Farklılık ve Çeşitlilik iyidir!

Farklılık ve Çeşitlilik iyidir!

Daha önce Çocukları farklılıklar konusunda eğitmek konusunu çocukların engelli bireylerle ilişkisi kapsamında ele almış ve Amerika’da bir okulda bu konuda verilen eğitimlerden örnekler vermiştik (Çocuklara “Engelli Bireyler” ile ilgili öğretilmesi gerekenler).  Bu hafta engellilere yapılan ayrımcılıkları 3 Aralık Dünya Engelliler Günü olmasından ötürü yoğun bir biçimde duyup sonra bir köşeye atılmasını seyredeceğiz hep beraber.

Aslında ayrımcılıkla mücadele ve farklılıkları kabul etmek çok geniş bir konu. Farklı kültürler, inanışlar, fikirler, yaşam biçimleri le birlikte öncelikle kendimizdeki ve başkalarındaki farklılıkları ayırt edebilmeyi ve bunların herbirimizi benzersiz yapan “pozitif” özellikler olduğunu kabul edebilmeyi gerektiriyor. Engelli olmak da bu farklılıklardan biri.

Çocukların 5-8 yaş arasında kendileri ve başkaları hakkında fikirlerinin geliştiğini ve hemen hemen herşeyi “iyi” ve “kötü” arasında derecelendirme eğiliminde olduklarını da biliyoruz. O yüzden farklılıklar konusunda çocukları eğitmenin anafikri aslında “farklı” olmanın “kötü” bir şey olmadığını onlara anlatabilmekten geçiyor. Maalesef önyargılarla dolu bir dünyada yaşıyoruz ve kendi önyargılarımızı da çocuklarımıza bulaştırıyoruz. 

Amerika’daki devlet okullarının hepsi aynı müfredata sahip değil. Ancak bizim şansımıza okuldaki “karakter eğitimi” kapsamında verilen dersler bizim aile olarak eğitimden beklentilerimizle örtüşüyor. Kendimizdeki ve başkalarındaki farklılıkları kabul etmek önemli bir eğitim alanı.

 Bu derslerde rehber öğretmen yönlendirmesinde şu tür etkinlikler yapılıyor:

1. Çocuklar önce kendilerinde ve arkadaşlıklarında gözlemledikleri farklılıklar hakkında konuşuyorlar.

2. Bu konuyla ilgili insanların birbirlerinden farklı olduklarını gösteren bir kitap okuyorlar. Örn. It is OK to be different, Todd Parr; (Diğer Öneri İngilizce kitap: Rules, Cyntia Lord; The Colors of us, Karen Katz, Different just like me, Lori Mitchell. Türkçe kitap Elmer olabilir)

3. Sonra öğretmen Todd Parr’ı öğrencilerden çizmelerini istiyor ama nasıl çizeceklerini, adım adım tarif ediyor..

4. Sonra herkes çizdikleri resmi birbirininki ile karşılaştırıyorlar. Bu etkinlikteki amaç aynı tarifle bile nasıl farklı renklerde, farklı algılarla farklı çizimlerin çıktığını ve hepimizin farklı bir düşünme şekli olduğunu göstermek.

5. Sonra hepsine o hafta daha önce hiç oynamadıkları bir çocukla oyun oynamayı teklif etmeleri öneriliyor.

 Ebeveynelere bu konuda önerilenler:

– çocuklarla beraber bu konuda kitap okumak,

– günlük hayatta karşımıza çıkan farklılıklarla ilgili sohbet etmek,

– çocukların doğal sorularına olanak tanımak ve soruları cevaplamak (Yani tekerlekli sandalyede birini gördüklerinde doğal olarak sormaya başladıkları soruları “ayıp” diye engellememek gerekiyor).

– rol model olmak ve farklılığı kabul ettirecek etkinlikler yapmak: ayrımcılıkla karşılaştığında karşı çıkmak, farklı tür insanlarla arkadaşlık etmek, coğrafya ile ilgilenmek (farklı millet, yemek, kültür, müzik) (bu son madde biraz hayal oldu:-))

Okul içinde bu konuların sürekli gündemde tutulmasının etkisini biz çocuklarımızla sohbetlerimizde anlıyoruz. Yolda, parkta, spor salonunda gördüklerimiz dışında acaba hiç özel gereksinimleri olan arkadaşları var mı diye düşünürken sohbetler esnasında anlıyoruz ki var. Örneğin bir arkadaşından bahsederken, “Michael kendisine dokunulmasından hiç hoşlanmaz ve beklenmeyen durumlar onu çok korkutabilir. Onun beyni değişik çalışıyor”,  “Sarah daha farklı biçimde öğreniyor. Bazı konularda bizden çok iyi ama okuma konusunda değil”gibi cümleler kurduklarında otizmden, öğrenme güçlüğünden bahsettikleri tahmin edilebiliyor. Zaten okula farklı engelleri olan bireylerin gelip onların sorularını cevapladıkları etkinlikleri her sene gelip anlatıyorar.

Bizim için bu konu daha bitmedi. Eğer hepimizin aynı olmaya zorlandığı sevimsiz bir hayat yaşamak istemiyorsak önce bir kendimize bakıp önyargılarımızla yüzleşmemiz ve kendi çocuklarımıza hangi mesajları verdiğimize dikkat etmemiz gerekiyor. “Ben hiç önyargılı biri değilimdir” diyenimizin bile önyargısı var. Irk, din, dil, cinsiyet, aynı tür evlilikler, örtünme gibi herkesin birbirini yediği konularda kendi “fikrinizi” empoze değil sadece bu konulardaki farklılıklara işaret etmek çocuğunuzu önyargısız büyümesi ve kendi fikrini oluştururken başkasının katılmadığı fikir ve yaşam şekline  saygı duyması için bir adım.

Çeşitlilik ve Farklılıkla ilgili Uygulamalar:


 

 



Pin It on Pinterest

Share This