Çocuklara “Engelli Bireyler” ile ilgili öğretilmesi gerekenler

Çocuklara “Engelli Bireyler” ile ilgili öğretilmesi gerekenler

Okuyucular

Bir “3 Aralık Engelliler Günü”nü daha törenlerle kutladık. Tamam, en azından farkındalık yaratmaya çalışıyoruz sosyal medyada falan ama  işte özel annelerin dediği gibi masallarla geçti bir gün daha  farkında olamayanların ülkesinde. Ayrıca yine çocukları es geçtik. Peki biz “normaller” çocuklarımıza engelli olma konusunda ne öğretmeliyiz, onlara twitter’da tweet atmak dışında nasıl bir farkındalık eğitimi verebiliriz? İşte bugün bizim konumuz bu ve dileriz sizler de bize kulak verirsiniz.

“Engelli birey” ya da “özel gereksinimleri olan birey”i nasıl algıladığımız aslında doğrudan farklılıkları farketme ve kabullenme konusu ile ilgili. Bu konuya daha önce değinmiştik;  “çocuklar  farklılıkları kabul etme” konusunda nasıl eğitilir? diye yazmıştık. “Bunları çocuklara öğretmek için uygun yaşı ya da bir ihtiyacın doğmasını beklemek gerekmiyor” demiştik. Çocuklarımızın özel gereksinimleri olan bireylere uzaydan gelmiş gibi bakmamaları, ayrımcılık yapmamaları,  özel bir çocuğu bilerek ya da bilmeyerek incitenlerden biri olmamaları için asıl farkındalığı kendi çocuklarımıza kazandırmalıyız. Peki nasıl yapabiliriz?

Daha önce bahsettiğimiz yazıda öğretmenler ve biz aileler için  önerilen sistem sırasıyla şöyle:

1. “İnsanları birbirinden ayıran yetenekleri ve özellikleri vardır” konusunda konuşmak: Bu kısım farklılıklarımız ve benzerliklerimiz üzerinde konuşmayı içeriyor. Yani “herkesin farklı yetenekleri bulunur. Örneğin kiminin el yazısı iyidir kiminin daha kötü kimi bisiklete iyi biner, kimi çok iyi ip atlar vs. Herkesin görünüşü de birbirinden farklıdır. Kimi kısadır, kimi uzun vs.

2. “Bu yetenekler ve özellikler bizi diğer insanlardan ayırır ve “benzersiz” yapar” konusunu vurgulamak: Hepimizin farklı yetenek ve özellikleri var ve bu bizi diğerlerinden ayırdığı için benzersiz yapıyor. Bu özellikleri iyi, kötü diye nitelemek yerine “farklılık” olarak çocuklara anlatmak.

3. “Her insan “anlaşılmak” ister” konusu üzerinde konuşmak: Hepimiz farklı ve özeliz ama ortak noktamız hepimizin başkaları tarafından anlaşılmayı istemesi. Buna örnek olarak çocuklara “örneğin parkta bir topa çok hızlı ve güzel vurmak istediniz ama bunu yapamadınız. Çevrenizdekilerden “beceremedin” lafını mı duymak istersiniz yoksa “bir sonrakinde daha iyi yapabilirsin” türü laflar mı” türünden konuşmalar yapılması.

Aslında bu eğitimin sadece başlangıcı. Sonrasında çocukların alıştıklarından farklı olmayı bizzat tecrübe edebilmeleri için aktiviteler öneriliyor. Yani ince motor becerilerinin gelişmemiş olmasını anlatmak için elinde bahçe eldiveni ile vida sıktırtmak, masayı kurmak gibi basit bir görevi başka bir dilde söyleyerek konuşma-anlama yeteneklerinin olmadığı durumları anlatmak gibi aktiviteler… Kısacası yurtdışında “başkasının yerinde olma durumunu” çocuklara deneterek anlatmak üzere kurgulanmış eğitim programları mevcut.

