Barbie bunları hak ediyor mu?

Barbie bunları hak ediyor mu?

Yazan: Pınar

Okuyucular

Kızlarımın bir koca kutu dolusu Barbie’si var. Bir tanıdığımızın evinde ilk gördüklerinde 2 yaşında falandılar. Çok net hatırlıyorum gözleri yuvalarından fırlamıştı. 2 yaşındaki el kadar bebelerim dik memeli Barbie’nin fizik kurallarına aykırı ama güzel görünen vücuduna vurulmadılar haliyle. Meme dediğin büyüklüğü, küçüklüğü, sarkıklığı çocuk kısmına hiç de farketmeyen, onlar için sütten ibaret bir organ en nihayetinde. Göbek desen, bebek milleti için ne kadar yağlı o kadar iyi; koyarlar kafalarını, bıngıl bıngıl yumuşak falan. Barbie’nin parıltılı elbiseleri miydi onları çarpan ondan da emin değilim çünkü o elbiseler hep çıkartılıp atıldı ve ortalık çıplak Barbie kaynıyor. Ancak en önemli etken Barbie’sini paylaşmayan ve “çok özel” diyen arkadaşlarıydı sanırım. Ulaşamadığın herşeyi gözünde büyütme potansiyeli var ya, o hesap. Üstüne bir de Barbie’ye uyuz olan bir anne. Al sana Barbie hayranlığına hızlı bir başlangıç. Orada bir Barbie var uzakta ve biz sahip olamıyoruz, herkesin var, ühü…

Benim Barbie’ye uyuz olma sebebim bildik sebepler işte, çok da yazılıp çizilen bir konu. Modern zamanların kafalardaki ideal görünen sanal güzellik anlayışı ve yaratılan mükemmel kadın imajını her yere sokuşturalım mantığının bir ürünü olarak görüyorum, pek çok Barbie karşıtı  gibi. Yaratılan mükemmel kadın imajı da gıcık, öyle “süsleneyim püsleneyim etraftaki en süper erkeği tavlayayım“dan da geniş bir tanım, “herşeyi yaparım, güçlüyüm, başarılıyım, güzelim, kariyerim var, param var, iyi kalpliyim ve artıııı süper anneyim, süper sevgiliyim daha ne olsun. Olmuyorsa oldurmak için kendini parala” anlayışı. Sonuçta etrafta alternatif bir ton güzel, eğitici, yaratıcı bıdıd bıdı oyuncak varken, ne Barbie’si demek mantıklı geliyor… Ancak  bana Barbie gibi vücut ve yanındaki tüm bu nitelikleri verseler  hayır demeyeceğime göre, demek ki  Barbie ile hiç oynamamama rağmen yaygın kültür beni de kendine esir etmiş o ayrı 🙂 Ayrıca içten içe kıskanıyor da olabilirim ne bileyim sonuçta gazeteler, dergiler de bu “güzel, güçlü, başarılı” imajların bir dizi çocuğuyla çekilmiş pozlarıyla parıl parıl parlamıyor mu? Bunların parlak Barbie’den ne farkı var diyorum yoksa Barbie de en nihayetinde bir oyuncak mı acaba?

Barbie  işini bu kadar büyütmek gerçekten gerekli mi noktasına yıllar içinde geldim. Çünkü başta ben de gerim gerim  “ıyy Barbie” asla almam kızlarıma” diyordum klasik olarak. Aslanlar gibi asla almayan arkadaşlarım da oldu; “asla almam” diye başlayıp benim gibi “aman ne gerek var kasmaya” diyen ki bunlara “egemen kültüre mağlup olmuş kesim” mi diyoruz bilemiyorum ve en başından “ben de oynadım ne var” diyen ki bunlar da “bilinçsizler” mi  – valla şaka- ama uzmanlara bakınca öyle görünüyor (“hey anne kişisi, bilinçli ol, dediğimi yap, beni kızdırma” uzmanları). Bir de “var bir iki tane hediye işte” diyenler 🙂 Aslında neymiş? “Benim çocuğum benim kararım; senin çocuğum senin kararın“mış, hu hu duyun sesimi…

