Dikkat Eksikliği-Hiperaktivite (DEHB) ve İlaç

Dikkat Eksikliği-Hiperaktivite (DEHB) ve İlaç

Ara ara hortlayan konu: DEHB ve ilaç kullanımı. Teknolojinin çocuklarımıza zararları konusuyla birlikte çok iyi gider. Günümüz yaşam şeklini eleştirirken bu “çocuklar ve ilaç” konusuna da şöyle bir dokundurmadan olmaz. Bugüne kadar aklımızda kalan  Metin Münir, Serdar Turgut, Can Dündar, Sibel Arna, Özgür Bolat  konuyu köşelerine taşımışlardı.  Yine hatırladığımız kadarıyla Gülse Birsel’in de psikolojik tanılara dokundurduğu çok da komik bir yazısı vardı. Konuyu yaşayan disleksik ya da hiperaktif çocuğun annesine değil komik belki, ama yine de komikti. Eskiden HT Hayat’ta Elgiz Henden DEHB hakkında süper yazılar yazardı, maalesef bu yazılar şu anda bulunamıyor. Ve en son Alternatif Anne‘de de bu konu masaya yatırıldı. Biz düdük blogculara çok laf düşmese de aklımızda duracağına yazımızda dursun, eksik kalmayalım.

Aslında yazıların pek çoğu tarafsız olma isteğiyle başlayıp “ilaçlara hayır”, “eğitim sistemini çocuklara uydurmak lazım” iyi niyeti ile sona eriyor. Ah keşke olsa da; sistem bu, değişene kadar çocuklar büyüyor işte… İlaca geldi mi, bu konuda uzmanlar da araştırmalar da ikiye ayrılmış durumda, görmüşsünüzdür. Ama bu tür yazıların, popüler haber kaynaklarında yer etmesinin de payıyla, kamuoyunda etkisi “ay küçücük çocuğa ilaç olur mu” ile beraber onaylamayan bir kafa sallayış. Sonuçta “küçücük çocuğa ilaç olur mu” diyenlerin niyetlerinin iyi olduğu kesin. Ancak bu konuya toptan “küçücük cocukları ilaçlayıp uyuşturuyorlar” heyecanıyla bakmak çocuğuna DEHB teşhisi konulanların hayatını hiç de kolaylaştırmıyor.

Bu DEHB sürecine dahil olmayan mutlu yetişkinler için uzaktan bakıp “çocuğa ilaç olmaz, önce disiplin verin” diye ahkam kesmek ya da “eğitim sistemini değiştirin, çocuklar ilaçtan kurtulsun”, “zamanımızda hiperaktivite mi vardı” demek, “aman şimdi de herkes DEHB” falan diye küçümsemek çok kolay. Ama gerçekten bu konu hayatına girenler için hayat o kadar kolay değil maalesef. Sizce ebeveynler çocuklarına “aman uyuşsun yeter, sınıf öğretmeni de rahat etsin, biz de” mantığı ile ilaç veriyor olabilir mi?

DEHB süreci ile tanışma genelde okulda başlar. Okuldan gelen notlar, sikayetler her geçen gün büyür. O şikayetler çocuğu, akademik, sosyal, psikolojik her anlamda etkiler. Takıntılı anneler hemen internete dalar, kendi teshisini bile koyar ya da konduramaz, bekler. Bazıları böyle bir bozukluğa inanmadıkları için doktora dahi gitmemeye çalışır.  Zira çocuk “etiketlenmesin” istenir. Bazen ebeveynlerden biri inanmaz, onu ikna etmek zaman alır. Teşhis konabilmesi için hem okul, hem evde çocuğun belirtileri en az 6 ay süreyle göstermesi gerekir. Sonra da  testler yapılır. Bazen anne-baba da sorgular bu testleri, çünkü pek de bilimsel gözükmezler göze. Ama vardır ortada bir sıkıntı, çocuk da mutsuzdur. “Mutsuz olduğu okulu değiştir”, “eğitim sistemini değiştirmemiz lazım” gibi önerilerin kısa vadede o çocuğa hiçbir yararı da bulunmaz.

Teşhis konarsa doktor ilaç tedavisinden başka pek bir seçenek sunmaz zaten. O da tedavi değil semptomları geçici süre ile yok etmektir. Ancak kimine ilaç “ilaç” gibi gelir, kimine yan etki yapar; işe yaramayabilir; garantisi yoktur . Diğer ilaçsız seçeneklere para döküp şansınızı deneyebilirsiniz tabii. Ek olarak davranış terapisi diye karşınıza çıkarılan da günümüzün modern disiplin önerilerinden hallicedir ki zaten zamane ebeveynlerindenseniz alasını evde denemektesinizdir ve yapması her zaman söylemesinden zordur.  Tabii ki bu DEHB bozuntusunun hiperaktiflisi, kombinlisi, seviyesi çocuktan çocuğa değişir. Gittiğiniz doktorun yaklaşımı da değişir. Ve sonunda çocuğun annesi-babası, elde ettikleri bilgiler, çocuğunun yaşadıkları ışığında bir karar verir. İlaç önerilmişse artılarını-eksilerini tartarlar. Çünkü her medikal kararın bir riski vardır. Yan etkisi, işe yaraması vesairesi de kişiye özeldir. O yüzden bu karar ebeveynlerin doktorun yönlendirmesi ile aldığı gayet de zor bir karardır. Böyle bir rahatsızlığı kabul etmeyip hiçbirşey yapmamanın da artıları-eksileri vardır. Bu kararlardan herhangi birini almak dumunda kalan ebeveynlerin bir de “ay çocuğuna ilaç mı veriyorsun, bağımlı olacak” gibi ek yorumlara ihtiyacı olmaz. Zaten genelde ilaç konusu, psikolojik hastalıklar ayıpmış gibi saklanır. İlacı reddedince de işler kolaylaşmaz ve  “ilaç dedi koskoca doktor ve sen red etttiiin; harcanacak çocuk” korosu da bir tarafta mutlaka bulunur.

“Ebeveynlerin pek çoğu bilinçsiz, doktor dediğin ilaç firmalarının maşası, hepsini toptan reddedelim, herkesi bilinçlendirelim” mi konu? Reddedin yapabiliyorsanız, verin kararınızı kendi çocuklarınız için… Ama başkalarının çocuğu, başkalarının sıkıntıları söz konusu olduğunda çoğu ebeveynin -en bilinçsizinin(!) dahi- bu tür kararları güle oynaya kolaylıkla almadığını unutmadan iyi niyetimizi daha yapıcı olarak kullansak diyoruz. Muhabbet olsun diye birinin iç sıkıntısını artıracak bir fikri beyan etmektense “senin ve çocuğun için yapabileceğim birşey var mı” diye sormak bile bazen daha çok işe yarayabilir. Sadece sıkıntıyı fark etmek ya da başkalarına fark ettirmeye çalışmak bile  destek olmanın bir yolu olabilir. Ne dersiniz?

 



1 Yorum

  1. http://www.dikkatsizlik.net
    Ziyaretinizi bekliyoruz. Sevgileri

Pin It on Pinterest

Share This