Bu sene şansımıza çocuklarımızın gittikleri ilkokulda bu tür bir eğitim verildi. Öncelikle hepimiz 18-22 Kasım tarihleri arasında okulda Engellilik Farkındalığı Haftası olduğuna dair bilgilendirildik. Kasım 11-15 haftası ise Gökkuşağı haftası, çeşitliliğin renkleri, olarak kutlandı. Bu kapsamda okulda  engelli bireylerin gündelik hayatta karşılaştıkları zorlukları konusunda öğrencilere farkındalık yaratma amaçlı şunlar yapıldı:

1. Özellikle beden eğitimi derslerinde çeşitli alanlardaki engelli bireyleri anlamaya yönelik aktiviteler yapıldı: Çocuklara gruplara bölündü tekerlikli sandalyeli grup, kulakları duymayan grup, görme engelli grup, fiziksel engelli gruplar içi (ayakkabısı içine taşlar koyarak, kolunu kullandırmasını engelleyerek)
3. Çeşitli konularda sınıf seviyesine göre konuk konuşmacılar çağrıldı ve çocuklar istedikleri, merak ettikleri soruları sorabildiler. Konuk konuşmacılar serebral palsi, görme engelliliği, down sendromu, fiziksel engellilik, yardımcı köpekler konularında konuştular.
4. Bir hafta öncesinde haftanın her günü farklı bir renk ve bir konu seçildi. Her çocuğun o günün renklerine uygun olarak giyinmesi ve o sendroma sahip çocuklara destek olması teşvik edildi. Sınıfta da bununla ilgili aktiviteler yapıldı:

Pazartesi: YEŞİL – Serebral palsi
Salı: Kırmız – Otizm
Çarşamba – MOR – Sistic Fibrosis ve Epilepsi
Perşembe: MAVİ – Angelman, Down, Sendromları ve Çocuk Yası Farkındalık günü (sevdiklerini kaybeden çocukları anlama)
Cuma SARI: Öğrenme Güçlükleri

Bu eğitim Amerika’da sıradan bir mahallenin sıradan bir devlet ilkokulunda verildi. Bizim 7 yaşındaki çocuklarımız bütün bunlardan çok etkilenerek geldiler.  Körler alfabesi kullanarak isimlerini yazabilmekten gurur duydular. Görme engelli biriyle tanışmışlardı ve onun tırnaklarına oje sürebilmesinden, görmediği halde çocuklarının ödevlerini kontrol edebilmesinden, kullandığı özel araçlardan bahsettiler bize. Beden eğitimi  dersinde biri kulakları tamamen kapatılmış duymuyorken, bir tanesi ayağının içine konulan taşlarla bayrak kapmaca oynamanın ne kadar zor olduğunu anlattı.En sonunda da dediler ki “ama biliyor musun bir tarafında bir sorun varsa öbür tarafların onu kapatmak için çok daha iyi çalışıyormuş ve özel yeteneklerin oluyormuş“.

Türkiye’den gelen ziyaretçilerimizden en sık aldığımız aldığımız yorumlardan biri de “etrafta ne kadar çok engelli var” lafı. Aslında yanlış tespit; “ne kadar çok engelli diğer insanlarla birlikte normal hayatın içinde”  bunun doğrusu. Buralarda engelliler hayatın içinde. Çocuklarımız girdiği havuzda felçli birinin yüzmesini sağlayan  makineyi çalışırken görüyor, duşa tekelikli sandalyesi ile gelen birine sorular sorabiliyor, o duşu niye kullanmaması gerektiğini kendi öğreniyor. Harıl harıl park yeri ararken koca mavi tabelalı park yerine park edemeyeceğimizi görüyor. Burada çocuklar bunları yaşayarak dolayısıyla daha çok benimseyerek büyüyorlar. “İşte medeniyet, ülkemde de olsun” bağrışları olarak yazmıyoruz. Ancak “bunlar olsun” diye bekleyip karşılıklı ağlaşırken, oldurmak için bizim de yapabileceklerimiz var. Kaldırımın ortasına park etmiş ebeveynleri geçiyoruz ama onları görünce yanınızdaki çocuğunuza ya da yeğeninize, ya da arkadaşınızın çocuğuna bir dönüp “bak araba yanlış yere  park etmiş. Sence bunda bir sorun var mı” diye konuşmak insanın 2 dakikasını almaz ama geleceğe dair çok şey değiştirebilir.

