Durmalı mı hepten, yoksa durmamalı mı?

Durmalı mı hepten, yoksa durmamalı mı?

Biz kimiz herşeyden önce…Biz yurtdışında yaşayan iki anneyiz, sıfatlardan bağımsız. Gezi parkında olamayan ama başından beri oradaki direnişi gönülden destekleyen iki sıradan anne. Sıfatları ekleyecek olsak en çok şehir plancısı olmamıza vurgu yapardık çünkü başından beri asıl konuyu kentlilik bilinci, kentsel demokrasi, katılım olarak gördük. Yıllarca eğitimini aldığımız bu konuların darmaduman oluşu zaten öteden beri sıkıntımızdı… Ama sıfatlarla değil sadece anne olarak yazdık hep çünkü çocuğumuza bugün onlara ne verirsek, ne gösterirsek o çıkacak yarın karşımıza… O yüzden konu bizim için kısaca demokrasi konusuydu. Orada toplananların -sayısından söylediklerinden bağımsız- söyleyecek sözü olanın söylediklerinin dinlenmesiydi.

Genelde o çok sevilmeyen, kolay taraf tutamayanlardanız biz. Ama Gezi’de taraf olmak bizim için çok kolaydı. Nadir bulunan beyaz-siyah durumu: Sözünü şiddetsiz söylemeye çalışana şiddet uygulayanlara karşı çıkmaktı herşeyden önce…Sözün haklılığı değildi konumuz, sözü içeriğinden bağımsız söyleme hakkının arkasında durmaktı…Aslında herkes aynı tarafta görünse de farklı sebeplerle direnişin arkasında ya da karşısında oldu. Ama ne sebeple olursa şiddetin yanında olanları anlayamadık, anlamamıza da imkan yok.

Yurtdışında yaşıyor olmanın naifliği olsa gerek Cumartesi gecesinden önce olanları demokrasiye atılan adımlar olarak görüyorduk. Umutla umutsuzluk arasında çok savrulduk ama sanıyoruz ki daha çok umutluyduk. Sonuçta demokrasi bir müzakere süreciydi, ya da biz öyle sanıyorduk. Tüm taraflar eninde sonunda adım atacaktı, bir ileri bir geri derken iyi bir şeyler olacaktı. Cumartesi gecesi gazlar umutlara da sıkıldı. Sonrası malum. Demokrasi ve özgürlük yolunun sandığımızdan da uzun olduğu ortaya çıktı. Herkesteki uyuşma, öfke, hayal kırıklığı travma… Ta ki duranadam’ın yeniden yeşerttiği ruhlar ya da insanın hani koşulda olursa olsun tekrar ayağa kalkma gücü…

Diğer evleri bilemeyiz ama -bizim özel koşullardan dolayı da olabilir- çocuklar bu süreçten çok kötü etkilendi. Bir sonraki yazı konusu belki. Bugün Onlineanne olarak ne yapsak arayışlarındayız. Daha doğrusu normal hayatımıza dönme arayışlarındayız. Böyle büyük toplumsal bir travmadan sonra normalleşip herşeyin unutulması mümkün değil ama herşeyi durdurup bir travma halinin içinde yaşamanın da ne yararı olduğunu bilemediğimizden, en basitinden çocuklarımızı çok kötü etkilediğinden biz hayata devam etme kararı aldık ama ara ara durarak. Duranların yanında olarak. Elimizden geleni yapmaya devam ederek, bizim elimizden birşey gelmediğinde gelenlerin yanında yer almaya çalışarak.

Dedik ya başında biz iki anne için çok kolaydı direnişin arkasında durmak. Bir Gezi parkı isyanı içinde Türkiyenin tüm yapısal problemlerini çözebileceğimizi mi hayal ediyorduk? Herkesin Gezi parkı isyanı arkasına saklanan hayalleri de farklıydı. Bizim Gezi parkı isyanı ile ilgili hayalimiz minnacıktı, gerçekten. Polis müdahale etmeyi bıraksa, tüm parklar şenlik alanı olsa, hayat bayram olsa falandı. Çoğunluk içinde küçücük bir ses bile bir kentsel projeye karşı çıktığında müzakere ortamı oluşturulsa falan filan derken çok romantik iyimserlikler içinde kaldığımızı çok acı bir biçimde gördük. En son gençliğimizde Bulutsuzluk Özlemi dinlediğimiz zamanlara döndük yine. Ucuna Duran Duran ekledik, Stand by me! şarkısını söylemeye başladık. Lise günlerimize döndük özlemle. Halbuki konu hep aynıydı; gençliğimizde de Acil Demokrasi dinliyorduk…Acil demeyelim de çabuk çabuk demokrasi. Gençliğimiz dediğimiz hesap ediyorum 20 sene öncesi bizim, bayağı çabuk çabuk olmuş demokrasi…

Bugüne kadar bu sitede sadece doğru bildiğimizi kendimizce savunduk. Burası çocuk, teknoloji, eğitim odaklı bir site. Kendi çocuklarımızı hangi değerlerle yetiştirmek istediğimizi kendi kendimize değil hep beraber tartışalım diye buradayız. Ne olursa olsun Taksim’de tarih yazıldı ve bütün değerlerin yeniden yapılanma zamanı.

Şimdi herkes evine zorla döndürülmüş olsa da demokrasi bir süreç; ve biz daha yolun çok çok başındaymışız. Ama dayatmalara direniş bir kere başladı ya meydanda olmasa da nasıl bir direniş olacağını direnişin kendisi ortaya çıkarmaya devam edecek, orantısız zekasıyla; bugüne kadar olduğu gibi. Biz de daha iyi yarınlar için gerektiğinde durmaya gerektiğinde yürümeye devam edeceğiz. Şimdi bizim için normalleşme zamanı…



Pin It on Pinterest

Share This