Teknoloji Kuşağı – İnovatif Çocuklar

Teknoloji Kuşağı – İnovatif Çocuklar

Konuk Yazar: Çiğdem Sezer

Ben Y kuşağının başındayım ve hayatımda cep telefonunu ilk kez üniversite son sınıfta iken, kaldığım yurtta bir kız öğrencinin elinde görmüştüm. Telefonun o an bende bıraktığı ilk anlam sadece özgürlüktü. İstediğiniz zaman istediğiniz kişiyi aramak benim için o an gerçekten büyük bir özgürlüktü. Aileden uzakta okurken günün belirli zaman diliminde ankesörlü telefonla aileme ulaşmak o dönem tek imkândı. Kendinize ait bir cep telefonu olması ise büyük bir lükstü.

Z kuşağından kızıma baktığımda ise zaten doğduğu andan itibaren teknoloji ile tanıştı ve şuanda bazılarını kullanabiliyor.  Diğer bütün Z kuşağı çocukları gibi, kızım bilgisayarın, internetin, cep telefonun olmadığı bir dünyayı hiç bilmedi ve bilmiyor olacak.  Teknolojinin içinde gözlerini açan Z kuşağına “Digital Kuşak” denmesinin de nedeni bu zaten. Onlar için teknoloji artık bir lüks ya da bir heyecan değil. Sadece hayatın getirdiği normal bir standart,  olması gereken bir durum, o kadar.

ABD’li Araştırma Şirketi Grail Research’ün 2011 yılı Kasım ayında yaptığı araştırma, Z kuşağı hakkında fikir veriyor. Dijital Yerliler olarak da bilinen bu nesille çalışacak şirketlerin yeni teknolojiyi çok iyi kullanmaları gerekiyor. Araştırmaya göre:

  • Amerika’daki 6-12 yaş arası çocukların yüzde 31’i yılbaşı hediyesi olarak iPad istemiş.
  • 12 yaşındaki kızların yüzde 20’si online alışveriş sitelerinde geziyor.
  • Cep telefonu kullanım yaşı ise her sene düşüyor. 12 yaşındaki kızların yüzde 65’inde, 13-15 yaşındaki kızların ise yüzde 79’unda cep telefonu var.
  • Gençlerin yüzde 46’sı televizyonda ne izleyeceklerine sosyal ağlardaki öneriler üzerine karar veriyor.
  • Çocuklar, gençler cep telefonu, bilgisayar veya sosyal ağlara bağlanabilen benzer cihazlardan uzak tutulduğunda üzülüyorlar.

z-kusagi2

Bu araştırma sonuçları da zaten net olarak gösteriyor ki, X ve Y kuşakları için özgeçmişlerde beceri ve yetkinlikler bölümünde yazılan bilgisayar bilgisi artık Z kuşağının özgeçmişlerinde bile yazmayacak. Çünkü zaten bilmesi ve kullanması gereken bir teknoloji ürünü olacak. Özgeçmişlerde artık farklı yetkinliklere ve becerilere bakılacak. Farklı ne yapıyor, neler üretebiliyor, neler tasarlayabiliyor ona bakılacak.

İş yaşamında onları ciddi bir rekabetin beklemesinin yanı sıra bugün eğitimini aldıkları konuların birçoğu, yarın iş yaşamına atıldıklarında ya şekil değiştirmiş ya da yok olmuş olacak. Da Vinci Enstitüsü’nün yaptığı araştırmaya göre 2030 yılında 2 milyon meslek yok olmuş olacak. Bu oldukça ciddi bir rakam ve buna göre bugünkü mesleklerin yüzde 50’si artık olmayacak.  Böyle bir durumda Z kuşağını oldukça çekişmeli bir iş dünyası bekliyor olacak.

Bu doğrultuda çocuklarımızın teknolojiyi kullanmanın sıradan bir uygulama haline geldiği bu dönemde yaratıcı ve inovatif ( yenilikçi)  bir düşünce yapısına sahip olmaları ve teknolojiyi kullanarak da bu yaratıcılıklarını desteklemeleri gerektiğine inanıyorum.