Sonuçta ben hala uyuz olsam da karşı değilim Barbie’ye. Üstelik  “Barbie ile oynayan kız çocuğu Barbie gibi olmak ister mazallah” türü önermeleri de hiç ciddiye almıyorum. İstediğin kadar Barbie ile oynatma yavrunu, o güzellik algısı dediğin şey ergenlikte arkadaşlarından birinin “senin popon biraz büyük” demesi ile zaten pek bir güzel şekillenir.  Arkadaşlar yapmasa illaki “ay çok şeker tombik tombik, ama zayıflat sen bunu azıcık ayol” diye güya sevecen ve düşünceli bir teyze ya da klasik  bir Vasfiye teyze tarafından da darmaduman edilir falan da filan…Ah çok düşünceli olup ses çıkarmamayı akıl bile etse o iyi niyetli teyzeler, yanyana iki kız gördüklerinde biri hakkında tek bir söz söylemezken diğerine “ne narin, ne zarif, ne çıtı pıtı” diye başladı mı zaten al işte 2-7 yaş dönemi Barbie’siz kastırdığın bütün “dış görünüş mühim değil önemli olan iç güzelliğimiz” çalışmalarının köküne kibrit suyu...Ayrıca kız çocuklarına doğdukları andan itibaren yapılan güzellik övgülerinin hiç etkisi yoktur tabii.  Kızlar “ay çok güzel ne yakışmış, gel bir elbisene, saçına bakayım” sözüyle büyürken oğlanları sevme sözcükleri ise”aslanım benim, paşam, güçlü oğlum, akıllı oğlum, serseri”…Yani herkesin vücuduyla başının dertte olmasının, ya da “herşeyiyle mükemmel” olmaya çalışmasının tek sebebi keşke Barbie olsaydı da Barbie’leri imha partisiyle bu fit olma, zayıf olma manyaklığı ve başkalarının “mükemmel insan” tarifinin peşinde koşmaktan kolayca kurtulunsaydı…

Barbie konusunda içim çok rahat, ben gayet “bilinçliydim” işte 😉 bizimkilere ilk Barbielerini  ben almadım, klasik olarak anneannesi aldı.  Sonra da ceza olarak emekli aylığının önemli bir bölümünü kızlarımın Barbie koleksiyonunu geliştirmek için harcadı.  Ancak hakkını yiyemem Barbie’nin; bizim evde Barbie’lere akıtılan para diğer oyuncaklara verilen parayla kıyaslandığında her kuruşunu haketmiştir. Saatler boyu kurulan senaryolar, konuşturulan bebekler, dinazor, lego, ve bilumum yap-tak oyuncağı ile birleştirilerek rol geliştirme, hikaye yazma, kitabını oluşturma, filmini çekmeye, banyoda yüzdürmeye, kurdele bağlanıp merdivenden sarkıtıp kukla olarak kullanılma, bahçede toprağa gömmeye kadar çok amaçlı bin tür kullanımına şahit oldum. Üstüne Barbie’nin atı gelince hala devam eden bir at sevdası da başladı. Sonra Emre geldi, o Barbie’lerden çok etkilenmedi. Erkek ya, içinde yok 🙂 Yoktur tabii, bir tarayınca ortalık “oğlum Barbie ile oynamak istiyor ne yapayım” diyen anne kaynıyor. “Yok evladım erkekler onlarla büyünce oynar” de annesi; onda bir sakınca yok tabii, çocukken bebekle falan oynarsa gay olur allah korusun…(töbe töbe) Valla Emre’de Barbieleri yüzdürdü falan ama fırlatıp attı nihayetinde. Prenses olmak istediğinde “yok sen şu masallarda evlenmek dışında bir rolü olmayan düdük prens olacaksın” diyen ablalarının, biz büyüklerin hiç etkimiz yoktur tabii seçimlerinde.

