum. Bu yaklaşımla yetişen nesil için içim umutla doluyor. Bir futbol takımı taraftarı olması ya da gözünün üstünde kaşının olması gibi gerekçelerle öldürülen insanların olmayacağına dair inancım artıyor.

Çok mu özel bir okul, çok mu özel bir öğretmen yada çok mu şanslı öğrenciler olmak gerekiyor bunu yapabilmek için?

Kayhan Karlı’nın ‘Okul Neden Değişecek‘ yazısına ulaşmak için tıklayınız.

photo credit: swirlingthoughts via photopin cc



Pin It on Pinterest

Share This