Z kuşağı çok hızlı bir kuşak. Tüm bilgilere çok hızlı ulaşabiliyorlar. Teknolojiyi kullanarak birden fazla bilgi kaynağına çok hızlı erişebiliyorlar. Hızla değişen teknolojiye de çok hızlı adapte olabiliyorlar. Teknolojinin içinde doğdukları için teknolojideki değişime de çok hızlı adapte olabiliyorlar. Bu nedenle de bu kuşağın çocuklarında hiç beklemediğiniz yaratıcılıklar görebiliyorsunuz. Z kuşağı daha yaratıcı, daha sorgulayan bir kuşak çünkü bilgiyi çok kolay alıp işleyebiliyorlar. Özgüvenleri yüksek ve bu nedenle daha kolay iletişim kurabiliyorlar. Daha eğitimliler ve hedeflerinin farkındalar. Bu hedef doğrultusunda yaşıyorlar. Daha bireysel ve daha bağımsız davranıyorlar. Ben şuanda kızımda tüm bu özellikleri net olarak görebiliyorum.

Bu kuşağın diğer önemli özelliği ise her şeyin mümkün olduğunu, gerçekleştirilebileceğini düşünüyorlar. Bu doğrultuda ben Z kuşağının daha yaratıcı, daha sorgulayıcı bir kuşak olduğuna inanıyorum. Ama onların bu yaratıcı ve sorgulayıcı kişiliklerini geliştirmek için ise biz X ve Y kuşağı ebeveynlere de önemli görevler düşüyor.

Eğitim sistemimizde maalesef bir sınav kültürü var ve bu sınav zihniyeti çocuklarımızın yaratıcılığını ve inovatif düşünce yapısını öldürebiliyor. Bu nedenle de biz anne ve babalara büyük görevler düşüyor. Teknolojin bu anlamda önemli bir araç olduğunu düşünüyorum.

2011 yılında Adana ÜSAM’ın düzenlediği Bilim ve Teknoloji Yaz okuluna katılan ilköğretim öğrencilerinin 2 haftalık bir süre içinde bir çizim programını öğrenip bu programı kullanarak kendi tasarımlarını ortaya çıkardıklarında onlardaki müthiş potansiyeli çok daha iyi net anlamıştım.

cigdem4

cigdem1

 

Çocuklarımızda yaratıcı olma potansiyeli var bu potansiyeli ortaya çıkarmak için onlara destek olmalıyız.  En basit örnek ile bilgisayar kullanmak artık bir zorunluluk ve önemli olan bu teknolojik araçlar ile yapabilecekleri. Pek çok öğrenebileceği uygulama ile tasarım çalışmaları yapabilirler.

Çocuklarımıza yaratıcılıklarını gösterecek ortamlar ve koşulları mutlaka sunmalıyız. Dijital becerilerinden yararlanmalarına fırsat tanıyalım. Çocuklarımızın çok güzel hayalleri var ve bu hayallere sınırlamalar getirmeyelim,  belirli kurallarla onların hayallerini öldürmeyelim. Bırakın düşündüklerini uygulasınlar, ortaya bir şeyler çıkarsınlar. Bunun için onlara gerekli teknoloji ortamını ve araçlarını bir denge içerisinde sunalım.

Bizim kendi kültürümüzde “Eski Köye Yeni Adet Getirme” atasözümüz vardır.

Bence bırakın da eski köye yeni adet getirsinler. Yaratıcı olsunlar, farklı olsunlar.

 

İstatistik ve görseller aşağıdaki kaynaklardan alınmıştır:

“Z”ehir Gibi bir kuşak
Eğitim Sektöründe Z Kuşağı Etkisi
Z kuşağı geliyor

Konuk Yazarımız Çiğdem Sezer’i yakından tanımak için buraya tıklayabilirsiniz

 

 

 

 



Pin It on Pinterest

Share This