Ve adetimiz olduğu üzere buyrun size Barbie uygulamaları diyeceğim ama kalbim ne gerek var, boşverin diyor 🙂 Bu Barbie uygulamalarının bir kısmı elbise giydir çıkar tam stil ikonu yetiştirme uygulamaları. Ve fakat bu da hayatın bir parçası, moda işte nesi kötü diyorsanız da ne bileyim ya ben uzmanı değilim 😉 Ama Barbie ile pizza yapalım, veteriner olalım türevleri de var. Barbie yerine Panda koyunca bayılıyoruz ya hani 😉 Neyse bari sadece ücretsizleri koyalım dedik, bir de Barbie uygulamasına para vermeyin diyerek… Bu uygulamalar iPad’i “aman al ne yaparsan yap ama bana bir müsaade et” kapsamında ya da uzun yolculuklarda falan kesin çözüm ama acil durum geçtikten sonra bize göre silmelik Fakat ben bu yazı için indirip silmeyi unuttum, şimdi Emre ve Damla’nın üç gündür favori uygulaması Barbie I Can Be, ehi ehi..

Barbie® Fashionistas,  ÜCRETSİZ

Barbie I Can Be       ÜCRETSİZ

 

 

 

 

 

 

 

Son olarak 7 yaş itibariyle kızlarımın Barbie manyaklığı bitmiş durumda. Barbie alternatifleri Bratz bebeklerine falan hiç giresim yok, bizde çok tutmadı çok şükür.  Ancak Barbie manyaklığı yerini başka bir manyaklığa bıraktı ki haftaya ona değineceğim bakalım ona diyeceksiniz?



4 Yorum

  1. Yazıya bayıldım. Sırıtarak okudum. Benim kız da barbie ile 2 yaşlarında bir gezmede tanıştı. Milletin içinde şok olmuş vaziyette ‘anneeh memmelerii vaar’ diye bağıra bağıra yanıma geldi. Millete artık açıklamak zorunda kaldım benim kız bu tip bir oyuncakla ilk kez karşılaştı diye :)) Şu an 3,5 yaşında hediye gelen bebekleriyle oynuyor ama televizyondaki reklamlardan da çok etkileniyor. Tamamen uzak tutmak mümkün değil bence. Söylediğiniz her şeye katılıyorum özellikle dış görünüş algısının her yaşta her sebepten ötürü şekilleneceği konusuna. Ne kadar uğraşırsan uğraş bir gün o da hissedecek fiziğe önem verildiğini.

    • Kızınız 3.5 yaşında olduğuna göre daha Barbie serüvenine yeni başlamışsınız demek, size kolaylıklar diliyorum 🙂 Ya insan kararsız kalıyor işte, Barbie ile mücadele toplumdaki fiziksel görünümün fazlasıyla yüceltilmesi ile mücadelenin bir parçası olarak da görülebilir belki. Ben kasmamayı seçtim rahatladım. neyse hepimiz göreceğiz çocuklarımızın nasıl bireylere dönüştüklerini, ama bunda Barbie’ni etkisini anlama şansımız olmayacak sanırım. İyi günler.

  2. Merhaba,
    Yazınızı keyifle okudum:) Ben de eski Barbie hayranlarından biri olarak,kızlarımın oynamasına da izin veriyorum.Şimdiki Barbielerle eskilerinin en önemli farkı kıyafet ve makyaj sanırım.Eskiden Barbie kıyafetleri daha kaliteli ve daha hanım hanımcık olurdu.Şimdilerde genellikle şıkır şıkır parti kıyafetleri giyiyorlar.Biz de o yüzden ya kendimiz dikiyoruz ya da internetten “vintage” Barbie kıyafetleri buluyoruz.Anlayacağınız üzere ben hala Barbie’lerle oynamayı seviyorum:)Çocuklarım da oynarken türlü türlü senaryolar üretiyorlar ve çok eğleniyorlar.Barbie konusunda izin vermediğim tek şey Barbie Dvdleri.Çocukların öğreneceği birşey olmadığı gibi kızım hemen onlar gibi konuşmaya çalışıyor. Neyse bu Barbie tartışması bitmez ama her koyun da kendi bacağından asılır:)

    • Çok katılıyorum, bu tartışma bitmez ve gerçekten her koyun kendi bacağından asılır:-) Keşke benim de elim biraz yatkın olsaydı ve zevk alsaydım da birşeyler dikebilseydim, kızlarım bayılırdı kesin 🙁

Pin It on Pinterest

Share This