Çocuk İstismarını Önleme Çalışmaları 2: Bir gönüllüden mektup var

Çocuk İstismarını Önleme Çalışmaları 2: Bir gönüllüden mektup var

Çocuk istismarı konusunda hepimizin yapabileceği birşeyler var dedik, yazdık çizdik çağrıda bulunduk. Birlikten kuvvet doğar dedik, hepimiz birlik olduk. Şu ana kadar 27 okul var bize ulaşan ve bir şekilde çocuklara bahsettiğimiz eğitimi vermeye çalışan, bunun için hazırladığımız kitapçığı kullanabilmek için kendi imkanlarını seferber eden… (Yaşadıkları sıkıntılara da daha sonra değineceğiz) Bugün sözü Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) gönüllüsü Ayşe Kara’ya bırakıyoruz. Ayşe’ye de, bugüne kadar bize ulaşan, çabalayanlara da çok teşekkür ediyoruz.

Merhaba.

Ben Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) gönüllüsüyüm. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyorum. Biliyorsunuz ki son zamanlarda  çocuk cinayetleri, çocuk tecavüzleri çok yaygınlaştı. En sonki küçük meleğimiz Gizem’in ölümü hepiniz gibi beni de öylesine sarstı ki. Etkisinden kurtulamadım uzun süre. “Yapacak bir şeylerimiz olmalı” dedim. En sonunda gönüllü olduğum vakıfta çocuklara bu konu hakkında eğitim vermeye karar verdim.  Çok ama çok tedirgindim. Yanlış birşey söylerim de çocukları kötü etkilerim diye. Bilirsiniz onlar çok hassaslar, tertemizler, saflar. Onları korkutmaktan öyle korktum ki. Bunun için 2 hafta boyunca araştırma yaptım internette. Aradığımı  burda (www.onlineanne.com ) buldum. Ola ile Onbeş Dakika el kitabında anlatabileceğim her şey vardı ve öyle güzel anlatılmıştı ki. Altın bulmuş gibi sevindim diyebilirim. Kitaptaki bilgileri slayt (sunum) olarak düzenledim. Eğitim günümüz geldi çattı. Bir arkadaşımdan yardım istedim konuyu anlatmama yardım etmesi için. Beraber gittik TEGV’ e.

Çocukları iki gruba ayırdık. 1-2. Sınıf ve 4-5. Sınıf şeklinde.  Küçük grupla başladık eğitime. Karşılarına geçtiğimde kalakaldım. Çok küçüklerdi tedirgin oldum anlayabilecekler mi diye. İlk Ola, Voli ve Loli’yi tanıtarak başladım. İyi dokunuşları, kötü dokunuşları anlattım örneklerle. El sıkıştım bazılarıyla, saçlarını okşadım, sırtını sıvazladım. Bunların iyi dokunuşlar olduğunu söyledim. Ardından özel bölgelerimizi anlatmaya başladım. Mayonun kapattığı yerler özel bölgelerimizdir dedim. Buralara kimse dokunamaz. Dokunulursa bu kötü dokunuştur. Buna kesinlikle izin vermeyin şeklinde devam ettim. O sırada bir parmak kalktı. Söz verdim.

–          Öğretmenim kızlara dokunulmaz, onlara dokunulursa kötü dokunuş değil mi dedi. Bunu soran erkek çocuktu.

–          Kızlara da dokunulmaz erkeklere de dedim. Kızların özel bölgelerini slaytta gösterdim kızların buralarına dokunulmaz. Sonra da erkekleri gösterdim erkeklerinde özel bölgeleri vardır buralara dokunulmaz yanlıştır. Kimse kızların ve erkeklerin özel bölgelerine dokunamaz dedim.

Ne yazık ki çocuklarımıza ayıbı “sadece kıza ayıp” şeklinde öğretiyoruz. Kızlarımıza “ört kızım”, “doğru otur kızım” derken, oğullarımıza “yiğidin malı ortadadır”, “göster oğlum amcaya pipiyi” diyoruz. Çocukta böyle bir şeyle karşılaştığında bunu normal görüyor.

Daha sonra devam ettim. Bize kötü dokunan, kandırmaya çalışan birileriyle karşılaşırsak direk onlardan uzaklaşıyoruz. Hayır diye bağırıyoruz dedim. Bize yardıma gelirler dedim. Anlamaları için bulduğum çizgi filmi açtım. (http://www.videoizle.co/video/35805/cocuk-istismari-cizgi-film ) izledikten sonra devam ettim. Kötü kişiler “gel sana şeker vereceğim, kedilerimi göstereceğim, arabayla gezdireceğim” diye sizi kandırmaya çalışabilirler. Onlara inanmıyoruz, uzaklaşıyoruz ve bir büyüğümüze söylüyoruz dedim. Bir parmak daha kalktı söz verdim:

–          Öğretmenimmm Karagül’ü izlediniz mi? Diye sordu. Bir an konu dışında bir şey söylenecek sandım. Hayır izlemedim ne oldu dedim.

–          Orada Rüzgar vardı. O tanımadığı kişilerle konuştu, onlara inandı onu kaçırdılar dedi.

–          Aaa çok güzel bir örnek oldu bu. Evet bu bizim başımıza da gelebilir. Gelmemesi için ne yapıyoruz dedim.

–          Tanımadığımız kişilere inanmıyoruzzz, uzaklaşıyoruz, büyüğümüze söylüyoruz cevabını aldım.

Mutlu olmuştum yarıyordu işe eğitim. Korktuğum gibi değildi. Küçük diye anlayamayacaklarını düşündüğüm çocuklar her şeyin farkındalardı. “Vücudunuz sizindir onu korumalısınız siz özelsiniz dokunmak isteyenlere izin vermeyin” diyerek eğitimi sonlandırdım.

2 saat sonra büyük grupları aldık. Sesimdeki sorun yüzünden ben devam edemedim. Arkadaşım anlattı onlara konuyu. Gerekli yerlerde ben girdim araya. Onlar da her şeyin farkındaydı. Onlarda zorlandığımız yer özel bölgeler oldu. Gülüştüler, utandılar. Ama bizim ciddiyetimizi görünce dinlemeye devam ettiler. Onlarda soru cevap şeklinde sohbet ederek eğitimi bitirdik.

İki gruptaki eğitimde de veliler gelmeye başlamıştı çocukları almak için. Onlar da dinledi bizi. Dikkatli, takdir edercesine baktıklarını hissettim. Keşke imkan olsa da bu konu da aileler için de bir eğitim verilebilseydi. TEGV deki tepkiler olumluydu.

Çocuklarımızı hafife almayalım. Onlar her şeyin farkındalar. Her şeyi anlayabilecek kapasiteye sahipler. Yeter ki onları ciddiye alalım, onlara uygun dille anlatmayı bilelim. Çocuklarımızla konuşalım, onların size güvenip gelmesini sağlayın. Başına gelen bir kötülük olursa size gelmekten korkmasınlar.

Ben bana düşeni yaptığım için mutluyum. Bu konunun peşini bırakmayarak daha da geliştireceğim kendimi. Belki bir gün okullarda da eğitim vermeye başlayabilirim. Bilgi paylaşımından dolayı www.onlineanne.com a teşekkür ederim. Sizler olmasaydınız bu kadar kolay kalkamazdım altından bu konunun. Sağlıcakla kalın…



Pin It on Pinterest

Share This