Çocuk sahibi olmak gerekli midir?

Çocuk sahibi olmak gerekli midir?

Aslında ikinci/üçüncü çocuğa gerek var mı sorusuyla klavyenin başına geçtim ama sonra önce asıl çocuk sahibi olmaya gerek var mı sorusu aklıma takıldı. Gerek var ya da yok kime ne bir kere de, gerek var ya da yok demek nelere bağlı bir düşüneyim dedim. Bir de bol çocukluyum ya bazen soranlar oluyor referans niyetine ahkam 🙂

Mantıksal olarak cevabımı verirsem çocuk sahibi olmaya kesinlikle gerek yok, zaten dünya yeterince kalabalık 🙂 Ama duygusal bin tane sebep sayılır, hani o süper karşılıklı sevgi pıtırcıklığı, minik ellerin ayakların güzelliği, bebek kokusu, bir canlıya emek vermenin güzelliği, hiçbirşey yoksa salt merak.. . Ama şimdi önemli olan bu duygusal sebepler değil,kanımca cevabı etkileyecek en kuvvetli değişken bu kararı verecek kadının konuya yaklaşımı… Çocuk şöyle güzeldir böyle zordur önermeleri tamamen algı ile ilgili. Bu kapsamda çevremden okuduklarımdan ve kendimden yola çıkınca kabaca 3 farklı yaklaşımda kadın tipi gözüme çarpıyor:

  • A grubu – Annelik için yaratılmış olanlar: yani daha çocuk sahibi olmadan hayatın anlamı çocuklardır, mutluluk için çocuk şart diyenler (ne olacaksın sorusuna anne olacağım diyen bir kızım var mesela değişir mi bilmem ama bu lafı ben başka kadınlardan da duydum ve hiç yaşamamış olduğum için hep şaşırdım)
  • B grubu – “Annelik mi, ıyk” diyenler. şaka şaka. Kibarcası “Ben halimden memnunum hayatımda çocuk olmasa da olur, hatta daha iyi olur diyenler” ve çok ender rastlanan” kesinlikle istemiyorum”cular.
  • C. grubu – kararsızlar, duruma göre salınanlar: “Çocuk güzel birşey de ancak uygun koşullar olursa” diyenler. Kimizi için uygun koşul kariyer, kimisi için para, kimisi için çok süper bir koca, ya da çocuğa bakacak biri uzar gider, arayınca gerçekleşmeyecek uygun koşul mu yok…

B ve C grubunda kadının eşi olarak erkeğin durduğu nokta çiftin çocuk sahibi olma konusundaki kaderini belirliyor. Onun dışında erkekleri de iplemiyoruz alınmasınlar 🙂 (plansız geliveren çocukları hiç saymıyoruz).

Gözlemlerime göre (pek bilimsel gözlem yaparım);
A grubunda yer alan bir kadın genelde ne yapar eder bu sevdasını gerçekleştirir. Biyoloji izin vermezse evlat edinir, partneri yoksa sperm bulur. Partneri istemiyorsa ikna eder, ikna edemezse yeni partner bulur. Bir şekilde anne olmak isteyen bu yola baş koyan kadını kimse tutamaz aslında. Sebeplerden bağımsız böyle biri için çocuk çok gereklidir, çocuk sahibi olmama durumu genelde büyük mutsuzluk kaynağıdır. Varılan nokta “çocuk gereklidir, gereği de yapılmalıdır”.

B grubu zaten bu kararı vermez genelde, karar vermeyi erteledikçe erteler. Hep bir bahanesi vardır. Sonunda biyolojik saat çınlamaya başlar. Eğer partneri çocuk olabilir modundaysa, arkadaşlar çoluk çocuğa kavuşmuşsa bu grup çocuğa yönlenebilir. Genelde geç olduğundan güç olur, en kafayı yemiş analar bu gruptan çıkar (şaka şaka kendimi düşünerek yazdım) ama partner de çocuğa ne gerek var modundaysa bizden önceki neslin asla anlam veremediği “tüh tüh yazık” modunda değerlendirdiği çocuksuz evli çift durumu olur.

