İkinci çocuğa ve ötesine gerek var mı?

İkinci çocuğa ve ötesine gerek var mı?

Okuyucular

Yine mantıken bakacak olursak, cevabımız “gerek yok” 🙂 Dünya yeterince kalabalık ve bu dünya mutlu azınlığı saymazsak zaten yaşamakta olan çoğunluk için pek de güzel bir yer değil. Mantıken bakan devlet büyüklerine göre gerek var, çünkü ne kadar kalabalık o kadar ucuz işgücü. Ama bu tür kararlar mantıkla ve de dünya geneli dikkate alınarak verilmiyor çok şükür.  Allahtan duygularımız var. Kişisel şartlarımız, hayattan beklentilerimiz, inanışlarımız, kendi doğrularımız ve tabii biz plan yapıp ahkam keserken başımıza “küt” diye geliverenler (çok şükür yine)… Mesela bir röportajda okumuştum. 4. Çocuğunun yapsam mı ama çok zor diyen ünlü birine anneannesi, “zorluk dediğin ilk bir kaç yıl; sen yaşlılığında şükran masasına kaç kişi oturmak istiyorsun onu düşün” demiş. Yaşlılığımda kalabalık bir masanın büyükannesi olma fikri o an bana çok harika geldi mesela. Ancak zamanı gelince hepsi gelip o masaya oturur mu, otursalar da ben orada oturuyor olabilir miyim ki? Olsun hayali güzel, umut etmek güzel. Umut da fakirin ekmeği… Benim anneannem de “tek çocuk hiç çocuk, üç çocuk çok çocuk” derdi 10 tane doğurmuş bir kadın olarak (5’i yaşamış sadece).

Aslında yine geldik bizim gereksiz kategorizasyona 😉 Hani bahsetmiştik ilk yazıda… Annelik konusuna bakış açına göre hangi gruptasın? diye sorup A grubu “annelik için yaradılmışlar“,  B grubu “iyyyyk annelik almayayım” (bir de C grubu “kararsızlar“) diye kategorileri dayamış, “beni kategorize etme” desek de herkescikleri feci kategorize edivermiştik. Şimdi sorumuz geliyor: Hadi birinciyi doğurdun o ya da bu şekilde, anneliğe bakış konusunda grubun değişti mi?  A grubuna geçiş yaptıysan “ahanda annelik için yaratılmışım da haberim yokmuş” aydınlanmasıyla yine de kendine sorman gereken 2 temel soru geliyor aklıma. (Eğer bu aydınlanmayı yaşamadıysanız, hooop sizi gereksiz sorular bölümümüze alalım, yapmanıza gerek yok ikinci çocuk valla ama sen bilirsin)

1. Yaneee, nasıl bir kadınsın? Anne olmak dünyanın en güzel hissi “yine yaşayayım, yine yaşayayım, bir kez daha yaşayayım” diyorsan işin mantığı ile uğraşmak abesle iştigal. “Çok istiyorum ama param yok”, “çok istiyorum ama kocam istemiyor”, “çok istiyorum yaşım fazla”, “çok istiyorum, yardım edecek insanım yok”. Bunların hepsi teknik ayrıntılar, halletmek için canını dişine tabilirsin ve muhtaç olduğun kudret annelikle dolmuş kalbinde, evrene  zaten saldığın dileklerde mevcuttur. Zaten bunlarla uğraşmayı yemiyorsa da belki “çok istiyorum” kısmı doğru değildir. Ama “bir kere yaşadım, anlayacağımı anladım” ve hatta “istemiyorum pilav yapmak ama çocuğa da kardeş gerek” zihniyetindeysen bir sonraki sorumuza geçelim ama genel olarak gereksiz yere kafa patlattığını düşünüyorum nacizane 🙂 o çocuğu doğurmazsın sen, kendi gelmedikçe…

2. Nasıl bir annesin?
“Herşey kitabına uygun olsun, proje çocuğum o benim, en iyisi onun olsun, en iyi okullara gitsin, herşeyi denesin, herşeyin en’i olsun,  yaşanmasın söylenmesin, sen benim şarkılarımsın” aşkı yaşıyorsan standartlarından taviz verme konusunda esnekliğin ne? Yani standartlar feci düşecek hazır mısın?

