Diş perisinin hazin sonu

Diş perisinin hazin sonu

Yaş artık 8, bunca zamandır bayağı bir diş döküldü bizim evde. Her diş itinayla yastığın altına kondu, diş perisi bazen gelmeyi unutsa da son anda hep birşeyler ayarladı. Bazen diş perisine yazılan notlara cevaplar yazıldı. Ara ara biri benden şüphelense de, diğerinin inancı tamdı ve hep sonuçta  “diş perisi var, biz inanıyoruz” dediler . Eh, biz de “inanıyorsan vardır” demeye devam ettik. İnanmak böyle birşey işte, bütün gerçekler gözüne gözüne sokulsa da görmek istememek aslında bir nevi. “Ne zaman anlarlar” dediğimin üzerinden neredeyse 2 sene geçmiş (Noel baba ve Diş perisine inanmak), yok ya bizimkiler anlamak hiç istemediler.

Uzun süredir düşen diş yoktu. Benden uzaktalarken bir diş daha düşmüş. Niyeyse beni beklemişler yastığın altına koymak için. Tabii diş perisinde akıl mı kaldı, yine unuttu gelmeyi 🙁 Sonrası diş perisine bir mektup daha. Diş perisi de mecburen parayla birlikte cevap yazmak durumunda kaldı. Hem de gündüz gündüz.

O gün okuldan geldi bizimkiler. Bir arkadaşları ile odalarına çıktılar.

Yukarıda diş perisinden gelen mektubun topluca bulunduğunu, bir konuşmalar geçtiğini anladım. Kızım elinde mektupla “sen bugün benim odama girdin mi, bu senin yazına benziyor” diye geldi. Yarı sinirli, meraklı, sorgulayan bir ses…

Ne o?” dedim. “Diş perisinden mektup ve para. Erica diş perisi diye birşey olmadığını, kendi annesini dişi alıp parayı koyarken gördüğünü söyledi ” dedi. “Sen ne dedin” dedim. “Benim annem asla öyle birşey yapmaz dedim” dedi. Allahım, neydi günahım!

Tamamdı artık, daha uzatacak halim yok ya. “Sence diş perisi kim?” dedim. “Sen misin?” dedi ama nasıl büyük hayalkırıklığıyla. “Evet benim” dedim. “Yani o kadar zamandır bana yalan mı söyledin. Hani anneler yalan söylemezdi” dedi. “Yalan söylemedim” dedim.

Sana hep inandığın herşey gerçek olur, sadece zamanını ve nasılını bilemezsin dedim. ” “Sen bana hep diş perisi var mı diye sordun. Ben de Sen inandığın sürece diş perisi var dedim. Bugün sadece diş perisinin ben olduğumu öğrendin o kadar“. Birşey demeden baktı bana kocaman kocaman, kesinlikle üzgün…

O kadar mıydı gerçekten? Çok hayalkırıklığına uğradı. “Çok mu üzüldün?” deyince “evet, biraz” dedi. Diğeri kolayca “amaaan dedi işte sonuçta anneler yalan söylemez. Zaten el yazısından anlamalıydık” dedi. “Lütfen dedim hiçkimseye özellikle Emre’ye söylemeyin. Her çocuğun diş perisi annesi ya da babasıdır ve her çocuk bunu birgün kendi anlar” “Tamam” dediler neyse.

Sonra “eee dişlerim nerede o zaman” dedi. “Bende” dedim. “geri alabilir miyiz?” “tabii” deyince gözler yine ışıldadı ama benim kalbim buruk, hem de çok buruk…

Ayrıca of ya daha Noel Babası, Lepricon’u, Elf on the Shelf’i… Hepsi daha yolda ve Emre merakla hepsini beklemekte… Ve maalesef anneler bazen “iyi niyetle de olsa” yalan söylüyor işte, “keşke hiç söylemeseydim hiç” dediğim andır o kocaman gözlerdeki hayalkırıklığını gördüğüm an 🙁 ve işte bazı çocuklar daha 6 yaşında “eee tabii ki öyle birşey yok” olgunluğunda olabiir. Ama hayallerine sıkı sıkı bağlı olan ve hayal dünyasında yaşamayı seven bazıları içinse büyümek ve gerçeklerle tanışmak o kadar da kolay olmayabiliyormuş işte. Umarım ona bugünden hatıra bir kutu dolusu süt diş koca bir hayalkırıklığı ile değil sadece gülümseme ile kalır.

“Kaş yaparken göz çıkarmak” diye  buna mı diyorduk? İşte ben o gözü çıkarmış gibi hissediyorum maalesef ama yapacak birşey yok. En kötü yalanımız bu olsun, ne diyeyim…



Pin It on Pinterest

Share This