Yine gözlemlerime göre bu çiftler hayatı çok verimli yaşarlar valla. Yaşlanmazlar gezerler, tozarlar işleri güçlerinde olurlar. Tek bir çocuğa pervane olmak yerine yerine topluma yararlı olma potansiyelleri de daha yüksektir kanımca 🙂 “Çocuuuuk” diye ölen bir adamla  “çocuk olmasın” diyen bir kadın durumunda “çocuk olsun”a direnen kadın var mıdır ben hiç rastlamadım. “Çocuğum olsun” diyen bir adam en annelikten uzak kadını dahi ikna edebilir rahatça. Yanılıyor muyum? Eh geyik yapıyoruz yanılma payı çok yüksek 🙂 Ama her kadın bir kere doğurmayı çok istemese bile merak eder, toplum baskısıyla merak da ettirilir o ayrı, “anne olmayan anlamaz” ya. (annelik sonrasında “anladık işte ne var” yerine “anne olmayan anlamaz” kervanına da geçiş yapılır törenle 🙂 )

C grubu muallak gruptur. B grubu gibi genelde erteledikçe erteler çünkü uygun koşul diye birşey yoktur aslında. Ama bu grup biyolojik saatin çınlamasını daha çok ciddiye alır, biyolojik saatin en son zamanlardaki “dan” sesinden fena etkilenip telaşa düşer. C grubunun bir anda A grubuna dönüşmesi de mümkündür; B grubuna da. Ama dönüşümü her durumda sancılı olur. “Eh isterim tabii aslında ama” durumundadır genelde de “ben tam anne olacak kadınmışım da farkına doğurunca vardım” durumu da olabilir tabii. İnsan bu ne yapsa şaşırmamamız gerek 🙂

Sonuçta anne olup en çok yakınan, anneliği en çok deşen B grubudur. Anne olamazsa hayatının eksik yaşayacağını sananlar ya da anne olamamışlara “vah vah” diye üzülenler A grubu. Ama bir de insan psikolojisi bu, bir sebeple biyolojik anne olamayacağını anlama, ya da eşinin istememesi gibi sebepler seni deli gibi bir A grubu kadını haline de getirebilir 🙂 Olmayanı gözünde fazla büyütme sendromu… Ayrıca  A grubunu da acayip süper anne yapmış olmayayım, bunlar da duruma göre boyunun ölçüsünü alıp anneliğin reklamlarda ve dergilerdeki gibi parıl parıl parlamadığını anlarlar haliyle. Çok feci anlarlarsa pişman olmazlar ama ikinci çocuk meselesinde B grubu semptomları gösterebilirler. Yine de bol miktarda “yüzüne baktın mı o meleğin herşeye değdiğini anlıyor insan” “ben ondan önce yaşamıyormuşum” duygusallığı ve toplumda anneliğe ithaf edilen kutsal mertebe bu grup için…

Aman ya ne yapıyorum kategoriler falan, geyik işte 😉 Herkes farklı sonuçta boşverebiliriz kategoriyi falan. Ama “bu kararı verdim ilerde pişman olur muyum” sorusuna  cevap verilemez bana kalırsa.  Önemli olan verdiğin kararı öylece kabul etmek ve bir daha da sorgulamamak. Çocuk sahibi olma kararı verip de pişman olanını hiç duymadım ama yani duysan bile itiraf edemezsin belki ama 🙂 Hayat hiçbir kararımızdan bizi pişman ettirmesin ne diyeyim.

Bu satırları yazan yarı ömrününün çoğunu  “doğurmak ne saçma, çok istersem evlat edinirim” diyerek geçirdi. “aslında bir tane doğurmalı belki, nasıl birşey doğurmak merak ediyorum” dediği de, “Çocuğa ne gerek var” zamanları da oldu, doğuramayacağını anlayınca üzüldüğü de… Ama doğurmak için ekstra çaba sarfetmesi gerektiğinde çabalayacak kadar istemediğini farkettiği de… Sonra üç çocuk doğurdu, hiç pişman değil doğal olarak.

“Olmasalardı olmazdım” da değil ama cevabım… Olmasalardı da olurdum, daha iyi ya da daha kötü mü, daha mutlu ya da daha mutsuz mu olurdum asla bilemeyeceğimin farkındayım ama daha farklı olurdum kesin… Çocuk birinin hayatındaki eksiği doldurabilecek mutluluklu, bol sevgili, duygusal bir dolgu maddesi değil, evlilik kurtarıcısı ilişki düzeltgeci, yaşlılık zamanlarının garantörü hiç değil,  insanın hayatını hem olumlu hem olumsuz olarak alt üst eden hayatını kökünden değiştiren seni başka bir sen yapma konusunda başına gelebilecek en büyük olay bana göre. Yaşamak için doğurmak da gerekmiyor, bir canlıya (ki insan evladı olmasa da olur) annelik etmeye karar vermek yetiyor. Eh emek verdiğini seversin, hangi sevdiğin için ne kadar kendinden verirsin, neleri göze alırsın? İşte bütün mesele…

eee o kadar laf ettik,  çocuk sahibi olmak gerekli mi? Merak kediyi öldürürmüş 😉 Ama merak ediyorum sizce gerekli mi ve niye?



Pin It on Pinterest

Share This