Araba Koltuğu: Sarımsaklasak da mı saklasak?

Araba Koltuğu: Sarımsaklasak da mı saklasak?

Okuyucular

“Araba koltuğu pek lazım ve nelere dikkat edelim” konulu yazılar çoğalmakta, ne güzel (Blogcu Anne, HT Hayat, Hassas Anne). Umuyoruz etkisi de çoğalır. Ancak araba koltuğu edinmek ile kullanmak arasında dağlar kadar fark bulunur ve araba koltuğu kullanmak Türkiye’de hiç de kolay değil. Vardır koltuğun, diyelim ki sen de önemine inanıyorsun, ama kullanabilmen için sistem sana hiç de yardım etmez, özveri gerektirir. Hele ki kendi araban yoksa başına neler gelir neler?

Öncelikle yurtdışında araba koltuğu tartışmasız güvenlik maddelerinden biridir. Bizim de eve ilk aldığımız çocuk malzemesi araba koltuğu. Çünkü hastaneden çocuğunuzu araba koltuksuz çıkaramazsınız. Hele bizimkiler prematureydi,  nefes almayı unutma problemleri vardı. Taburcu olmadan bir gece önce araba koltuğunda strese girecekler mi diye koltuklarında 2 saat tutulup izlendiler. Testi geçemeseler hastaneden çıkamayacaktık.

Sonra hiç tartışması olmadı. Çatlasalar da patlasalar da ağlamaktan mahvolsalar da hep koltukta seyahat ettiler.  Arkada, ayakları koltuğa değene kadar arkaya bakarak, sonra öne dönük olarak hep çocuk araba koltuğunda oturacaklarını, bunun bir kural olduğunu biliyorlardı. 3 yaşında bunun kendi güvenlikleri için olduğunu öğrenmişlerdi. Dayıları bir gün kızları araba koltuğuna oturtup bağlamadan hareket edince bizimkiler ağlamaya başlamış o seviyede. Kardeşim de bana “çocukları da kendin gibi paranoyak yapmışsın, ne var iki adım” dedi valla 🙂 Alındığımdan değil;   genel mantık bu “ne var ya, iki adım”... İstatistiklere göre yurtdışında da yaygın bir yaklaşımmış.

Paranoyak-maranoyak üç çocuğumun üç koltuğunu da her sene üşenmeden Türkiye taşıyorum ben; yok dürüst olayım inanılmaz üşeniyorum ve bana hep ekstra zorluk oluyor. Genelde hep tek başına, 3 çocukla seyahat ediyorum ; Amerika, Ankara-İstanbul-Antalya- Tekirdağ arası dokunan mekiklerde de üşene üşene, çatlaya patlaya taşıyorum 3 koltuğu, 3 çocukla ve bavullarıyla. Çocuklar biraz büyüyünce acaba götürmesem mi dediğim de oldu ama sonunda hep götürdüm. Şimdi yine götürsem mi, götürmesem mi telaşlarındayım – kararımı da bildireceğim bir sonraki yazıda. Aslında taşımayayım diye orada bıraktığım bir tane yedek koltuk da var bu arada. Yani koltuklarımız hep var  ama kullanabiliyor muyuz acaba?  Bazen evet bazen de hayır…Çeşitli zamanlarda başıma gelenlere bir bakalım:

    1. Özellikle iç hatlarda ama dış hatlarda da 3 çocukla bavullarımızı aldıktan sonra hep alakasız yerlere getirilen koltukların peşine düşmek zorunda kaldım. Dile kolaydır ama hayattan bezersiniz. Kabin çıkışı almak üzere verdiğiniz çocuk arabası da bazen bagajdan çıkar mesela, çok felakettir çok. Kucak diye tutturan 2 yaşında bir çocukla. 6 yaşındakiler yorgunluktan çatlasa da bavul taşımak zorunda kalır koltuk ararken. (Çözüm: bir “valiz taşıyan görevli” bul mutlaka, yanında da mutlaka Türk parası olsun)
    2. Check-in sırasında koltukları torbaya koyun derler ama torbayı başka bir yerden satın almanız gerekir. Sıradan çıkar, çoluk-çocuk yine düşersiniz araba koltuğu torbası peşine. Allahın torbasına para ödersiniz kısmına takılacak haliniz yoktur ama bari check in sırasında aynı yerden alsak allahın dandik torbasını. Pegasus duy sesimi, THY o anda çıkarır verir bak… (Çözüm: torba bile saklamışlığım var sırf orada uğraşmayayım ve biraz da gıcıklık olsun diye. Bu seferde para ödememiş oluyorsun ambale oluyorlar, çenen yoruluyor)
    3. Sizi taşıyacak araba problemini sürekli yaşarsınız. “3 çocuk 3 araba koltuğuyla hangi araca sığar” en güzelidir. Cevap büyük filler öne küçükler koltuklarıyla arkayadır ama koltuklar cipiniz yoksa arkaya sığmaz. Sığsa emniyet kemeri bulunmaz, emniyet kemeri bulsanız en az biri çalışmaz. (Çözüm: iyi düşün iyi olsun. Karşına çıkmasın böyle taksi)
    4.  Taksiye koltuk takma sırasında “gerek yok abla” diye konuşan şöförlerle uğraşırsınız. Bir de şöförler “birşey olmaz abla” modunda kaza tehlikesini aklınızdan geçirmenizi bile şöförlük maharetlerine hakaret olarak kabul ederler. Taksiye araba koltuğu monte etmeye çalışırken “takma, takma gerek yok” diye trafik polisi tarafından bile azarlanmışlığım var ki yasadan sonra… Zaten koltuğa bakış “ceza yazarlar” çerçevesinde yazmazlarsa gerek yok (Çözüm: Bulamadım bunun çözümünü, taksilerde sadece küçüğe koltuk koyuyorum, kızlar allaha emanet nasılsa iki adım)
    5. Bir taksiye sığmazsın, dolayısıyla seni karşılayacak birini bul,  milleti işinden gücünden et. Ya da “ne yapayım bakayım kendi başımın çaresine” de ve 3 çocuğu sığdırabilecek büyüklükte araba tut. Telefonda bin kez “araba koltuğu istiyorum, tamam mı bak” diye kendini  tekrar et, seni manyak sansınlar. Veee  araba süper lüks gelsin, içinde iPad’i interneti olsun, çok lazım çünkü toplantı yapıcam arabadan.  Ama “koltuk nerede”? Cevap, “belirtmemişsiniz”, ya da “bir önceki çocuk kustu temizleyemedik” ya da “bunun nasıl takılacağını bilmiyoruz” “bir koltuktan fazlasını sağlayamıyoruz” vb. Hepsini farklı zamanlarda duymuşluğum var. Bu arada şikayet etme konusunda da çekimser kal çünkü orada seni karşılayan şöför, hep iyi niyetli, ekmek parası için çalışan bir amca olsun. Ancak bunları şikayet ettiğin zaman faturasını ona çıkarsınlar ama şirket para basmaya devam etsin. (Çözüm: yine “iyi düşün iyi olsun, kendi koltuğunu taşı” başka çaresi yok)
    6. Bunları bildiğin için hem Türkiye’de koltuk bırak, hem yanında taşı paranoyak gibi (gibisi fazla ya neyse). Bu seferde Türkiye’de bıraktığın koltuğa kimse sahip çıkamasın, milletin evini boşuna işgal etsin, en sonunda bir yere kaldırılsın ve kimse hatırlamasın nerede olduğunu. Taa nerelerden teyzen aransın, enişten seferber edilsin otobüse yüklensin bilmem nereden alınsın. Bütün yaptıkların yüzünden sürekli birilerinden birşey iste, hem mahcup ol, hem de adın araba koltuğu manyağına çıksın. Kucağına alırdın halbuki duanı da ederdin, gitmiştin şimdiye kadar gideceğin yere…
    7. Bir düğün, bir piknik, bir aile gezmesi, illaki birilerinin arabaya ihtiyacı vardır “sıkışırız şurada ne var, alırız çocukları kucağa“. “Hayır kucakta çocuk yok” de gör bak suratları.Amerikadan gelme sonradan görme çocuğunu koltuklarıyla krallar gibi gezdirsin,  ailenin yaşlıları kalsın ortalarda… Güvenlik bu ne takıyorsun di mi? E seninkiler araba koltuğunda yan arabada kuzenininki kucakta. Bir de “bizimki kullanmıyor ağlıyor, seninki otursun” var. İyi niyete mi yanarsın, kendini ifade edemediğine mi? Ya benim çocuğumunki can seninki patlıcan mı, ayrıca patlıcan olsunlar, hepsi bizim patlıcanımız değil mi? Takılmazsan bunlara yine de karnında bir ağrı olur mu, olmaz mı? Bunlar istisna bir kereden bir şey olmaz… Ya allah korusun işte bir kere ihtiyacın olur zaten…(Çözüm: dilin döndüğünce anlatırsın diyeceğim ama zor iş)

