Hepimiz Truman’ız!

Hepimiz Truman’ız!

“Truman da ne ya” diyecek olursanız aklımıza Jim Carrey’nin filmi Truman Show geldi de ondan. Hani bilenlere kısa bir hatırlatma bilmeyenlere özet yapacak olursak: Truman bebekliğinden itibaren bir realite show’un baş kahramanıdır. Hayatı tamamen bir kurgu ve yalandır ve milyonlar onun hayatını dakika dakika izlemektedir. Dolayısıyla Truman’ın hayatı aynı zamanda ciddi bir reklam kaynağıdır falan, neyse… Uzatmaya gerek yok, insan doğasında var herhalde başkalarının hayatını merak, kapitalizm de bunun ekmeğini yiyor kaçınılmaz. Bu film oynadığında reality showlar modaydı, bilmiyorduk o zaman tabii bir süre sonra kendimizi de bir reality show haline getireceğimizi 🙂

Şu sosyal medyaya dadanalı beri “aslında hepimizin Truman’dan ne farkı var” diye düşünüyoruz. Hepimiz gönüllü Truman adayıyız, takipçimiz arttıkça aslında daha beter Trumanlaşıyoruz. Hadi bizler tamam da teknoloji yüzünden asıl çocuklarımız oluyor birer Truman . Nasıl an be an takip edildiklerinden haberleri yok. Daha dünyaya doğum fotoğrafçıları ile gözlerini açıyorlar sonra dakika dakika her anları kayıtta ve çoğunlukla da paylaşımda. Hayatları gerçek neyse o bakımdan  Truman gibi trajik bir durumları yok ama yine de bilgileri dışında hayatlarının büyük bölümünü diğer insanlarla paylaşmaktalar. Bunun da derecesi var tabii: Aslında bazılarımız çok hassas, online hiç resim yok (arkadaşlara bile), bazımız orta karar; kendi arkadaş çevrelerine servis. Ama bazıları ise tüm dünyaya servis. Bazılarımız nazardan korkup nazarlık falan koyuyor ama olsun nazar bu mazallah, dinler mi öyle nazarlık resmi, deler geçer allah korusun :-).(Şaka bir yana nazar dediğin ayrıca ele alınası bilimsel bir konudur).

Biz de ilk onlineanneyi açtığımız zamanda bir düşünmüştük. İsimsiz yazsak tamam ama ismimizi koyduğumuz anda anlatacaklarımız, paylaştıklarımız başka birilerini, hayatımızdaki kişileri etkiliyor olması muhtemel ve onların da kişisel alanlarına dalıveriyorsun. O yüzden Ayşe Arman gibi gazetecilere burun kıvıranların  bir düşünmesi lazım, o kadar açıklıkla hayatından birşeyler yazmak nasıl kasıcı birşey aslında. Neyse asıl konu çocuklar hakkında neyi ne kadar paylaşabileceğimiz? Çocuğumuzu uzantımız olarak gördüğümüzden onların kişisel alanlarına dalmış durumda olduğumuzu bazen atlayıveriyoruz. Çocuğu olmayanlar kendi fotolarını (selfie), çocuğu olanlarsa sürekli çocuklarını yayınlama durumunda. Ama bir çocukla ilgili haberlerin ne kadarını paylaşmaya hakkımız var daha henüz masaya yatırmadık.  Biz ilk başladığımızda resim bile koymuyorduk. Sonra ne olduysa bir genişlik bir genişlik… Şimdi paylaşmadan duramama durumu, resmen alışkanlık haline gelmiş durumda.

Ama bir süre önce çocuklarımızdan biri aklımızı başımıza getirdi. Kendisi karşı komşumuza onunla ilgili birşey anlatırken duydu. Bizce hiç mahremiyeti olmayan geyik bir konuydu “okulda düşmüş; yara bere içinde geleceğini okuldan haber verdiler ki ilk gördüğümüzde korkmayalım” falan.. Anneler bunu konuşurken, çocuklar da sohbet eden annelerin önünde oynuyorlar. Sonrasında çekti 6 yaşında çocuk anasını bir kenara “benimle ilgili şeyleri sen niye başkalarına anlatıyorsun. Hiç hoşlanmıyorum” dedi. Evirdik, çevirdik mecburen. “Kötü bir niyetim yoktu ve arkadaşıma ne kadar korktuğumu anlatıyordum. Özür dilerim” kem kümlerinden sonra “Benimle ilgili anlatılacak birşeyi ben anlatmak istiyorum, sen anlatma” dedi. Haliyle şok olmuş bir şekilde onlineanne’de onlardan bahsettiğimizi, mesela resimlerini paylaştığımızı vs. söyledik. Düşündü bir “neden bunu yaptığımızı” sordu. Açıkladık, sonra “Peki paylaşabilirsin ama görmek istiyorum” dedi. Şimdi genelde izin almaya çalışıyoruz ama miniklerimiz (3 ve5 yaş) ne olacak henüz bir halttan anlamayanlar, bir çözüm yok henüz.

Bizler sevimli olduğunu düşündüklerimizi paylaşıyoruz ama çocuklar bizim sevimli bulduklarımızı utandırıcı bulabiliyorlar. Bir noktadan sonra da biz onların paylaştıklarını utandırıcı bulabileceğimiz için ne paylaşılır ne paylaşılmaz dersleri vermeye başlayacağız tabii.

Sizlerin cevabını duymak istediğimiz iki soru var:

1. Sizce fotoğraflar çekenin midir poz verenin mi?

2. Çocuğumuzun bizlere çok sevimli gelen, hepimizi gülümseten mesela ilk aşkını ya da paylaştığımızda başkalarına ışık tutabilecek  ama onların özel konularını diyelim ki kalıcı bir hastalığını, tuvalet macerasını, paylaşma hakkımız var mı? Varsa bize bu hakkı kim veriyor?



Pin It on Pinterest

Share This