Stuttgart 21

Stuttgart 21

Gördüğünüz resim* Taksim değil, Almanya Stuttgart. Türkiye’deki olaylar başladı başlayalı buradaki Alman tanıdıklarım da bana sorular sormaya başladılar. Yani henüz Türkiye’deki TV kanalları canlı yayınlara başlamadan, burada alakasız insanlar konudan haberdar olmuş, merak etmeye başlamışlardı bile.

İlk aldığım soru Türkiye’de bulunan yakınlarımın iyi olup olmadığı. Yanıtlıyorum.

İkinci soru bu kalabalığın protestolarını neden demokratik şekilde, yani seçim zamanında oylarıyla göstermedikleri. Yani diyemiyorum ki biz Türklerde siz Almanlardaki gibi fil hafızası yoktur, bizde gündem bugünden yarına değişir. Henüz seçim yılı değil. O zamana kadar beklense zaten öncelikle Gezi Parkı için çok geç kalınmış olacak vs. Bunları söylüyorum tabii, fil kısmı hariç.

Üçüncü ve son soru ise, polis şiddetinin neden hala önlenemediği. İşte buna da kendimce bir takım cevaplar verip, kamuoyunu (yani çevremdeki üç-beş arkadaş ve komşudan bahsediyorum) aydınlattıktan sonra, hemen hemen hepsinden benzer bir cevap alıyorum. ‘Bizde olana benziyor!’

Nasıl?!

Yani orman yolunda giderken kazara karşınıza çıkan bir geyiğe hatta tavşana bile çarpsanız, durup, orman görevlilerini arayıp, hayvanın kaçtığı yönü gösterip beyanda bulunmanız gerekiyor. Orman görevlisi de bu hayvanı bulup tedavi edebilirse edip edemezse acı çekmemesi için uyutuyor. Şimdi yani insanlarının hayvanlarına bile bu kadar empatiyle ve saygıyla yaklaştığı bu toplumda, polisin ‘üç tane’ ağacı korumak isteyen insanlara Türkiye’de yapılana benzer bir şekilde davrandığına inanmak çok zor. Elbette konular aynı olmasa da, eylemin çıkış nedeninin ağaç olması ve kısa bir süre de olsa(Türkiye’yle kıyaslayarak söylüyorum) polisin eylemcilere şiddet kullanması açısından bir takım benzerlikleri var.

1994 yılında ilk ortaya çıkan Stuttgart’taki demir yolları ve kentsel dönüşüm projesinin inşaatına 2010 yılında başlanıyor. Proje genel olarak Baden-Wüttemberg eyaletinin başkentiyle Ulm şehri arasında hızlı tren hattının kurulmasını, demir yolları ve istasyonun yer altına alınmasıyla ortaya çıkacak alanda yeni gelişimler olmasını kapsıyor. Bunun yapılabilmesi için de 100 adet 200 yaşında ağacın kesilmesi gerekiyor. Projenin duyulmasından 2010 yılına kadar çeşitli zamanlarda bazı vatandaşlar tarafından karşı çıkılmasına rağmen, 2010 yılında iş makinalarının bölgede çalışmaya başlamasıyla beraber tepki artıyor. Önce birkaç yüz kişilik ağaçları korumaya çalışan gruba polisin su sıkma, gaz bombası ve coplarla müdahale etmesi, ertesi günü alandaki kalabalığı 50.000 kişiye çıkarıyor.

Bu noktadan sonra Türkiye ile Almanya’da uygulanan stratejiler arasındaki 9 farkı bulunuz.

Araya Arabulucular giriyor ve direnişin bu şekilde ilerleyemeyeceğine her iki tarafı da ikna ediyor. Tesadüfen aynı sene eyalet parti seçimleri de olunca halk tepkisini gerçekten de sandıkta göstererek Merkel’in partisini değil(CDU), Yeşiller Partisini seçiyor. Arabulucuların çalışması sonucu da eyaletin tamamında bir referandum yapılması ortaya çıkıyor. Tüm Almanya’nın konusu haline gelen ve tamamen şeffaf bir şekilde izlenen halkın oyladığı referandum sonucu ne biliyor musunuz?

Projenin hayata geçirilmesi! Projenin karşısında duran muhalefet partisinin de nurtopu gibi bir projesi oluyor. Buna rağmen halk düzenli olarak protestosunu yapmaya devam ediyor. Geçenlerde çıkan yeni bir habere göre de, projenin zaten sürekli artan maliyetinin yanında, bütçesinin 2 milyar Euro üzerinde olması sebebiyle yapılmaktan vazgeçilme ihtimali olduğu söyleniyor.

Faşizmi II.Dünya Savaşı’nda en uç noktada yaşamış ve tüm dünyaya yaşatmış bir ülkede o dönemden sonra kurulan sosyal ve demokrasi mantığı bu şu an.

Tüm bunlarla anlatmak istediğim, hükümetin aldığı bir karara karşı görüşlerini söylemek isteyen azınlığa devletten aldığı emirle şiddet uygulayan polise karşı, vatandaşların ortaya koyduğu tepki.

Bu tepkinin dikkate alınması ve arabulucular ile olayların tüm ülkeye yayılmadan uzlaşmaya varılması.

Seçimlerde devletin bu hatasının asla gözden kaçmadığı ve halkın ‘demokratik’ yolla seçimlerde cevap vermesi.

Yapılan referandum sonucunun protestocuların istediğinin karşısında olmasına rağmen, buna karşı gelen partinin iktidarda olmasına rağmen uygulamaya geçilmesi.

İnsan hayatının önemi ve farklı görüşlerdeki grupların birlikte yaşama saygısı.

Herşeyin doğru olmadığı/yapılmadığı Almanya’dan da haberler şimdilik bu kadar. Yerel televizyon ve radyolarda mutlaka Türkiye’deki durumlarla ilgili haberler çıkmaya devam etse de, şu an haberlerin ana konusunu bitmek bilmeyen yağmurlar yüzünden yükselen su seviyesi ve pek çok yerin sular altında kalması almış durumda. Bize kalan da #direnTürkiye demeye devam etmek…

Daha çok insana ulaşacağını düşündüğümden konuyla ilgili ingilizce linkleri ekliyorum:
Stuttgart 21
http://en.wikipedia.org/wiki/Stuttgart_21
http://www.spiegel.de/international/germany/stuttgart-21-protests-merkel-s-water-cannon-politics-a-720807.html
http://www.theatlanticcities.com/commute/2013/02/germans-anti-stuttgart-21-protests-may-have-paid-2-years-later/4600/

*Resim spiegel.de nin fotoğraf arşivinden alıntıdır.

 



Pin It on Pinterest

Share This