O kalp değil iki-üç, on çocuğu da eşit sevebilir ama o vücut ve imkanlar değil on’una iki’sine bile aynı standartta annelik yapmana müsade etmez. Her çocukta kalite düşer. İkizle başlamışsan zaten standartlar iyice sürünür 🙂  (Hep aklıma süt içerken nefes almak için memeyi bırakan bebem ve memeyi kardeşine kaptırışından sonraki ağlaması ve biberondaki süte talim etmesi gelir aklıma. her bebiş anne sütünü tek başına hakeder ya ikiz bebelerin yoktur o lüksü. ikisini beraber aynı anda da emzirdim, benzemez öyle tek bebenin sahip olduğu yayılma ve herşeyin merkezi olma lüksüne…)

Hani süper zengin bile olsan -imkanlar açısından- paranla kendinden bir tane daha klonlayamayacağına göre o aşk herkesin sırasını beklediği seviyeli bir ilişkiye dönmek zorunda. “Eee normali de bu, ne o öyle en en en” diyorsan zaten de “çok istiyorum” modundaysan, dediğimiz gibi işiniz teknik detayları çözmeye kalmış.  Ama “ben herkese yeterim”se standardın, bir daha düşünmek lazım 🙂 Etraf “süper anne” olmaya çalışan mutsuz kadınlarla dolu…Veee mutsuz kadınlar mutlu çocuk yetiştiremez, kararsız bir balık olarak en emin olduğum önermem, valla da billa:-)

Bence gereksiz kafa patlatılan sorular (aman kızmayın ya geyik yapıyoruz şunun şurasında):

  • Onu da birincisi kadar sever miyim? Ay seversin, birinciyi sevdiysen bunu da kesin seversin 🙂 Sevmeyenini hiç duydun mu?
  • Yavrucuğum kardeş gelince çok zorlanır mı? Zorlanacak tabii dünyanın merkezi değişiyor, zorlanmayanını duydun mu?
  • Yavrucuğum yeni bebeği kıskanırsa mutsuz olursa? Kuvvetle muhtemel.  Prens/Prenses olarak yaşasın bu dünyayı, bir bezelye bile olmasın yatağında diyorsan bırak yaşasın. Bakınız üst paragraf standartlarda esneklik. ancak her dezavantajn avantajı da paket halinde gelir. Bezelye sıkntı verir ama avantajları da bir sonraki paragrafta.
  • Çocuğa bir kardeş lazım? Niye lazımmış. Genel cevap belli: paylaşmayı öğrensin şu hayatta yalnız kalmasın, kardeşlik duygusunu tatsın, tek çocuklar paylaşmayı bilmez, beraber oynarlar, arkadaş olurlar, destek olurlar, eğlenirler, var mı kardeş gibisi vesaire…Araştırmalar tek çocuklar bencil olur, paylaşmayı bilmez önermelerinin doğru olmadığını söylüyor. Birbirini seven, her zaman destek olan iki iyi kardeş herkesin hayalini süsler ama piyango gibi birşey kanımca. Bazısında içtikleri su ayrı gitmez, ama bazısında “kardeşim duymaz eloğlu duyar” modu. Çocuk sağlıklı ilişki kurabilen bir insan olarak yetişirse kardeşin yerini tutacak dostları mutlaka olur. Yok zaten o eksikse kardeşiyle sağlıklı bir ilişki kurabileceği tartışmalı. Kardeş sağlıklı ilişki kurma konusunda tecrübe sağlar mı? Yine sağlamaz diyen araştırma duymuşluğum var sanki ama emin değilim yoksa araştırılmadı mı? Araştırırlar nasılsa hep beraber tweetleriz bizde, instagrama da yapıştırırız. (şaka bir yana açıkcası önemsemediğimden kaynak araştırmıyorum kusura bakmayın)
  • Beraber oynarlar, ne güzel olur, bizimki çok yalnız, evde hep benim peşimde. Di mi ama?  Oyuncakçıdan oyun arkadaşı ısmarlamıyoruz haliyle. 3 yaştan fazlası oyundan çok dırdır. 4 yaştan fazlası ayrı ayrı takılan tipler. Bakınız aradaki yaş farkı ne olmalı?
  • Aradaki yaş farkı gerçekten ne olmalı? İnsanın doğumdan sonra vücudu bile anca 2 sene sonra toparlanıyormuş diye hatırlıyorum, tecrübeyle de sabit. Valla 2 yaşında bir çocuk+ bebekle uğraşan tüm annelere ve çoğul bebek annelerine ekstra kredi talebim var benim:-) Krediyi kim verecek bilmem ama daha önce talep ettiğim sırta sıvaz ekstra olsun o zaman… “İlerde rahat edeceksin” denir bolca, “avun avun kavun” niyetine ben size söyleyeyim. Beraber oynarken görüntülenen her anında da ‘baaak” denir ancak kazın ayağı bence öyle değildir. BlogcuAnne de “biri birinin pusetin itebilsin” demişti, ha bence de ondan…

