Tekne Orucu

Tekne Orucu

Türkiye’de Ramazan ayına denk gelmeyi hem seviyorum, hem sevmiyorum. Herkesle birlikte yenilen iftar yemekleri beni çok mutlu ediyor ama oruç nedeniyle gergin ve sinirli insan sayısının artması ise aynı oranda içimi daraltıyor. Ama çocukların bir kaç yıldır bu dönemi yakından görmesi çok iyi oluyor. Hele ki Trakya’dayız. Davulcusuyla, zurnacısıyla, iftarı ve dayanışmasıyla Ramazan ayınının hakkı burada her anlamda verilir ve tutmayanına, denize girenine, rakısını içene de kimse karışmaz. Günler uzun, oruç tutmak zor, o yüzden orucu uykuya tutturan da bol… Neyse geçen sene ilk kez bayramda da Türkiye’de olduk, pek güzel.

Her sene bizim kızların yaşgününde sitedeki çocuklarla yaşgünü partisi değil bir yaz partisi yapıyoruz. Etrafı süslüyorlar, ben pasta getiriyorum falan. Geçen sene dediler ki “parti yapacak mıyız?”. “Tabii” dedim ama bana “biz oruç tutacağız” dediler. Ben de “tamam o zaman siz bana ne yapmak istiyorsanız söyleyin” dedim. Bunlar kendi aralarında toplandı, toplantıdan “bir gün oruç tutmasak birşey olmaz” kararı çıktı. Bir de fikrimi sordular, ben de “onu ben bilemem, buna herkes kendi inancına göre karar verir” deyince gidip Hocaya sormuşlar (Hocayı nereden buldular, ne siz sorun ne ben söyleyeyim) Keşke ben de fikrimi söyleseymişim çünkü Hoca “o zaman 29 gün cezası var” diye korkutmuş bunları. Üzgün üzgün geldiler. Ben içimden Hocayı boğazlamak istedim ama kendimi tuttum, “nasıl isterseniz, bana sadece zaman, yer, ve ne istediğinizi söyleyin” dedim. Bu arada bu çocukların yaşları 10-12 arası. Ramazana kadar hepsi denizdeydi tüm gün, bir de “denize girmek oruç bozar mı” tartışması oldu. Hocaya gerek kalmadı sonra, hava berbattı falan 🙁

İlk gün mahallenin çoğunluğuna uyarak bizimkiler de tutturdular oruç diye. “Pek tabii” dedim. Bir daha “oruç niye tutulur,  nasıl tutulur”u konuştuk. Yine herkesin farklı inanışları olduğunu, inançların sorgulanmayacağını, herkesin inancına saygı gösterilmesi gerektiğini, böyle şeylere hiç inanmayanların da olduğunu vesaire…eh bir kulaktan öbür kulağa…”biz tutmak istiyoruz” dediler. “Yaşınız küçük tekne orucu tutun öyleyse, yoksa sağlığınız bozulur” dedim. Sabah kahvaltılarını öğlene doğru ettiler bir güzel. Anneanneleri sevindirik olup işi uzattı, niyet ettirdi falan. Ben yine dedim ki “istediğiniz kadar su içebilirsiniz, karnınız çok acıkıp kendinizi kötü hissederseniz akşamüstü yemek de yiyebilirsiniz. Ama bu esnada sadece aç kalmak değil iyi insan olmak önemli. Yani kardeşine, seni kızdıran birine bağırıp çağırırsan, bile bile kalp kırarsan falan da gider oruç”. Neyse bu sefer Hocaya sorma gereği duymadı kimse, töbe töbe…

Tekne orucu süper gitti. Arada kuzenleri gelip dondurma teklif ettiler. Biri bana “çok istiyorum dondurma, bozabilir miyim” dedi. Ben de “o Allahla senin aranda, ona söz verdin, istediğini yap, kimseye sorma ” dedim. Bayağı bir zorlandı ama bozmadı. Akşamüstü oldu “hala dayanacağım” diyorlar. Bu arada kimse kimseye kötü de davranmıyor. Hele Emre koca tabak makarnayı karşılarında yerken bayağı gidip geldiler bozmak bozmamak arasında. Emre karşılarında yeyip içerken ona da “ayıp, git içerde ye” demedim. Allaha söz vermekse, iradeyse, şartlar neyse o… Sonuçta bizimkiler irade denemesinin dibine vurdular ve akşam oruç tutan ve tutmayan tüm aile fertleriyle birlikte güzelce dua ederek güzel bir iftar sofrasında oruçlarını açtılar…Tekne mekne, bizimkiler ilk kez oruç tuttu yani 🙂

Neyse bu tekne orucu hikayesi oruç tutmaya dayanamayanların gizli gizli ekmek tekneleri arkasında yemek yemesinden geliyormuş ya bazen gidişattan korkuyorum. Bazı insanların oruç tutmak istemeyenlere tekne orucu tutturmalarından, yaptıkları baskıdan. Çocuklara “iyi insan ol” yeter demek yerine binbir ayrıntı ile korkutulmasından…Tahammülsüz değil iyi niyetli olan ayıp olurcular da tekne orucuna çanak tutuyorlar.

Özellikle sıcak ve uzun günlerde oruç tutmak zor. İnanan için Allah kabul etsin, tutana kolaylık versin. İnanmayana, tutmayana, tutamayana “ayıp ama” deyip tekne orucu baskısı kimse yapmasın ve inananıyla inanmayanıyla herkes güzel bir Ramazan ayı geçirsin diyelim. Ramazan ya da Noel ve diğerleri, bizce bunların tek bir anlamı var: olduğundan daha iyi bir insan olmaya çalışmak ve bunu yaparken diğer insanları normalde düşündüğünden daha çok düşünmek,  kollamak, ve dayanışmak… Yani bize göre öyle…



Pin It on Pinterest

Share This