Teknoloji Detoksu – Herkese lazım

Teknoloji Detoksu – Herkese lazım

Kış boyunca oldukça tempolu bir rutinimiz vardı. Tabii bunda benim part-time çalışmaya başlamamın da etkisi büyük oldu. Benim için sabah 6’da başlayan gün akşam 20.30-21.00 civarında popomu koltuğa ilk defa koymamla biraz yavaşlıyor, birkaç saat sonra da sona eriyordu. Kuzey’in okuldan sonraki kursları, arada yapılması gereken alışveriş ve dışarı işleri, yemek ev işleri vs derken farkettim ki önceliğim bu devamlılığı sağlamaya yönelik ve hiç bitmeyen işler olmuş. İşleri yetiştirmek benim için ne kadar önceliklendiyse oğlanın teknolojiyle geçirdiği vakit de artar olmuş.
Havalar güzelleşip dışarı aktiviteleri için izin verir hale geldikçe, günler uzadıkça belki enerji ve yetişmesi gereken işlerde değişen birşeyler olmasa da, insanın dışarıda açık havada, doğada vakit geçirme isteği artıyor. Hele bir de bu sürekli yetişmeye çalıştığımız hiç bitmeyen işlerin hayatımızın merkezi haline geldiğini bize hatırlacak üzücü bazı olaylar da başımızdan geçince dedim ki kendi kendime “Bi dur, bi yavaşla biraz” Neyin uğruna boğuşuyoruz bu kadar koşturmacayla? Biraz yavaşlamak için mutlaka bize bunu hatırlatacak kötü olayların mı gelmesi gerekiyor?
Neyse ben bu kararları kendi kendime aldıktan sonra, bu nispeten daha yavaş hayatıma oğlumu ve eşimi de dahil etmek istedim elbette. Ama bu pek kolay olmadı söylemeliyim. Çocuğuma defalarca “Hadi gel seninle şunu yapalım” dedikten sonra, YouTube’de seyrettiği MineCraft videosundan kafasını kaldırmadan bana “Biraz sonra…” deyişi var ya, işte bana teknoloji detoksu kararını aldırtan cümle oldu.
Bu teknoloji detoksu evdeki tüm ekranları kapsıyor ve evdeki her ferdi. Yani yok öyle sadece çocuğa kısıt koyup, kendimiz istediğimiz gibi twitter/instagramda dolaşmak veya dizi seyretmek. 2 hafta boyunca. Telefonumuzu sadece telefon etmek ve mail kontrol etmek amacıyla kullanmak dışında biz de hiçbir şekilde kullanmamaya söz verdik.
İlk iki gün hepimizin biraz zorlandığını itiraf edeyim. Ay hayatımız değişti, yeniden yaşamaya başladık vb cümleleri kuramayacağım. Bizde davranışlarda gözle görülen bir gelişme olmadı. Ama sonra çok enterasan birşey oldu biliyor musunuz? Konuşmaya başladık, birbirimizin suratlarına daha bir dikkatli bakmaya başladık. Her zaman anlaştığımızı söyleyemem, tartıştık da. O benim hep peşinden koşturduğum, yetişmeye çalıştığım işlerin kimilerini beraber yaptık, kimilerini hiç yapmadık. Bazen oyun oynadık, bazen aklımıza yapacak bir şey gelmedi. Yaklaşık 10. günde filan Kuzey kaç gün kaldı diye de sormaya başladı. Hatta neredeyse kalan her gün, kaç gün kaldığını parmak hesabıyla takip edip, bizi zaman zaman sinir etti. İlle bir değişiklik söylemem gerekirse, sanırım en büyük değişiklik, birbirimize ayırabileceğimiz zamanı daha az ertelemek oldu.
Bu iki hafta içinde düşündüm, bu süre bitince ne olacak, tekrar eski rutinimize geri dönecek miyiz diye. Teknoloji şirketlerinin patronları çocuklarını tamamen teknolojiden uzak yetiştiriyormuş haberlerinden bize gına geldi. Teknolojiyi hayatımızdan tamamen çıkarmak bizce ne gerçekçi ne de mantıklı, hem de küçük büyük farketmez herkes için. Dünyadaki tüm insanlar olarak televizyon ile geçirdiğimiz evreler, verdiğimiz tepkiler ne ise, benzerlerini tablet, akıllı telefon ve bağlı teknolojilerle yaşıyoruz. Bunların zararlarını minimize ederek bunlarla birlikte yaşamayı da öğreneceğiz bir gün. Belki bundan sonra bu detokstan daha sık yapabiliriz ama hayattan tamamen çıkaramayacağımız aşikar.
Sonunda bizim evde normal hayata dönme kurallarımızı birlikte belirledik. Bundan sonraki kuralımız, evdeki çocuk için haftada 4 saat iPad hakkı. İster hepsini bir günde kullanır ister her gün yarım saat bakar, kendi karar verecek. Hafta sonu da eğer isterse bir film. Bir de ipad zamanını kullanmadan önce yapması gereken işleri tamamlamış olması gerekecek. Evin büyükleri için de şimdilik haftada en az bir kez arkada bir yandan TV açıkken, bir yandan telefonda sosyal medyayı kontrol etmediğimiz, tablette bilmem ne uygulamasıyla uğraşmadığımız bir gece geçirmek var. Şimdilik bu kadar. Bakalım yeni kurallarımızla birlikte yaşamımız nasıl şekillenecek?



Pin It on Pinterest

Share This