Ama haksızlık da etmemeyeyim bazen koca bir günü 4 yaşında bir oğlanla geçireceğime 4 yaş ve iki 8 yaş kızı beraberce daha kolay galiba diye hissettiğim oluyor, beraberce takılıyorlar. Kavga gürültü bile olsa zaman beraberce geçiyor. Ta kiii bir çığlık bir gürültü bir şikayet bir ağlamaya kadar…Gereksiz soru dememin sebebi bu kardeşliğin keyfini genelde büyüyünce çocuklar çıkarır, o  zaman da yaş farkının önemi kalmaz.

  • Kızım var oğlan istiyorum, oğlum var kız istiyorum? ehii çok fazla kız  ya da erkek diye tutturursan yeminlen tersi olur, ben diyeyim sen dinle ya da dinleme. Garantisini veremiyoruz biliyorsun, o takvimler yok şunu yemek lazımlar falan, inanma aman…

İşin gerçeği çok çocuk iyi mi kötü mü sorusuna doğrudan cevap veremiyorum ben, cevabım hergün değişiyor. Çünküüü her günüm başka bir eğlence… Bazen çılgıncasına eğlence, huzur, sevgi pıtırıcıklığı, bir sürü minik el, bir sürü seni seviyorum ama bazen depresyonun dibi, “annelik her zaman toz pembe değil” çok iyimser kalır ruh halimi tanımlamak için… Toz pembe günlerim de var bol miktarda, o kadar kötü olur mu?  Pakette herşey düşünülmüş, hele ilk zamanlar hormon desteği bayağı bir pembelik sağlıyor, hele böyle sağlık sorunlarıyla uğraşmışsanız, o günleri atlatmışsanız falan; amaan toz pembeden daha pembe hayat, şükür bulutu… Ancak tek çocuk çok huzurlu birşey ya, çocuklarla tek tek yaptığım anne günlerinde biliyorum. “Bunu mu yapalım şunu mu” “şunu” “tamam şeker”, huzura bak sen. “Ama ben istemiyorum” yok, tartışma yok, “sırayla” yok, her karar durumuna “taş-kağıt-makas” yok… Bir kere Emre bebekken kocam, ben, bebek, üçümüz ikizlerimiz olmadan bir yere gitmiştik. İkimiz de “anaa tek bebek ne kolaymış” diye hayrete düşmüştük. Ben yorulunca ona veriyordum; o yorulunca bana; lükse bak sen 🙂 Ama tabii ki son sözüm “üçü de iyi ki varlar, canlarım benim” ve de “şartlar neyse o yaşanıyor”.

Bu sorular kafanızda dönüp duruyor, karasızsızsınız, yazdıklarım da sizi hiç yardımcı olmadı di mi? Nasıl olsun zaten, herkes kendi gerçeğini yaşar…  Ben sizi  1. ve 2. sorulara geri gönderiyorum.

Özellikle ikinciyi doğuranlara soruyorum: sizce ikinciye gerek var mı? (gerek yok demek 2. çocuğunuzu sevmiyorsunuz pişmansınız anlamına kesinlikle gelmemektedir) hele üçleyenleri bir duysak, planlayarak 3.yü yapan var mı? (doğrudan üçüzleri, tek çocuk üstü ikizi, ay zaten istiyordum’ları neye niyet neye kısmet kabul ediyoruz ;-))



1 Yorum

  1. Ben tek çocukcugillerdenim 🙂 ama aynı zamanda “büyük lokma ye, büyük laf etme” atasözü düsturum. Nolur nolmaz 🙂 Toz pembe, bol güneşli günlerim aniden gök gürültülü sağnak yağışlı anlara dönebiliyor ama şükür yaz yağmuru çabuk geçiyor. Annelik için yaratılmamışım ama kızıma çok ihtiyacım varmış öğrendim. Varlığı şükretmem için yeterli. 2.3.ikiz.üçüz…becerebilene ve isteyene kolaylıklar 🙂

Pin It on Pinterest

Share This