Lego’yla Geleceğin İşgücünü Yetiştirmek

Lego’yla Geleceğin İşgücünü Yetiştirmek

Yazan: Melike

Lego’nun dünyada nasıl bir değişime uğradığını ve bizim evin de bundan nasibini nasıl aldığını geçen hafta Lego Şiddeti mi Aşılıyor? yazısında anlatmıştım.
Dünyada gelmiş geçmiş yaratıcılığı en çok geliştiren oyuncaklardan bir tanesi olarak kabul edilen Lego bizi de, ninjalar ve çeşitli dövüş sporlarına dair hikaye anlatımı konusunda bayağı geliştirdi vallahi ne diyeyim.

Kafayı bu duruma takıp da internette şöyle bir araştırma yapınca gördüm ki aslında bir tek ben değilim durumu sorgulayan. Meğer pek çok ebeveynin de kafasını kurcalarmış bu konu.

Temelde iki nokta var aslında:
Birincisi özellikle 1990 lardan itibaren yüzü giderek asılmaya başlayan, daha agresif görünen figürler hakkında. Bizim evde süregelen Lego figürlerle dövüş, savaş vb oyunlarımız benim gibi hem pek çok ailenin hem de bilim adamlarının dikkatini çeken bir konu olmuş. Öyle ki linke tıkladığınızda görebileceğiniz bu araştırmada, 3655 Lego figürünün yüz ifadeleri incelenmiş ve gerçekten de ‘kızgın’ ifadeli yüzlerin ‘mutlu’ ifadeli yüzlerden daha fazla olduğu, özellikle de Star Wars, korsanlar veya Harry Potter gibi temalarda en çok rastlandığı gözlenmiş. Ancak bunun daha önceki nesilde ‘mutlu’ yüzlü figürlerle oynayan çocuklarla karşılaştırıldığında, günümüz çocuklarında nasıl bir sonuç yaratacağı konusunda bir sonuca ulaşamamışlar. Sonuçta anlaşmazlıklar, iyi ve kötünün karşı karşıya geldiği, kötünün de her zaman iyiye dönebileceği ve sonuçta ne olursa olsun iyinin kazanacağı bir Lego altyapısı olduğu iddia ediliyor.

Bu yüzler, en çok psikolog/psikiyatristler tarafından son yıllarda profesyonel olarak kendi mesleklerinde kullanılmaya başlanmış. Nasıl hissettiğini kelimelerle anlatmakta zorluk çeken çocuk ve yetişkin insanların kendilerini ifade etmelerine yardımcı olarak kullanılmaya başlanmış.

Benim takıldığım diğer konu olan yaratıcılık konusunda ise, diğer ülkelerde de ebeveynler ve profesyonaller ikiye ayrılmış durumda. Set olarak aldığımız Lego kutularının içinden çıkan direktiflere göre mesela bir uçak yapmanın yaratıcılık olmadığını savunanların sayısı hiç de az değil. Ancak benim de katıldığım diğer grup ise, buna ‘istemiyorsanız o uçağı yapmayın, kendi istediğinizi yapın’ şeklinde cevap veriyor. Evet, bence Lego hala herşeye rağmen kaba ve ince motor yeteneklerinin geliştiren, yaratıcılık ve hayalgücünü artıran, rol oyunlarını destekleyen, mekan algısını, matematik, fizik ve hatta mekanik konularını farketmeden öğrenmeyi sağlayan bir oyuncak.

Bu arada Lego’nun anaokulundan üniversiteye kadar müfredata uygun eğitim veren uluslararası okulunu açtığını önceki yazıda söylemiştim. Yetkililerinin söylediği ise şöyle: Yapılan araştırmalara göre okullardaki standartlaşma çalışmaları ve test bazlı eğitim sistemi yüzünden yaratıclığın özellikle 1990 lardan sonra düşmeye başlamasıyla, Lego cesur bir adım atarak, ‘hands-on learning’ adını verdikleri sistemle okul açmaya karar veriyor. ‘İstediğimiz işgücünü’ oluşturabilmek için özellikle 0-5 yaş dönemine daha çok eğilmeliyiz diyorlar. Ben henüz ailelerin çocuklarını havalı ismiyle ‘Lego Workshop’ları yani Lego kurslarına götürmelerine alışamamışken, Lego’nun bu yaklaşımıyla sanki çocuğumu sırf ‘sisteme’ iyi işgücü olsun diye yetiştiriyormuşum gibi bir hisle irkiliyorum.

Ama sonuçta hala Lego’yla oynarken mutlu oluyorum ve Lego tasarımcısı olduğumu hayal ediyorum. Geçen hafta Legoland’i gezerken gördüğüm 25 milyon parçadan oluşan Almanya’nın en büyük stadyumu Allianz Arena’yı veya 2,5 milyon parçadan oluşan ve yapımı 13 ay süren Darth Vader’ı modelleyenin ben olduğumu hayal ediyorum.

Legoland Görüntüleri – Lego Cities – Lego’dan Şehirler

Lego Modelleri

Çocuğumla oynadığım savaşlı dövüşlü rol oyunlarına gelince, son kararım bence bir problem olmadığı yönünde. Çocuk zaten sokakta yürürken bile bir dal bulup onu kendine kılıç yapmaya başlayalı çok oldu. Bu bence kız-erkek tümünün doğasında var. Ben göstermesem arkadaşından elini tabanca yapmayı, ateş etmeyi öğreniyor. Yok saymak veya geri çekilmek yerine, bu oyunların içine mümkün olduğunca herşeyi yerleştiriyorum. Kimi zaman zombiyle prensesi evlendiriyor, kimi zaman savaştırıyoruz. Sonuçta bu oyunların çocuğumu nasıl bir birey haline getireceğini bilmesem de, bunları benim hayatta edindiğim tecrübelerin ona oyunla aktarılması şeklinde görmek beni rahatlatıyor. Bir de Lego’nun Technik serisi var ki yaşımız gelse de onlara geçsek diye sabırsızlanıyorum. Kendi printer’ımızı yapsak fena mı olurdu yani? 😉

Son olarak bu kadar laftan sonra, adetimiz olduğu üzere, Lego uygulamalarını aşağıya sıralama konusunda çelişkiler yaşıyorum.  Lego elle tutulur ve oynanır ama güzel lego uygulamaları da var ne yalan söyleyeyim. Daha sonra onların da bir listesini yapacağız.



Pin It on Pinterest

Share This