Aslında yine tekrar olacak ama hayalimiz bu tür konuların daha önce çocuk istismarı konusunda bahsetmiş olduğumuz şekilde okul müfredatı içinde yer alması. Ama Türkiye’de “eğitim” denilen “sınavlarda cevaplanacak sorulara” indirgenmiş olduğundan o yüzden iş yine biz ailelere düşüyor. Çocuklarımızla bu tür konuları “ihtiyacımız olmasa da” konuşmamız gerek. Bu tür oyunları yılda bir kez dahi olsa oynamak, bu konular hakkında konuşmak, bir kitap okumak evde çok da zor olmasa gerek. Yok mu yılda bir kez bunun için ayıracak bir 15 dakikamız, ne dersiniz?

*Fotoğraf http://nichcy.org/families-community/awareness sitesinden alınmıştır. Asıl engelin normallerin kafalarında olduğunu gösteren bizce çok güzel bir örnek.



8 Yorum

  1. Ne kadar güZel yazmışsınız. Ellerinize sağlık… İinşallah türkiyedede bir gün bunlar yaşanır… Burda insanların farkındalığı o kadar aZ ki engelli birini görünce o kadar komik şeyler yaşamışız ki bir kısmı burda http://jiyanhejaye13.blogspot.com/2013/03/mart-ay-cerebral-palsy-farkndalk-ay.html?m=1
    Haaa türkiyede bu günde ne mi yapıldı 2-3 belediye başkanı engelileri ayağına çaüırıp tekerlekli sandalye dağıttı sanki engelli olunca tek ihtiyacın tekerlekli sandalye oluyormuş gibi….

    • yazdıklarını okuyunca yani insanın inanası gelmiyor da bence de çoğu kötü niyetli değil sadece “düşüncesizce”. Bir de insan gerçekten nasıl davranması gerektiği konusunda tereddite kapılabiliyor. mesela ilk kez bizim kızlar tekerlikli iskemlede birini gördüklerinde uzun uzun bakıp bir sürü soru sormaya başlamışlardı. ben ilk etapta karşımızdakine rahatsızlık mı veriyoruz diye çok rahatsız olmuştum. baktım iskemledeki kişi gayet doğal bir biçimde cevaplıyor, o bana bir ders oldu. Aslında doğal olmak gerektiği… Ancak bizim doğalımız da “ayıp olur”la “yani biraz ayıp olacak ama” diye başlayan cümleler arasında sıkışık biraz. Mesela hala yazarken hangi kelimeleri kullanmamız gerekitği konusunda bile huzursuzuz. Kimi engelli kelimesinden alınıyor, kimi sakat tercih ediyor vs. Biz özel gereksinimli bireyler demeyi tercih ediyoruz ama bence toplumumuzda bu konularda ortak bir dil gelilştirebilmiş durumda da değiliz. Çok eksik bir alan maalesef. Ama belki siz özel annelerin sıradan annelere yol da göstermesi bir çözüm olabilir. biz çoğunluğun iyi niyetli olduğuna inanıyoruz ama size kolay gelsin demekten başka elimizden birşey gelmiyor. Sevgiler..

  2. Tek kelimeyle muhteşem bir yazı olmuş. Bir eğitimci ve anne olarak gerçekten çok etkilendim.

    • teşekkür ederiz 🙂

  3. yazınızı çok beğendim.bir görme engelliler okulunda özel eğitimciyim.yılda iki kez dergi çıkarıyoruz.yazınızı orada adınızla birlikte kullanabilirmiyiz.

    • Tabii ki çok seviniriz. Kullanınca bize de derginin adını ve sayısını bildirirseniz çok seviniriz. Sevgiler…

  4. merhabalar teşkkr ederiz izin verdiğiniz için o zman burda beğendiğim özel eğitimle ilgili yazıları sizin adınza yaynlayalım. ben Gaziantep te Gap görme engelliler ilkokulunda özel eğitim öğretmeniyim. dergimizin adı noktaların sesi. adres verriseniz çıktığında size gönderirim.adınızı ne olarak yazalım?

    • size mail attık…

Pin It on Pinterest

Share This