1.Türkiye Çocuk ve Medya Kongresi

1.Türkiye Çocuk ve Medya Kongresi

Geçtiğimiz hafta 1.Türkiye Çocuk ve Medya Kongresi yapıldı. Türkiye’nin çeşitli okullarından seçilmiş çocuklar başta olmak üzere, RTÜK, Basın ve Yayın Enformasyon Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenler, üniversite okutmanları ve devlet kurumlarından da üst düzey katılımlarla yapılan toplantı 2 gün sürdü. Canlı yayın linki sayesinde bizler de kongrenin tamamını olmasa da, toplu yapılan oturumları takip etme fırsatı yakaladık.

Öncelikle böyle bir kongrenin düzenlenmesini büyük bir sevinçle karşıladığımızı belirtelim. Yıllardır teknolojinin çeşitli dallarında profesyonel olarak çalışmış anneler olarak biz, zaten kendi çocuklarımızdaki ve hayatlarımızdaki teknoloji kullanımının getirdiği değişimleri gözlemlediğimiz için, hiç olmazsa kendi çocuklarımızı doğru yönlendirebilmek adına bu siteyi kurmuş bulunuyoruz.

Amerika ve Avrupa’da son 5 yıldır artarak tartışılmaya başlanmış olan ‘Medya Okuryazarlığı‘, ‘Çocukların tv, internet, tablet vb her türlü medyayla ilişkisi’ gibi konuların Türkiye’de de daha fazla gecikmeden ele alınmış olması bizi son derece sevindirdi. Bu nedenle bu kongrede biz neler gözlemledik sizlerle paylaşalım istiyoruz.

Öncelikle bu kongre ilk defa yapıldığı için, elbette öncelikle üzerinde konuşulacak verilere ihtiyaç duyuldu. Bu verileri TÜİK, 2013 Mayıs-Temmuz arası, 6-16 yaş arası 4306 adet çocuk ve gençle sahada yapılan anket çalışmasıyla elde etmiş. RTÜK Başkanı açılıştaki sunumda bu araştırmanın sonuçlarını kısaca katılımcılarla paylaştı. Araştırmanın bir kısım verilerine buradaki linkten ulaşabilirsiniz.

Burada istatistiki verileri sizlerle tek tek paylaşmayacağız. Ancak genel tablo olarak bu araştırma sonuçları bize şunları gösteriyor:

1. Türkiye’de evlerin %98’inde ve  çocukların %40’ının kendi odasında TV bulunuyor.
2. Evlerin %74’ünde ve çocukların %80’inin kendi odasında bilgisayar/tablet/cep telefonu var.
3. Buna rağmen evlerin ancak % 63’ünde internet bağlantısı mevcut.
4. Çocukların okul dışı etkinliklerinde ‘Aileyle birlikte birşeyler yapma’ oranı %36.
5. Boş zaman değerlendirirken resim/müzik gibi herhangi bir sanat dalıyla çok az veya hiç ilgilenmeyen çocukların oranı %60.
6. Şaşırmayacaksınız; kızlar erkeklerden daha çok kitap/gazete/dergi okuyor, resim/müzik gibi sanat dallarıyla daha çok ilgileniyor, aileyle daha çok zaman geçiriyor ve daha az dışarı faaliyetleri, spor yapıyor.
7. Erkekler ise TV izleyerek veya internette kızlara göre daha çok zaman geçirmekte.
8. Çocukların %80’i için bilgi edinme konusunda en önemli iletişim ve medya aracı kitap/dergi gibi malzemeler ancak en çok zaman harcadıkları medya araçları cep telefonu ve televizyon.
9. Çocukların %51’i günde 3 saatten fazla televizyon izliyor ( Arka plan medyadan ise hiç bahsedilmedi, bu oran çok daha fazla olabilir)
10. Internetin en çok ödev yapma, oyun oynama, bilgi arama ve sosyal medyaya bağlanma amacıyla erkekler tarafından daha çok kullanılmakta.

TV, bilgisayar, tablet, cep telefonu, internet gibi tüm cihazların olduğu bir ortamda hepsini kullandıkları varsayılırsa, çocukların okul dışında kalan zamanlarında bu cihazları toplam 8 saatin üzerinde bir süre kullandıkları ortaya çıkıyor.

tuikchartbarvertical

Çocukların bahsedilen medya araçlarına ilgisi, kullanma isteği ve ilişkisi, mesela Almanya’da benzer bir şekilde artış göstermesine rağmen, 6-16 yaş grubundaki çocukların örneğin %94 ü örneğin TV yi halen örneğin max. 2 saat gibi belli sınırlarda seyrediyor. Dolayısıyla halen Almanya’da çocuklar okul ve ödev dışı zamanlarında içeride/dışarıda arkadaşlarıyla oyun oynuyor, aileyle birlikte birşeyler yapıyor. Çocukların sadece %22 si hergün bilgisayar ve internette zaman geçiriyor.  Evlerdeki internet bağlantısı oranının %98 lerde olduğu Almanya’da bile, çocukların internette geçirdiği vakit Türkiye’den çok daha az.

Türkiye’ye kıyasla bu oran çok daha az olsa da, yani her beş çocuktan birinin her gün mutlaka PC /Internet kullanması Almanya’yı 4-5 yıl önce harekete geçirmiş durumda. Amerika ve Avrupa’da son zamanlarda toplumda sıkça tartışılmaya başlanmış bir terim var: Medya Okuryazarlığı. Bu konuya daha sonraki yazılarımızda daha detaylı yer vermek istiyoruz ancak, tüm bu veriler ışığında Z kuşağı için medya okuryazarlığını tartışırken artık sadece tv, gazete, dergi gibi medya araçları ile sınırlamak yerine  internet, akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayarları önceliklendirerek planlama yapılması gerektiğini söyleyebiliriz.

Söylemeden geçemeyeceğiz, TÜİK’in yaptığı bu araştırma Türkiye için bizim çoktandır aradığımız ve bulamadığımız bir takım güncel bilgileri içerse de, yine de dar kapsamlı olduğunu düşünüyoruz. Öncelikle ‘Bu çocuklar nasıl bu duruma geldi? Teknolojinin kurbanı çocuklarımız!’ gibi haykırışlara girişmeden önce, çocukların 6 yaşında doğmadıklarını, ve bu tür araştırmaların kapsamına mutlaka erken çocukluk döneminin ve dolayısıyla ailelerin dahil edilmesi gerektiğini savunuyoruz. İnanıyoruz ki işte o zaman, çocuklarımızın nasıl bu hale geldiklerini hep beraber daha net görebileceğiz ve planlamalarımız çok daha gerçekçi olabilecek. Her sene güncellenmesi gerekliliği ise ayrı bir yönü.

Son olarak kongreden çıkan temel sonuca göre bu noktadan sonra odaklanmamız gereken, bu teknolojilere sahip olma/olmama ve sağladığı avantajlar/dezavantajlardan çok, çocuklarımız için nasıl daha dengeli bir medya kullanma alışkanlığı kazandırabileceğimiz, içeriğini nasıl dolduracağımız, nasıl daha zengin ve doğru içerik yaratabileceğimiz konusu.

Kongereyle ilgili daha detaylı bilgilere www.cocukvemedyahareketi.org adresinden ulaşabilirsiniz.
Almanya için bahsettiğimiz araştırma sonuçlarına www.br.de adresinden ulaşabilirsiniz.



Pin It on Pinterest

Share This