Hadi ben Amerikadan gelme şımarık, yine de bu ülkede de herkesin arabası herkesin SUVsi yok. İşin saçmalığı “bunun birazı zihniyet” tamam da ayrıca şartlar da yok. Biz “süpermiş gibi” Amerikan hayat tarzını sokuşturmaya çalışıyoruz kendi ülkemize de ne şartlar ne zihniyet ona uygun. o yüzden arabada güvenlik ve koltuk konularına zaten sağolsun değinenler var. Ben şimdi koltuk yoksa ne yapıyoruz, ne yapmıyoruz’u yazacağım çünkü koltuksuz ne yapabilirim’i araştırıyorum yeminle. Sorularımı da soracağım, belki bir yardımcı olan olur. Düştüğüm hale bak. Bir sonraki yazıya.

Yine de böyle söylendiğime bakmayın, yolculuk telaşı sardı beni. Çok çektim ama hiç pişman değilim.. Allah  “keşke kullansaymışım” da “iyi ki kullanmışım” da dedirtmesin kimseye….



4 Yorum

  1. Müthiş güzel bir yazı olmuş. Hah!!İşte benim yaşadıklarımda tam olarak bu. Duygularıma tercüman olmuşsun ne diyeyim 🙂 Güzel ülkemin güzel insanları, hele hele okumuş cahil insanları öğrenecek bir gün!!

    • ya valla Türkiye seyahatindeki en büyük derdim. Bunun cahillikle değil de bizim kaderci yapımızla ilişkisi var gibi geliyor. sana da kolay gelsin 🙂

  2. İyi günler,

    Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) olarak dijital ortamda kaliteli içerik üreten içerik yaratıcılarının sesini geniş kitlelere duyurmak amacıyla bir platform kuruyoruz. Sitenizde yer alan kaliteli içeriğiniz sebebiyle bu platformda sizinle de işbirliği yapmak istiyoruz. Konuya ilişkin bilgi paylaşımında bulunmak üzere size ulaşabileceğimiz elektronik posta adresiniz ve iletişim bilgilerinizi blog ismiyle birlikte bizimle paylaşırsanız memnun oluruz.

    Görüşmek üzere.

    T.C. Başbakanlık BYEGM

    http://www.facebook.com/BBYEGM
    twitter.com/byegm

    email:portal@byegm.gov.tr

  3. Benzer şeyler yaşıyordum neyse ki bitti artık Türkiye’deyim ve seyahat etmeye de hiç niyetim yok:) Benim çözümüm puset taşımak. Ne kadar korur bilmem pusetin oturma kısmını kemerle koltuğa sabitleyip, onun kemer ve ön barını takıyorum. Hiç kaza yaşamadım, dolayısıyla test etme şansım olmadı ama hiç yoktan iyidir deyip yapıyordum. Bir defasında da kendimi kemerle koltuğa bebeğimi de kanguruyla kendime bağlamıştım. Olası bir kazada ezilmesin diye kemer kangurunun altından geçmeli tabi. Bir dönem de çaresizlikten uçak bebek kemerlerinden aramış bulamamıştım.

Pin It on Pinterest

Share This